İttisâl ve İnfisâl hangi noktada ayrışır?
İttisâl ve infisâl kavramları, tasavvufî idrâkte Hakk'ın varlığının tecellîleri ve bu tecellîler içindeki bireysel kimliklerin ayrışması noktasında farklılaşır. İttisâl, varlığın birliğine, her şeyin Hakk'a ait oluşuna ve O'ndan zuhûr etmesine işaret ederken; infisâl, bu birliğin içinde Cenâb-ı Hakk'ın hakikatlere kimlikler vererek bireysellik noktaları oluşturmasıyla ortaya çıkar. Hz. Ali'nin "Be'nin ilmi de, altında ki noktadadır. İşte o nokta da benim" sözü¹ ve "Cenâb-ı Hakk o noktalarla kendinde olan hakikatlere kimlikler vermiş oluyor"² ifadeleri bu ayrışmanın temelini oluşturur.
Detaylı cevap
Tasavvufî anlayışta ittisâl, varlığın özündeki birliği ve her şeyin Allah'a rücû etmesini ifade eder. Bu, Hak'ın kendi varlığının çizgisi olan Sırat-ı Müstakîm gibi, kâinatın bütün cihetlerinin Hak'a doğru olduğunu beyân eden vücûdî bir hakikattir. Her şeyin Allah'tan geldiği ve O'na döneceği idrâki, ittisâlin temelidir. Ancak bu genel birliğin içinde, infisâl denilen bir ayrışma da mevcuttur.
İnfisâl, Cenâb-ı Hakk'ın kendi hakikatlerine kimlikler vermesiyle ortaya çıkan bireysellik noktalarıdır². Bu noktalar, varlık âleminde her bir bireyin, her bir tecellînin kendine özgü bir kimlik kazanmasıdır. Örneğin, Vâkı'a Sûresi'nde bahsedilen ashâbü'l-meymene, ashâbü'l-meş'eme ve sâbikûn gibi farklı mertebeler, kulun varlığındaki nefsânî, kalbî, sırrî, rûhî mertebelerin kendi hakikatleri istikametinde ayrışmasını gösterir³. Bu ayrışma, Allah'ın (halk=hak) ismi ile nokta kazanmış, görünmez, bilinmez noktaların görünürlüğe geçme hâlidir⁴.
İttisâl ve infisâl arasındaki ayrım, Hz. Ali'nin "Be'nin ilmi de, altında ki noktadadır. İşte o nokta da benim" sözünde¹ açıkça görülür. Bu söz, bütün ilimlerin özünde birleştiği bir noktaya işaret ederken, aynı zamanda o noktanın bir bireysellik, bir kimlik olarak "ben" ile ifade edilmesini sağlar. İnsân-ı Kâmil'in mertebesi de bu noktaların idrâkiyle ilgilidir; 12 zâhiri ve bir bâtınî noktadan oluşan "Elif"teki 13. noktada yer alan Allah (c.c) ifadesi, Hazreti Muhammed (s.a.v)'in Rabb-i Hassı olan Allah'ı temsil eder ve İnsân-ı Kâmil'in bu mertebeleri idrâk etmesiyle Allah'ı kıblesinde görmesiyle ilişkilidir⁵·⁶·⁷·⁸. Bu, hem birliğin hem de bu birlik içindeki bireysel tecellîlerin bir arada varoluşunu gösterir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 113 ve Hakîkat-i İlâhiyye · s.13“Arzulanan, Âriflerin noktadan çoğalttıkları bu ilimdir. Hz. Âli efendimiz, bütün kitaplarda ki ilimler, Kûr’ân-da mevcuttur. Kûr’ân ın ilmi, Fatiha da mevcuttur”Oku
- 2Sohbet Arası Sohbetler CD 19 (2006) · s.104“Noktalar. Yani bireysellik noktaları tecellileri değiştiriyor. Çünkü Cenâb-ı Hakk o noktalarla kendinde olan hakikatlere kimlikler vermiş oluyor. O noktalar bir”Oku
- 3Vâkı'a Sûresi · s.11“Ardından insanın nefsânî, kalbî, sırrî, rûhî ve daha latif boyutları kendi hakikatleri istikametinde ayrışır. Böylece kulun varlığında sağ ehli (ashâbü’l-meymen”Oku
- 4Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.208“Allah’ın ( halk=hak ) ismi ile nokta kazanmış, görünmez, bilinmez noktaların görünürlüğe geçme halidir. Allah’ın işaret etmiş olduğu noktadan kul olmanın ne old”Oku
- 5Bendeki Terzi Babam (Cilt 2) · s.90“12 ziyâ-nûr’lu yıldızı ve yaldızlı bölümde noktadaki yıldızda (اَللهُ) Allah (c.c) ifâdesi vardır. (ا) “Elif”te 12 zâhiri bir bâtini noktadan oluşur. Bu 13. nok”Oku
- 6Tevbe Sûresi · s.91“12 ziyâ-nûr’lu yıldızı ve yaldızlı bölümde noktadaki yıldızda (اَللهُ) Allah (c.c) ifâdesi vardır. (ا) “Elif”te 12 zâhiri bir bâtini noktadan oluşur. Bu 13. nok”Oku
- 7Haşr Sûresi · s.46“12 ziyâ-nûr’lu yıldızı ve yaldızlı bölümde noktadaki yıldızda (اَللهُ) Allah (c.c) ifâdesi vardır. (ا) “Elif”te 12 zâhiri bir bâtini noktadan oluşur. Bu 13. nok”Oku
- 8Ahzâb Sûresi · s.134“12 ziyâ-nûr’lu yıldızı ve yaldızlı bölümde noktadaki yıldızda (اَللهُ) Allah (c.c) ifâdesi vardır. (ا) “Elif”te 12 zâhiri bir bâtini noktadan oluşur. Bu 13. nok”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.