İçeriğe atla

Hakîkat-i Muhammediyye niçin Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Hakîkat-i Muhammediyye, tasavvuf mâverâsının en derin terimlerinden biri olup, Hz. Muhammed'in hem beşerî yönünü hem de Hakk'ın ilk taayyünü, akl-ı evvel ve kâinatın halk sebebi olan hakîkat yönünü ifade eder. Bu kavramın Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınmasının temel sebebi, Hakîkat-i Muhammediyye'nin varlıktaki bütün belirginleşmelerin başlangıcı olması ve tüm belirginleşmeleri kuşatması itibarıyla külliyetle nitelenmesidir¹. Muhammediyye Fassı, bu hakîkatin "ferdiyyet" bahsiyle doğrudan ilişkilidir ve Hakîkat-i Muhammediyye'nin İblis'i dahi kuşatan² ve tevhidin en üst zuhuru olan kemalat mertebesini (Mertebe-i Muhammediyye) ele almasıyla bu kavramın derinlemesine idrakini sağlar.

Detaylı cevap

Hakîkat-i Muhammediyye, tasavvuf doktrininin anahtar kavramlarından biridir ve Hz. Muhammed'in fizikî doğumundan önce var olan manevî hakîkatini ifade eder. Bu hakîkat, "Allah'ın halk ettiği ilk şey benim nûrumdur" hadîs-i şerîfiyle kâinattan önce oluşuna işaret eder. Muhammediyye Fassı'nda bu kavramın ele alınması, Hakîkat-i Muhammediyye'nin varlık mertebelerindeki yerini ve işleyişini açıklığa kavuşturur. Zira bu hakîkat, Hak'ta belirginleşmiş ve her birinin hakikati birbirinden ayrılmış olan vahidiyet mertebesi, sıfatlar ve isimler mertebesi olarak da adlandırılır¹. Ahadiyet mertebesiyle arasındaki fark, belirginleşmemiş olmak ile belirginleşmiş olmaktan ibarettir¹.

Muhammediyye Fassı, Efendimiz'in hakîkatinin bütün belirginleşmelerin başlangıcı olması itibarıyla varlıkta tek ve eşsiz olduğunu, aynı zamanda bütün belirginleşmeleri kuşatması itibarıyla da külliyetle nitelendiğini vurgular¹. Bu külliyet, Hakîkat-i Muhammediyye'nin İblis'i dahi kuşattığı beyanıyla somutlaşır; zira sûre-i şerife okunan mahalde ashâb-ı cemâl olan mü'minler bulunduğu gibi, ashâb-ı celâl olan kâfirler de var idi ve zıddı câmi' olan Hakîkat-i Muhammediyye'den nâzil olan sûre-i şerife, bu câmiiyet hasebiyle ehl-i dalâle âid olan ibâre dahi bu hakîkatin lisân-ı celâli ile okunmuştur²·³. Bu durum, Hakîkat-i Muhammediyye'nin herhangi bir mertebeye has bir varlık olmayıp, bütün mertebeleri ihata ettiğini ve bu sebeple acziyetten münezzeh olduğunu gösterir⁴. Dolayısıyla Muhammediyye Fassı, Hakîkat-i Muhammediyye'nin bu kapsayıcı ve başlangıç niteliğindeki kemalatını, yani tevhidin en üst zuhurunu (Mertebe-i Muhammediyye) idrak etme zemini sunar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Muhammediyye · s.6Hak'ta belirginleşmiş ve her birinin hakikati birbirinden ayrılmış oldu. Bu mertebeye, vahidiyet mertebesi ve sıfatlar ve isimler mertebesi ve "hakikat-i MuhammOku
  2. 2Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba · s.136Bu beyândan anlaşılır ki, hakîkat-i muhammediyye îblîs’i dahi muhittir. Sûre-i Şerife okunan mahalde ashâb-ı cemâl olan mü’minler bulunduğu gibi, ashâb-ı celâl Oku
  3. 3Kelime-i Hârûniyye · s.207Muhammedî ( )den İblîs’i ve etbâını yarattı ilh…” Bu beyândan anlaşılır ki, hakîkat-i muhammediyye İblîs’i dahi muhîttir. Sûre-i şerîfe okunan mahalde ashâb-ı cOku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 21 · s.76Soru: Hakikat-i Muhammediyye’de oldukları için Hakikat-i Muhammediyye o mertebesi olarak… Ben orada belirleneyim dedi ama Hakikati Muhammediyyede yani EfendimizOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.