İçeriğe atla

Hamd niçin Hûdiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi9 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Hamd, tasavvufta kulun Hak'ka sunduğu en kâmil övgü ve şükür ifadesi olup, Hûdiyye Fassı'nda "ahadiyyet-i rubûbiyyet" (Rablık birliği) hikmetiyle anlaşılır kılınır¹. Bu fass, Hak'ın kendi kendine hamd etmesi hakikatini idrâk ettirerek, sâlikin "Ben Hakk'a hamd ediyorum" zannının nâsûtiyyet perdesi kalktığında yok olduğunu gösterir². Böylece hamdin nihai mertebesi olan "Hamd'ı Allah yapar" hakikati, yani kulun Allah'ı gerçek anlamda övmekten aciz olduğu ve hamdin aslında Allah'a ait olduğu idrâk edilir³.

Detaylı cevap

Hamd, lugatte övgü, sena ve şükür anlamına gelirken, tasavvufta sâlikin Hakk'a yönelttiği kulluğun en kemâl ifadesi olan medih ve teşekkürdür. Hûdiyye Fassı, Şeyh-i Ekber'in (r.a.) önceki Yûsuf Fassı'nda zikrettiği "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"den (ilâhî isimler birliği) sonra, "ahadiyyet-i rubûbiyyet"i (Rablık birliğini) içeren "Hikmet-i Hûdiyye"yi açıklar¹. Hz. Hûd'un hikmeti bu Rablık birliğine dayanır. Bu bağlamda hamd, kulun kendi nefsini hesaba çekmesi ve kendi nefsine hamd etmesi gerektiği, Hakk'ın ilminde Allah için kesin delilin sabit olduğu hakikatini ortaya koyar⁴.

Hamdin Hûdiyye Fassı'nda anlaşılır kılınmasının temel sebebi, sâlikin "Ben Hakk'a hamd ve senâ ediyorum ve Hakk'ı zikrediyorum" şeklindeki zannının, nâsûtiyyet perdesi kalktığında aslında olmamış olduğunu görmesidir². Bu idrâk, hamdin hakikat mertebesine ulaşılmasına vesile olur. Bu mertebede "Lillâhi" ifadesinin anlamı değişir ve "Hamd Allah içindir, yani Hamd'ı Allah yapar" hakikati belirginleşir³. Kul, sonsuz ve sınırsız bir varlığı övmenin beşer aklının kapasitesini aştığını idrâk ederek, Allah'ı gerçek anlamda övmekten aciz olduğunu anlar. Bu, hamdin Hak tarafından yapıldığı, kulun sadece bir aracı olduğu "fenâ-yı hamd" makamına işaret eder. Böylece Hûdiyye Fassı, hamdin nihai mertebesi olan "ahadiyyet-i rubûbiyyet" içinde, hamdin aslında Allah'a ait bir fiil olduğunu ve kulun bu fiildeki rolünün idrâkini sağlar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.9Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "Zât birliği" (ahadiyyet-i zâtiyye) ile "ilâhî isimler birliği"ni (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) zOku
  2. 2Kâf Sûresi · s.110Nice bir söylersin, perdeyi kaldırdıkları vakit ki bu olmamıştır, o şeyi ki zannettiler. Ne vakte kadar “Ben Hakk’a hamd ve senâ ediyorum ve Hakk'ı zikrediyorumOku
  3. 3Secde Sûresi · s.111Mertebe: Hakikat Mertebesi (Kulun Acziyeti ve İlahi Hamd) Bu mertebede "Lillâhi" ifadesinin anlamı değişir. " Hamd Allah içindir yani Hamd’ı Allah yapar ." Kul,Oku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.150İlahi kahrın sebebi hakkında Fusûsu'l-Hikem'de, Yakup Fassı'nda, Şeyh-i Ekber hazretleri şöyle buyururlar: "Yani 'Kula hayrı kendi zâtından başkası vermedi ve oOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.