İçeriğe atla

Hâlik ile Mahlûk aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?

Çaprazlama1 görüntülenme10 kaynak
Kısa cevap

Hâlık ile mahlûk arasındaki ilişki, tasavvufî idrakte kesretin ortadan kalkıp vahdetin meydana gelmesiyle açıklanır. Bu buluşma, Hâlık'ın Zât-ı Lâtif'inin kesif mertebeye tenezzülüyle mahlûkun zuhûra gelmesi ve mahlûkun da aslında Hâlık'ın bir tecellîsi olması esasına dayanır. İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'inde işlenen bu hakikat, özellikle İdrîsiyye ve İbrâhîmiyye Fassları'nda ele alınır ve Hâlık ile mahlûkun aynı vahdetten, yani tek asıldan zuhûr ettiğini vurgular¹·². Bu idrak, şeriat ehlinin tenzih anlayışının ötesinde, Hakk'ın her şeyde tecellî ettiğini müşâhede etme mertebesidir.

Detaylı cevap

Hâlık ile mahlûk arasındaki buluşma, tasavvufî idrakin zirvelerinden birini teşkil eder ve bu, "aynı Fass'ta" ifadesiyle, varlığın tek bir hakikatten neş'et ettiğini anlama mertebesini işaret eder. Bu idrak, Hâlık'ın mutlak varlığının, mahlûkat suretinde zuhûra gelmesiyle gerçekleşir. Henüz ortada Rabb'a ihtiyaç duyan bir mahlûk yokken dahi O'nun Rabb olduğu, halk edilmeye ihtiyaç duyan bir mahlûk yokken dahi O'nun Hâlık olduğu belirtilir³. Bu durum, Hâlık'ın ezelî ve ebedî sıfatlarının mahlûkun varlığına bağlı olmadığını gösterir.

Ancak tasavvufî bakış açısıyla, Hâlık ile mahlûk aynı şeyin değişik yönleri ve zuhûrlarıdır. İlim yoluyla bu ikisi birleştirildiğinde kesret ortadan kalkar ve vahdet meydana gelir¹·². Bu, Hâlık'ın Zât-ı Lâtif'inin kesif mertebeye tenezzülünden mahlûkun husûle gelmesiyle açıklanır. Dolayısıyla mahlûk, Hâlık'ın bir tecellîsi olarak Hâlık'tır ve Hâlık da mahlûk suretinde zuhûr etmiştir. Bu hakikat, "Hâlık ile mahlûkun tümü ayn-ı vahidedendir" ifadesiyle özetlenir; yani tek asıldan zuhûr etmişlerdir⁴.

Bu idrak mertebesi, şeriat ehlinin tenzih anlayışının ötesindedir; zira şeriat, Allah'ı yukarıda, mahlûku aşağıda, iki ayrı varlık olarak kabul eder⁵·⁶. Oysa hakikat ehli, "bir şeye mahlûk gözüyle bakarsan o mahlûk olur, Hakk gözüyle bak ki sırrı Yezdan oradadır" düsturuyla, her şeyde Hakk'ın tecellîsini müşâhede eder⁷. İnsan-ı Kâmil, kendini bildikten sonra mahlûkiyet bilincinden kurtulur; cesedi mahlûk olsa da, Hâlık tarafını idrak ettiği için mahlûk sayılmaz⁸. Hâlık'ın bilinmesi mahlûkun varlığına bağlıdır; zira Hâlık mahlûk olmazsa bilinmez, O'nu bilecek olan mahlûktur⁹·¹⁰. Bu, rubûbiyetin merbûb ile, ma'bûdiyetin ise abdiyet ile tahakkuk etmesi gibidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.74Ama halik ile mahluk aynı şey olduğundan ilim yoluyla bunları birleştirdiğimiz zaman kesret ortadan kalkmış oluyor vahdet meydana gelmiş oluyor. Yani taayyün veOku
  2. 2TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet · s.168Ama halik ile mahluk aynı şey olduğundan ilim yoluyla bunları birleştirdiğimiz zaman kesret ortadan kalkmış oluyor vahdet meydana gelmiş oluyor. Yani taayyün veOku
  3. 3Mir'at-ül İrfân ve Şerhi · s.16Bir defa düşün ki o henüz ortada Rabb’a ihtiyaç duyan bir mahlûk yokken, yine bir Rabb idi. Halkedilmeye ihtiyaç duyan bir mahlûk yokken, o yine bir Halik idi, Oku
  4. 4Kelime-i İdrîsiyye · s.112Hazreti Şeyh (Allah sırrını yüceltsin) önceki anlayışa göre "birleşme" buyurmuşlardır; ve Hazreti Sa'dî'nin beyti dahi aynı şekilde. için, mahlûk dahi Hâlık’tırOku
  5. 5TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.73Dolayısıyla bunlar aynı şeyin değişik yönleri, değişik zuhurlarıdır. Emrin hakikati budur ki (emir iş demektir) işin hakikati budur ki halik mahluktur, onun aksOku
  6. 6TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet · s.167Dolayısıyla bunlar aynı şeyin değişik yönleri, değişik zuhurlarıdır. Emrin hakikati budur ki (emir iş demektir) işin hakikati budur ki halik mahluktur, onun aksOku
  7. 7Reşahât — Aynü'l-Hayât · s.230Biz bu âleme mahlûk diye bakarsak mahlûk oluyor, hâlık diye bakarsak hâlık oluyor. Ama kemâlâtı hem mahlûk yönüyle hem hâlık yönüyle bilip böyle bakmaktadır. BuOku
  8. 8TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.157Ama dışarıdan bakanlar onu mahluk olarak görürler. İnsan-ı Kamil kendini bildikten sonra artık onun mahlukiyeti kalmaz. Bilinçte kalmaz. Ama bu et kemik mahluktOku
  9. 9Muhammed Sûresi · s.74Halikiyet mahluk ile yani hâlk edilen ile bir Halik bir de mahluk olacaktır, işte Halik mahluk olmazsa Halik bilinmez. O’nu bilecek mahluktur. Halk edilmiştir, Oku
  10. 10TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.244Halikiyet mahluk ile yani hâlk edilen ile bir Halik bir de mahluk olacaktır, işte Halik mahluk olmazsa Halik bilinmez. O’nu bilecek mahluktur. Halk edilmiştir, Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.