İçeriğe atla

Hakîkat-i Muhammediyye niçin Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi24 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Hakîkat-i Muhammediyye, tasavvuf mâverâsının en derin terimlerinden biri olup, Hz. Muhammed'in hem beşerî yönünü hem de Hakk'ın ilk taayyünü, akl-ı evvel ve kâinatın halk sebebi olan hakîkat yönünü ifade eder. Bu kavramın Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınmasının temel sebebi, Hakîkat-i Muhammediyye'nin varlıktaki bütün belirginleşmelerin başlangıcı olması ve tüm belirginleşmeleri kuşatması itibarıyla külliyetle nitelenmesidir¹. Muhammediyye Fassı, bu hakîkatin "ferdiyyet" bahsiyle doğrudan ilişkilidir ve Hakîkat-i Muhammediyye'nin İblis'i dahi kuşatan² ve tevhidin en üst zuhuru olan kemalat mertebesini (Mertebe-i Muhammediyye) ele almasıyla bu kavramın derinlemesine idrakini sağlar.

Detaylı cevap

Hakîkat-i Muhammediyye, tasavvuf doktrininin anahtar kavramlarından biridir ve Hz. Muhammed'in fizikî doğumundan önce var olan manevî hakîkatini ifade eder. Bu hakîkat, "Allah'ın halk ettiği ilk şey benim nûrumdur" hadîs-i şerîfiyle kâinattan önce oluşuna işaret eder. Muhammediyye Fassı'nda bu kavramın ele alınması, Hakîkat-i Muhammediyye'nin varlık mertebelerindeki yerini ve işleyişini açıklığa kavuşturur. Zira bu hakîkat, Hak'ta belirginleşmiş ve her birinin hakikati birbirinden ayrılmış olan vahidiyet mertebesi, sıfatlar ve isimler mertebesi olarak da adlandırılır¹. Ahadiyet mertebesiyle arasındaki fark, belirginleşmemiş olmak ile belirginleşmiş olmaktan ibarettir¹.

Muhammediyye Fassı, Efendimiz'in hakîkatinin bütün belirginleşmelerin başlangıcı olması itibarıyla varlıkta tek ve eşsiz olduğunu, aynı zamanda bütün belirginleşmeleri kuşatması itibarıyla da külliyetle nitelendiğini vurgular¹. Bu külliyet, Hakîkat-i Muhammediyye'nin İblis'i dahi kuşattığı beyanıyla somutlaşır; zira sûre-i şerife okunan mahalde ashâb-ı cemâl olan mü'minler bulunduğu gibi, ashâb-ı celâl olan kâfirler de var idi ve zıddı câmi' olan Hakîkat-i Muhammediyye'den nâzil olan sûre-i şerife, bu câmiiyet hasebiyle ehl-i dalâle âid olan ibâre dahi bu hakîkatin lisân-ı celâli ile okunmuştur³. Bu durum, Hakîkat-i Muhammediyye'nin herhangi bir mertebeye has bir varlık olmayıp, bütün mertebeleri ihata ettiğini ve bu sebeple acziyetten münezzeh olduğunu gösterir⁴. Dolayısıyla Muhammediyye Fassı, Hakîkat-i Muhammediyye'nin bu kapsayıcı ve başlangıç niteliğindeki kemalatını, yani tevhidin en üst zuhurunu (Mertebe-i Muhammediyye) idrak etme zemini sunar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i Muhammediyye, s. 6“Hak'ta belirginleşmiş ve her birinin hakikati birbirinden ayrılmış oldu. Bu mertebeye, vahidiyet mertebesi ve sıfatlar ve isimler mertebesi ve "hakikat-i Muhamm”Oku
  2. 2Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba, s. 136“Bu beyândan anlaşılır ki, hakîkat-i muhammediyye îblîs’i dahi muhittir. Sûre-i Şerife okunan mahalde ashâb-ı cemâl olan mü’minler bulunduğu gibi, ashâb-ı celâl ”Oku
  3. 3Kelime-i Hârûniyye, s. 136“Muhammedî ( )den İblîs’i ve etbâını yarattı ilh…” Bu beyândan anlaşılır ki, hakîkat-i muhammediyye İblîs’i dahi muhîttir. Sûre-i şerîfe okunan mahalde ashâb-ı c”Oku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 21, s. 76“Soru: Hakikat-i Muhammediyye’de oldukları için Hakikat-i Muhammediyye o mertebesi olarak… Ben orada belirleneyim dedi ama Hakikati Muhammediyyede yani Efendimiz”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.