İçeriğe atla

Fenâ kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey1 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Fenâ kavramının zuhûr ettiği mahaller, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerinde ve Hakk'ın tecellîlerinin çeşitli veçhelerinde kendini gösterir. Fenâ, sâlikin kendi vücud iddiasından soyunup Hak'la kâim olduğu hâlin adıdır. Bu hâl, öncelikle sâlikin sülûk merhalesinde "nihâyet" makamında zuhûr eder; tevbe ve riyâzat gibi bidâyet makamlarından sonra, mücâhede ve müşâhede gibi vasat makamlarının ardından fenâ ve bekâ makamları gelir. Ayrıca, Hakk'ın zâtının zuhûr ettiği mahallerde, yani kendi varlığının hakikatini ilâhî varlığın hakikati olarak idrak eden kâmil insanlarda da fenâ zuhûr eder¹. Bu, sâlikin kendi yokluğunu tahkîk etmesi, varlığın Hak'ka âid olduğunu ayân etmesidir.

Detaylı cevap

Fenâ kavramının zuhûr ettiği mahaller, tasavvufî öğretide çok katmanlı bir şekilde ele alınır. Öncelikle, fenâ, sâlikin sülûkî zuhûrunda "nihâyet" mertebesinde belirir. Sâlik, tevbe, inâbe ve riyâzat gibi bidâyet makamlarını geçtikten, mücâhede, mukâşefe ve müşâhede gibi vasat makamlarını aştıktan sonra fenâ ve bekâ makamlarına ulaşır. Bu makamda sâlik, kendi nefsinin sıfat ve vasıflarının Hakk'ın sıfât-ı zâtiyyesi karşısında perdesizleştiğini, kendi vücud iddiasından soyunduğunu idrak eder.

Fenânın zuhûr ettiği bir diğer mahal ise Hakk'ın zâtının tecellî ettiği kâmil insanlardır. "Cenâb-ı Hakk'a has mahallerde, yani kim ki kendi varlığının hakikatini ilâhî varlığın hakikati olarak idrak eder, işte o Hakk'a mahsus mahaldir"¹. Bu idrak, sâlikin kendi zâtının da müstakil bir varlık olmadığını, varlığın Hakk'tan ibâret olduğunu hak'el-yakîn ile bilmesidir ki bu, fenâ fillâh'ın tam karşılığıdır. Bu hâlde, "Hak varlığı, bâtınını istilâ ettiği zaman mâsivaya şuurun kalmamalıdır. Bu fenâ makamıdır"².

Ayrıca, her kavramın bir zuhûr mahalli olduğu gibi, fenâ da Hakk'ın manalarının yüklendiği bir mahal olarak ortaya çıkar. "Mevcut varlıklar olmasa Hakk'ın manalarının yükleneceği mahaller olmayacaktı"³. Bu bağlamda, fenâ, Hakk'ın zâtının zuhûr etmesi için bir mahal teşkil eder ve bu hâlleri ancak irfan ehli kâmiller idrak edebilirler⁴. Fenâ, sâlikin kendi yokluğunu tahkîk etmesi ve varlığın Hakk'a âid olduğunu ayân etmesiyle zuhûr eden bir hâldir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Bürûc Sûresi · s.16------------------- Cenâb-ı Hakka has mahallerde, peki bütün âlemde Cenâb-ı Hakk'ın zuhuru olduğuna göre bunu niye ayırmış? Bütün âlem zatın zuhuru değil mi. “ Oku
  2. 2Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü · s.39Hak varlığı, batınını istilâ ettiği zaman mâsivaya şuurun kalmamalıdır. Bu fena makamıdır, bu halinde de vakıf olmadığınız zaman makamınız fena ender fena makamOku
  3. 3TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.145Yani bu kitabın üstünde bu suretler olmasa harf suretleri ve kelime suretleri ve cümle suretleri olmasa manalar neyle zuhura gelecekti. İşte bu alemde mevcut olOku
  4. 4Fussilet Sûresi · s.80İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zuOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.