İçeriğe atla

Hac kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?

Kavram-Fass Eşleşmesi4 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Hac kavramı, Fusûsu'l-Hikem'de doğrudan belirli bir Fass ile ilişkilendirilmemekle birlikte, tasavvufî derinliği itibarıyla İsmail Fassı'nda ele alınan "Hikmet-i Aliyye" ve "Rabb-ı hâs" gibi konularla ilişkilendirilebilir. Zira hac, zâhirde Kâbe'yi ziyaret etmek iken, bâtında Hakikat-i İlâhiyye'de Cemâllullah'ı seyretmek ve insân-ı kâmili kendi bünyesinde bulmaktır¹·². Bu bâtınî yolculuk, her sâlikin kendi Rabb-ı hâs'ına yönelişini ve mârifet-i Rabbâniyye'ye ulaşma çabasını ifade eder ki bu da İsmail Fassı'nın ana temaları arasındadır (İsmail Fassı). Ayrıca, haccın sülûkun somut sembolik karşılığı olması ve sâlikin Hak'a yönelişini temsil etmesi, İsmail Fassı'ndaki teslimiyet ve rıza ekseniyle de örtüşür.

Detaylı cevap

Hac, lugatte 'kasıt, yöneliş, ziyâret' anlamına gelir ve İslâm'ın beş şartından biridir. Akâidde, gücü yeten her Müslüman'ın ömründe bir kez Mekke'ye giderek Kâbe'yi tavaf etmesi farzdır. Kur'ân-ı Kerîm'de Âl-i İmrân 97'deki "yola gücü yetenler için Beyt'e hac etmek Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır" ayeti haccın asıl mesnedidir. Tasavvufta ise hac, iki mertebeli olarak ele alınır: hac-ı zâhir (Kâbe ziyâreti) ve hac-ı bâtın (kalbin Hak'a tavâfı).

Haccın bâtınî yönü, Hakikat-i İlâhiyye'de Cemâllullah'ı seyretmek ve sülûkta bir yolculuktur³. Bu yolculuk, sâlikin kendi bünyesinde insân-ı kâmili bulabilmesiyle zirveye ulaşır¹·². Zâhirî Kâbe ziyareti yapılmadan da bâtınî haccın mümkün olduğu ancak eksik kalacağı belirtilir; zira zâhir ile bâtın birbirinden ayrı şeyler değildir¹·². Hac menasiki (ihrâm, telbiye, tavaf, sa'y, vukûf-ı Arafat, şeytan taşlama) sâlikin mâsivâdan tecerrüdünü, Hak'a yönelişini, kalbin Hak etrafında zikrî dönüşünü ve Hak'ı arama çabasını sembolize eder. Özellikle Arafat'taki vukûf, küçük kıyâmet tahkîki olarak sâlikin nefsini hesaba çekmesini ifade eder.

Bu bâtınî yolculuk ve insân-ı kâmili kendi bünyesinde bulma çabası, İsmail Fassı'nda işlenen "Hikmet-i Aliyye", "Rabb-ı hâs" ve "mârifet-i Rabbâniyye" kavramlarıyla derin bir ilişki içindedir (İsmail Fassı). Her kulun kendine mahsus bir Rabb-ı hâs'ı olduğu ve mârifet-i Rabbâniyye'ye ulaşma gayesi, haccın bâtınî mertebesindeki Hak'a yöneliş ve Cemâllullah'ı seyir ile örtüşür. Bu bağlamda, hac, sâlikin teslimiyet ve rıza ekseninde kendi hakikatini idrâk etme yolculuğu olarak İsmail Fassı'nın ruhuna uygun düşer.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Zekât ve İnfâk · s.186Hac zâhir olarak Kâbe-i Şerifi ziyaret etmek, bâtın olarak İnsân-ı Kâmil’i ziyaret etmektir. Üçüncü olarakta İnsân-ı Kâmil’i kendi bünyesinde bulabilmektir, İştOku
  2. 2Bakara Sûresi · s.296Hac zâhir olarak Kâbe-i Şerifi ziyaret etmek, bâtın olarak İnsân-ı Kâmil’i ziyaret etmektir, üçüncü olarakta 312 İnsân-ı Kâmil’i kendi bünyesinde bulabilmektir,Oku
  3. 3Zekât ve İnfâk · s.185Hac bilindiği gibi İslâm’ın içerisinde hem bedenen hem malen yapılan ibadetlerdendir. İbadetler değişik şekilde, olmaktadır sadece mâlen yapılan ibadetler vardıOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.