İçeriğe atla

Hakîkat niçin Hûdiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Hakîkat, tasavvufta Hak'kın bizzat müşâhede edildiği ve eşyânın hakîkî yüzünün açıldığı üçüncü sülûk mertebesidir. Hûdiyye Fassı'nda bu hakîkat, özellikle "ahadiyyet-i rubûbiyye" (Rablık birliği) bağlamında anlaşılır kılınır. Şeyh-i Ekber (r.a.), Yûsuf Fassı'nda zât birliği (ahadiyyet-i zâtiyye) ve ilâhî isimler birliğini (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) ele aldıktan sonra, Hûd (a.s.)'ın hikmetini Rablık birliğine dayandırarak hakîkatin bu veçhesini açıklar¹. Bu, sâlikin olayların ardındaki Hak'kın hükmünü görmeye başlaması ve şerîatın bâtınının açılması gibi hakîkat alâmetleriyle ilişkilidir.

Detaylı cevap

Hakîkat, tasavvufî sülûkun şerîat ve tarîkat mertebelerinden sonra gelen, Hak'kın doğrudan müşâhede edildiği ve eşyânın hakîkî yüzünün açıldığı bir idrâk kademesidir. Bu mertebede sâlik, olayların ve varlıkların ardındaki ilâhî hükmü ve hikmeti görmeye başlar; şerîatın bâtınî anlamları kendisine açılır ve aklî bilgilerden ziyade kalbî hâllerle yaşar.

Hûdiyye Fassı'nda hakîkatin anlaşılması, özellikle "ahadiyyet-i rubûbiyye" (Rablık birliği) kavramı üzerinden gerçekleşir. Şeyh-i Ekber (r.a.), Yûsuf Fassı'nda zât birliği (ahadiyyet-i zâtiyye) ve ilâhî isimler birliğini (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) ele aldıktan sonra, Hûd (a.s.)'ın hikmetini bu Rablık birliğine dayandırır²·¹. Bu durum, Hak'kın tek varlığı olan "çok hayır"ın, sonsuz yaratılmış sabit hakikatler suretlerini taklit etmesi hikmetiyle de bağlantılıdır³.

Hakîkat ortaya çıktığında, zorluklar ortadan kalkar ve "Bu niçin böyle oluyor ve o niçin şöyle oluyor?" gibi sorulara gerek kalmaz. Cehalet sebebiyle süregelen itirazlar, ma'rifet nuru karşısında yok olur ve dil lâl kalır⁴. Bu, Hak'kın tekil hakîkati olan görülen suretin idrâk edilmesiyle de ilişkilidir⁵. Hûd (a.s.)'ın hikmeti, bu Rablık birliğini idrâk etmeye dayanır ve bu idrâk, hakîkatin derinlemesine anlaşılmasını sağlar¹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.9Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "Zât birliği" (ahadiyyet-i zâtiyye) ile "ilâhî isimler birliği"ni (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) zOku
  2. 2A'yân-ı Sâbite · s.384İşte Hûd (a.s) ın hikmeti bu Ahadiyet-i rububiyeye müsteniddir, dayanmaktadır, yani Hud (a.s.) bu hakikati idrak etmiştir. ... Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.), bundOku
  3. 3Kelime-i İlyâsiyye · s.212verilir; ve bu hikmet de, sonsuz olan yaratılmış sabit hakikatler suretlerini, Hakk'ın tek varlığının taklit etmesidir; ve çok hayır ise Hakk'ın tek varlığıdır.Oku
  4. 4Kelime-i Üzeyriyye · s.199Şeyh-i Ekber (r.a.) bu Üzeyrî Fassı'nın başlangıcında: "Hâkim, kim olursa olsun, hükmettiği şeyle ve hükmettiği şeyde aleyhine hükmedilendir" buyurmuştur. HâkimOku
  5. 5Kelime-i İlyâsiyye · s.66. &10024; Efendimiz "Rabb'imi gayet güzel genç suretinde gördüm" buyurur; ve Hak şüphesiz bu görülen suretin tekil hakikatidir. Yusuf Fassı'nda geçti. Ve aynı şOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.