İçeriğe atla

Kâb-ı Kavseyn kalpte mi rûhta mı sırda mı tecellî eder?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Kâb-ı Kavseyn, tasavvufî mertebelerin en yükseği olup, Hz. Peygamber'in mîrâcda Hakk'a en yakın olduğu makâmı ifade eder ve bu yakınlık "iki yay arası kadar veya daha yakın oldu" (Necm 53/9) ayetiyle açıklanır. Bu mertebe, sâlikler için bir ideal olmakla birlikte, doğrudan bir latîfeye (kalp, rûh, sır) tecellî etmesinden ziyade, insanın tüm varlığının, özellikle de "İnsan-ı Kâmil"in özünü teşkil eden bir hâl olarak ele alınır¹·². Kâb-ı Kavseyn, zahir ve bâtının birlikte tutulduğu, Hakikat-i Muhammediyye'nin kemâle erdiği ve ilâhî ahadiyyetle birleşildiği bir mertebedir³·⁴·⁵. Bu durum, kalbin, rûhun ve sırrın ötesinde, tüm varoluşun Hakk'a yöneldiği bir kemâl hâlini temsil eder.

Detaylı cevap

Kâb-ı Kavseyn, tasavvufun zirve mertebesi olarak kabul edilir ve Hz. Peygamber'in mîrâcda ulaştığı kurb-ı ilâhî mertebesini ifade eder⁶·⁷. Bu mertebe, "iki yay arası" anlamına gelir ve Necm Sûresi'nin 9. ayetindeki "fe-kâne kâbe kavseyni ev ednâ" (iki yay arası kadar veya daha yakın oldu) ifadesinden gelir. Tasavvufî yorumlarda, bu iki yaydan biri "vücud-ı vâcib" (Hakk'ın zorunlu varlığı), diğeri ise "vücud-ı mümkin" (yaratılmış varlık) olarak açıklanır. Hz. Peygamber'in mertebesi, bu iki varlığın tam ortasında, bir kavşak noktasıdır. "Ev ednâ" (veya daha yakın) ifadesi ise, Hakk ile Hz. Peygamber arasındaki yakınlığın tarif edilemez, mesafesiz olduğunu vurgular.

Kâb-ı Kavseyn, belirli bir latîfede tecellî etmekten ziyade, "İnsan-ı Kâmil"in tüm varlığını kuşatan bir kemâl hâlidir. Muhyiddin İbn Arabî'nin 18 bin âlemin özünün İnsan-ı Kâmil olduğu görüşüyle bağlantılı olarak, Kâb-ı Kavseyn, bu özün, yani sıfırın ortadan ikiye bölünmesiyle oluşan iki kavis olarak yorumlanır¹·². Bu, bir tarafının kadîm, diğer tarafının hadîs olduğu bir durumu ifade eder⁸. Kâb-ı Kavseyn, zahir ve bâtının birlikte tutulması, yani her ikisinin hakkının verilmesiyle elde edilen bir mertebedir³. Bu mertebede, Hakikat-i Muhammediyye'nin kemâli ortaya çıkar ve Hz. Peygamber, kendi varlığıyla bu mertebeye ulaşarak Hakikat-i Muhammediyye tarafını idrak eder⁵. Bu durum, ilm-i ilâhî ile ilm-i hakikat-i Muhammedî'nin, Hz. Ahadiyyet'te birleştiği bir hâli gösterir⁴·⁹. Dolayısıyla Kâb-ı Kavseyn, kalbin, rûhun ve sırrın ötesinde, tüm insanî varoluşun Hakk'a en üst düzeyde yakınlaştığı, mesafesizliğin idrak edildiği bir makâmdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001) · s.80Hani Muhiddin-i Arabi Hzleri diyor ya 18 bin alemi bir havana koyup dövmek mümkün olsa hepsini birlikte topla döv oradan meydana gelecek hamur, yani hasıla yineOku
  2. 2Sohbet Arası Sohbetler CD 16 · s.81Hani Muhiddin-i Arabi Hzleri diyor ya 18 bin alemi bir havana koyup dövmek mümkün olsa hepsini birlikte topla döv oradan meydana gelecek hamur, yani hasıla/hülaOku
  3. 3TB. Kelime-i Nûhiyye · s.96Hani “Kab-ı Kavseyn” buyuruyor ya orada “kab” tutma yeri buradaki “ahz” tutma anlamındadır. Yani zahirini ve batınını birlikte tutarsan yani ikisinin hakkını veOku
  4. 4Hz. Peygamber'i Rüyada Görmek · s.35İşte “kavseyn-î”, tuttuğu “kab” ve tutma da mertebeleri itibariyle kendine aittir. Yâni iki kavs’den biri (ilm-i İlâh-î) diğeri, ilm-i hakikat-i Muhammed-î, tutOku
  5. 5Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.285Rasullüllah’ın cephesinde ise, “Hakikat-i Muhammedi” nin kemali ortaya çıkmış idi, aynı zamanda. İşte bu da “Kâb-ı Kavseyn” dir. Hz. Rasulüllah o mertebeye peygOku
  6. 6K1-184
  7. 7Kâb-ı Kavseyn
  8. 8Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31) · s.74O sıfırı ortadan bir mihver geçirerek ikiye böldüğün zaman kab-ı kavseyn oluyor. İki kavis, yani iki yay açtığın zaman oluyor. O gece Hazreti Rasulûlah o kadar Oku
  9. 9Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.65İşte “kavseyn-î”, tuttuğu “kab” ve tutma da mertebeleri itibariyle kendine aittir. Yâni iki kavs’den biri (ilm-i İlâh-î) diğeri, ilm-i hakikat-i Muhammed-î, tutOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.