İçeriğe atla

Hûdiyye ve Nûhiyye arasındaki köprü kavram nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi1 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Hûdiyye ve Nûhiyye arasındaki köprü kavramı, tasavvufî idrakte "ahadiyyet-i rubûbiyyet" ve "tesbih" mertebeleri üzerinden kurulur. Şeyh-i Ekber İbn Arabî, Yûsuf Fassı'nda zikrettiği "ahadiyyet-i zâtiyye" ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"den sonra, Hûd (a.s.)'ın hikmetini "ahadiyyet-i rubûbiyyet" ile açıklar¹. Bu, Hakk'ın Rablık birliğini ifade eder. Nûhiyye ise "Subbuh" kelimesiyle bağlantılı olup, Allah'ı imkân âleminin hükümlerinden tenzih etme, yani tesbih makamını temsil eder². Bu iki kavram, Hakk'ın birliğini ve aşkınlığını farklı veçhelerden ele alarak, varlık mertebeleri arasında bir geçiş ve idrak köprüsü oluşturur.

Detaylı cevap

Hûdiyye ve Nûhiyye arasındaki ilişki, tasavvufî düşüncede Hakk'ın farklı tecellî mertebelerinin idrakine işaret eder. Şeyh-i Ekber İbn Arabî, Hûd (a.s.)'ın hikmetini "ahadiyyet-i rubûbiyyet" ile ilişkilendirir¹. Bu, Hakk'ın Rablık vasfındaki birliğini, yani bütün varlık âlemini terbiye eden ve idare eden tek kudret oluşunu vurgular. "Ahadiyyet-i rubûbiyyet", "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"den (ilâhî isimler birliği) sonra gelen bir mertebedir¹. Bu bağlamda, Hûdiyye, Hakk'ın Rab olarak birliğini ve bu birliğin varlık üzerindeki tecellîlerini anlamayı temsil eder.

Nûhiyye ise "Subbuh" kelimesiyle açıklanır ve "çok tesbih" anlamına gelir². Tesbih, Allah'ı imkân âleminin hükümlerinden, yani sonradan meydana gelen sınırlamalardan tenzih etmektir². Bu mertebe, Hakk'ın aşkınlığını, her türlü eksiklik ve sınırlamadan münezzeh oluşunu idrak etmeyi ifade eder. Nûhiyye mertebesi, aynı zamanda Nuh (a.s.)'ın "ikinci Âdem" olarak anılmasıyla da bağlantılıdır; bu, neslin yeniden ondan başlaması ve bir nevi yenilenme, arınma ve tenzih sürecini temsil eder³.

Bu iki kavram arasındaki "köprü", Hakk'ın hem birliğini (ahadiyyet-i rubûbiyyet) hem de aşkınlığını (tesbih/tenzih) bir arada idrak etme çabasıdır. Hûdiyye, Hakk'ın varlık âlemindeki Rablık tecellîlerini kuşatan birliği ifade ederken, Nûhiyye, bu tecellîlerin ötesinde Hakk'ın mutlak tenzihini ve sınırsızlığını vurgular. Bu iki idrak, sâlikin Hakk'ı hem varlıkta hem de varlığın ötesinde kavramasına olanak tanıyan bir bütünlük sunar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.9Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "Zât birliği" (ahadiyyet-i zâtiyye) ile "ilâhî isimler birliği"ni (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) zOku
  2. 2TB. Kelime-i Nûhiyye · s.4بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ KELİME-İ NUHİYYEDE MÜNDEMİC “HİKMET-İ SUBBUHİYYE” BEYÂNINDA OLAN FASTIR “Nuh” kelimesi çok “Subbuh”, çok tesbih manasınadıOku
  3. 3Kamer Sûresi · s.105Halbuki burada ondan kasıt, Hakikat-i Nuhiyye, Nuh'u bedeniyle değil, zahiren o olmakla birlikte ama manen o değil. Ondan kasıt, Mertebe-i Nuhiyyet. Mertebe-i NOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.