İçeriğe atla

İdrîsiyye ve Şîsiyye arasındaki köprü kavram nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi5 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

İdrîsiyye ve Şîsiyye arasındaki köprü kavramı, ruhun cismâniyet âlemine gelişi ve bu âlemden ayrılışı arasındaki geçişi ifade eden "köprü" metaforudur. Bu metafor, ruhun birinci âlem-i misâl ile ikinci âlem-i misâl (berzah) arasında bir geçiş noktası olarak cismâniyet âlemini görmesiyle açıklanır¹. Hz. İdris'in "mevt-i irâdî" tahkiki mürîdiyetin temeli iken, Hz. Şît'in "Kelime-i Şîsiyye"si "Hikmet-i Nefsiyye" (ilâhî nefes/atâ) ile anılır ve ilk "hibe çocuk" olarak atânın sembolüdür². Bu bağlamda, cismâniyet âlemi, ruhun ilâhî atâ ile geldiği ve tekrar döneceği âlemler arasında bir köprü vazifesi görür.

Detaylı cevap

Tasavvufî düşüncede "köprü" kavramı, farklı âlemler arasındaki geçişi ve bağlantıyı temsil eder. Özellikle ruhun yolculuğunda önemli bir yer tutar. Cismâniyet âlemi, ruhun bu dünyadaki varoluşunu ifade eder ve "birinci âlem-i misâl ile, bu cismâniyet âleminden ayrıldıktan sonra ikinci âlem-i misâl, ya'ni berzah arasında bir köprüdür"¹. Bu, ruhun bedenle olan ilişkisinin geçici bir durak olduğunu, ancak bu durağın bir sonraki âleme geçiş için bir vasıta olduğunu gösterir.

Hz. İdris'in "mevt-i irâdî" tahkiki, mürîdiyetin temelini oluşturur. Mürîd, Hak'a teveccüh etme iradesini ortaya koyan sâliktir ve bu irade, nefsin arzularından sıyrılarak ilâhî olana yönelme çabasını içerir. Bu bağlamda, "ölüm habibi habibe ulaştıran bir köprüdür" sözü³, iradî ölümün, yani nefsin isteklerinden arınmanın, Hak'ka ulaşmada bir köprü vazifesi gördüğünü vurgular.

Hz. Şît ise "Kelime-i Şîsiyye" ile "Hikmet-i Nefsiyye" (ilâhî nefes/atâ) ile anılır ve ilk "hibe çocuk" olarak ilâhî atânın sembolüdür². Bu, ruhun ilâhî bir atâ olarak bu âleme geldiğini ve bu gelişin de bir köprü vasıtasıyla gerçekleştiğini düşündürür. Âmâiyyet de, "evvelki alemle bizim alemimiz arasında o Âmâ denilen şey bir köprü geçiştir"⁴ ifadesiyle, âlemler arası bir köprü olarak tanımlanır. Dolayısıyla, İdrîsiyye'nin iradî ölümle Hak'ka yönelişi ve Şîsiyye'nin ilâhî atâ ile bu âleme gelişi, cismâniyet âlemini bir köprü olarak kullanan ruhun yolculuğunun iki farklı yönünü temsil eder. Bu yolculukta, "sırât" da "üzerinde yolculuk ve yürüme yapılır, çaba ancak ayaklar ile olur"⁵ denilerek, manevî yolculuğun bir köprü üzerinde gerçekleştiği vurgulanır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1C.1 · s.218
  2. 2Hz. Şît a.s.
  3. 3C.2 · s.1653
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 10 (2002) · s.5İşte Cenab-ı Hakk daha Âmâiyetten evvel başka alemlerde meydana geldiğinden sonra bu alemleri tekrar batına çektiğinden evvelki alemle bizim alemimiz arasında oOku
  5. 5Kelime-i Hûdiyye · s.115Yani üzerinde yürümek için konulmuş olan "köprü" dediğimiz yolda, ancak ayaklar ile yürünür. Şeyh (r.a.), manevî yolculuğu maddî yolculuğa benzeterek, yolda ayaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.