İçeriğe atla

Hikmet kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Hikmet, lugatte 'doğru hüküm, sağlam bilgi' anlamına gelirken, tasavvufta Hakk'ın eşyayı yerli yerine koyma sıfatı (el-Hakîm) ve sâlikin bu sıfata ayna olma mertebesidir. Akâidî tanımında hikmet, Allah'ın 'el-Hakîm' isminin tecellisi olarak kâinattaki her şeyin bir nizam ve gâye üzere halk edilmiş olmasıdır; yani boşuna halk etme yoktur, her şey hikmet üzeredir. İrfânî tanımında ise hikmet, eşyanın hakikatini kendi hâliyle idrak etmek, her şeyi yerli yerinde kullanmak ve ilm-i marifet ile ilm-i hâl arasında köprü kurarak her amelin ardındaki Hakk'ın hükmünü görmeye çalışmaktır¹. Bu ayrım, akâidî yaklaşımın ilahî düzeni genel bir prensip olarak ele almasına karşın, irfânî yaklaşımın bu düzeni sâlikin kendi idrak ve yaşantısında tahkik etmesine odaklanmasıyla belirginleşir.

Detaylı cevap

Hikmetin akâidî tanımı, Allah'ın 'el-Hakîm' isminin kâinattaki tezahürünü vurgular. Bu bağlamda, Mü'minûn Sûresi'ndeki "Sizi boşuna mı halk ettiğimizi sandınız?" (Mü'minûn 115) ayeti, her şeyin bir nizam ve gâye üzere halk edildiğini, abes (boş, gâyesiz) bir halkın olmadığını ifade eder. Bu, küllî bir ilahî prensip olarak, her şeyin yerli yerinde ve anlamlı bir şekilde var olduğunu kabul etmektir².

İrfânî tanım ise, bu ilahî prensibin sâlik tarafından nasıl idrak edildiği ve yaşandığına odaklanır. İrfânî hikmet, eşyanın hakikatini kendi hâliyle idrak etmek ve her şeyi yerli yerinde kullanmaktır¹. Bu, sadece bilmek değil, bildiğini yerine koymaktır. İrfân ehli, çirkin gördükleri hâllerden kaçınarak, söz ve davranışlarını yerli yerine koyar³. Bu, ilm-i marifet ile ilm-i hâl arasında bir köprü kurmayı, yani bilginin hâle dönüşmesini gerektirir. Sâlik, bu mertebede her amelin ardındaki Hakk'ın hükmünü görmeye çalışır ve "niçin" (lima) sorusunu sorarak eşyanın ardındaki gâye ve illeti keşfeder. Lokman (a.s.)'ın oğluna nasihatleri (Lokman 12-19), bu ahlâkî ve ilmî hikmetin klasik bir örneğidir. Kalbin çok şubeli olması sebebiyle, çeşitli inanç şubelerinin beyan edildiği "hikmet-i kalbiyye" de irfânî hikmetin bir veçhesidir⁴·⁵. Bu, sâlikin kendi sınırını ve nefsini bilmesi, sabit hakikatlerin ve arazın sınırından kaçarak, sınır ve tanımı sözlere sığmayan Hakk'a erişmesidir⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları · s.194Hikmet; eşyanın hakikatini kendi haliyle idrak etmektir. Diğer bir tanımda; “Hikmet”; her şeyi yerli yerinde kullanmaktır diye ifade ediliyor. Her şeyi kendi yeOku
  2. 2Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.180Buna hikmet denmiştir. Hikmetin tanımını Allah yapar; çünkü “O her şeyi hikmet üzere yapar.”Oku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.766"Meyveli olan ağaç"tan kasıt, irfan sahibi kişilerdir. "İblis'in terbiyesi"nden kasıt, onun gösterdiği sapkınlık yoludur. Nitekim Hz. Lokman'a "Terbiyeyi ve edeOku
  4. 4Kelime-i Şuaybiyye · s.142Ve “kalb” dahi, avâlimi ve akāidi ve rûhânî ve cismânî olan kuvâsı hasebiyle kesîrü’ş-şuab olduğundan Hz. Şeyh (r.a.) beynlerindeki münâsebetten nâşî “hikmet-i Oku
  5. 5TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye · s.107Ve "kalb" dahî avalimi ve akaidi ve ruhanî ve cismânî olan kuvâsi hasebiyle kesîrü'ş-şuab olduğundan yani çok şubeleri olduğundan hazret-i Şeyh (r.a.) aradaki mOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.642Ne zaman ki sebeplerine başvurup kendi sınırını ve nefsinin tanımını bildin, artık bu sabit hakikatlerin ve arazın sınırından ve tanımından kaç! Çünkü bu sabit Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.