Feyz nedir?
Feyz, sözlükte "taşmak, bollaşmak, akmak" anlamına gelen ve tasavvufta Hakk'tan varlıklara doğru sürekli akan ilâhî bereket, ilim, ilham ve muhabbet cereyânını ifade eden bir kavramdır¹. Bu ilâhî akış, mürşidden müride intikal eden manevî tesiri de kapsar¹. Kur'ân'da doğrudan "feyz" kelimesi tasavvufî manada geçmese de "min fadlillâh" (Allah'ın fazlından) ve "Rahmetî vesiat külle şey'" (A'râf 156) gibi ifadeler feyzin Kur'ânî zeminini oluşturur¹. Sadreddîn Konevî ve İbn Arabî ekolünde feyz, Feyz-i Akdes ve Feyz-i Mukaddes olmak üzere iki ana kısma ayrılır; bu ayrım, halkın ve varoluşun ilâhî işleyişini açıklar¹. Feyzin meydana gelmesi için, feyz alan mahalde Allah'tan başka her şeyden boşalma şartı aranır; bu durum, tam fakir olan kâmil insanı işaret eder².
Detaylı cevap
Feyz, tasavvufta ilâhî bir akış ve bereket olarak anlaşılır. Bu akışın iki temel mertebesi vardır: Feyz-i Akdes ve Feyz-i Mukaddes¹.
Feyz-i Akdes, en mukaddes feyiz olup, Zât mertebesinden âyân-ı sâbiteye olan ilk taşmayı ifade eder¹. Bu, Ahadiyet mertebesidir; yani zuhuru olmayan, Lâ taayyün mertebesidir³. Feyz-i Akdes, Zat'ın kendi Zat'ında, kendi Zat'ına, kendi Zat'ı ile olan tecellisinden ibarettir; yabancı bir şey olmadığından, Zat'ın kendinden kendine olan feyzidir⁴·⁵. Bu mertebede maddi varlıkların zuhuru yoktur⁶. Feyz-i Akdes ile ilk müteayyin olan, yani başlamaya tayin olan ancak Hakikat-i Muhammediyye'dir⁴.
Feyz-i Mukaddes ise, âyân-ı sâbiteden hârici vücuda olan ikinci taşma, yani halktır¹. Bu, Feyz-i Akdes'in Zat'tan sıfatına, Vahidiyetine zuhur ettiğinde aldığı isimdir ve "Taayyün-ü evvel/ilk tecelli" sahasıdır³. Feyz-i Mukaddes, Zat'tan vücuda olan tecellileridir⁵. Bu feyiz, maddi varlıkların zuhurunu mucip olan esma tecellilerinden ibarettir⁶. Vücud-u mutlakın tenezzülatı, Feyz-i Mukaddes'ten vaki olur⁶.
Feyzin meydana gelmesi için önemli bir şart, feyz alan mahallin (kalbin) feyz veren anlama aykırı olan şeyden, hatta Allah'tan başka her şeyden boş olmasıdır². Bu durum, ilmin maluma tabi olması gibi, feyzin de feyz alana tabi olduğunu gösterir; feyz alan olmasa, feyz sahibinde kalır⁷. Tam fakir olan kâmil insan, bu boşalmayı gerçekleştiren ve feyzi en iyi şekilde alan kimsedir².
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Feyz
- 2Kelime-i Mûseviyye, s. 531“Çünkü feyz ancak yatkınlık sebebiyle meydana gelir; feyzin meydana gelmesi için ise, feyz veren anlama aykırı olan şeyden, hatta Allah'tan başka her şeyden, mah”Oku
- 3Sohbet Arası Sohbetler CD 16, s. 4“Feyz-i Akdes Feyz-i Mukaddes’e akmaktadır. Feyz-i Akdes ; en mukaddes feyiz demektir, burası AHâdiyyet mertebesidir. Lâ taayyün/zuhuru olmayan mertebedir. Feyz-”Oku
- 4Kelime-i Muhammediyye, s. 19“Yani yukarıda bahsedilen satırlardan sonra ahadiyet Zat’ının kendi Zat’ında kendi Zat’ına kendi Zat’ı ile yani yabancı diye bir şey olmadığından kendi Zat’ı ile”Oku
- 5Kelime-i Sâlihiyye, Bölüm 136“Binâenaleyh O'nun her nefesine, ya'nî vücûd-ı mutlakın feyz-i mukaddesle tecellîsine, ihtiyâcın vardır; bunu iyi anla!" Bir feyz-i akdes, bir de feyz-i mukaddes”Oku
- 6Kelime-i Âdemiyye, s. 63“Yukarıda anlatılan 6 mertebeden 3. den 6. mertebeye kadar olan vücud-u mutlak’ın tenezzülatı Hakkın Feyz-i Mukaddesinden vaki olur. Feyz-i Akdes: çok çok mukadd”Oku
- 7Sohbet Arası Sohbetler CD 16, s. 6“İlmin maluma tabi olduğu gibi feyzin feyz alana tabi olması gibi. Feyz alan olmasa feyz feyzin sahibinde kalacak yani o çekirdek toprağa ekilmemiş olsa oradan b”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.