İçeriğe atla

Kâb-ı Kavseyn kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Kâb-ı Kavseyn kavramı, akâidî tanımda Hz. Peygamber'in mîrâcda Hak'a en yakın olduğu mertebeyi ifade ederken, irfânî tanımda bu yakınlığın derinlemesine yorumlanması ve sâlikin kendi iç âleminde bu mertebeye ulaşma idealini barındırır. Akâidî tanım, Necm Sûresi 9. ayetteki "iki yay arası kadar veya daha yakın oldu" ifadesine dayanarak Hz. Peygamber'e mahsus bir vâsıl olma makâmını belirtirken¹, irfânî tanım, bu ayetin sırrını insanın aynası olan yüzde, iki kaşın arasında bulunan "kâb"da ve iki gözün tek görüşe sahip olmasında arar². Ayrıca irfânî bakış açısı, Kâb-ı Kavseyn'i "hiçlik" ve "sıfır" dairesi olarak görerek³·⁴, Ahadiyyet mertebesiyle ilişkilendirir ve bu mertebenin hem hadis hem kadim yönünü vurgular⁵.

Detaylı cevap

Akâidî tanımda Kâb-ı Kavseyn, Hz. Peygamber'in mîrâc esnasında ulaştığı, Hak ile arasındaki mesafesizliği ifade eden en yüksek vâsıllık makâmıdır. Bu tanım, Necm Sûresi'nin 9. ayetindeki "fe-kâne kâbe kavseyni ev ednâ" ifadesine dayanır ve "ev ednâ" (veya daha yakın) ibaresiyle bu yakınlığın tarif edilemez olduğunu beyan eder. Bu, Hz. Peygamber'e mahsus bir hâl olup, tasavvufun zirve mertebesi olarak kabul edilir.

İrfânî tanım ise, bu akâidî çerçeveyi daha geniş bir yorumla ele alır ve Kâb-ı Kavseyn'i sâlikin kendi manevî yolculuğunda ulaşmayı hedeflediği bir ideal olarak konumlandırır. Bu bağlamda "iki yay" (kavseyn) ve "kab" (tutma yeri) kavramları sembolik anlamlar kazanır. Bir yoruma göre, insanın yüzündeki iki kaş "kavseyn"i, iki kaşın arası ise "kâb"ı temsil eder; burada iki ayrı gözün tek görüşe sahip olması, bu mertebenin idrakini gösterir². Başka bir irfânî yorumda ise "iki kavs"den biri ilm-i İlâhî, diğeri ise ilm-i hakikat-i Muhammedî olarak açıklanır ve bunların Hz. Ahadiyyet'te birleştiği belirtilir⁶·⁷. Bu, Hakk'ın âlemin bâtını, âlemin suretinin ise O'nun zâhiri olduğu anlayışıyla zahir ve bâtını birlikte tutma, yani ikisinin hakkını verme olarak ifade edilir⁸.

İrfânî bakış açısı Kâb-ı Kavseyn'i ayrıca "hiçlik" ve "sıfır" dairesi olarak tanımlar³·⁴. Bu daire, Ahadiyyet mertebesini ve tüm mertebelerin içinde bulunan mertebeyi ifade eder³. Kâb-ı Kavseyn dairesi, bir yönü hadis (yaratılmış), bir yönü kadim (ezelî) olan bir mertebe olarak da açıklanır⁵. Bu irfânî idrak, insanın aşk ile zâhirden bâtına urûç ederek bu daireyi tamamlamasıyla mahbubluğu tahiyyatta idrak etmesini hedefler⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-184,
  2. 2Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.286Tarikat mertebesi itibari ile; “ne var alemde o var Ademde” ki söze bakarak “kâb-ı kavseyn” i kendimizde arayalım. İnsanın aynası olan yüzü ve orada bulunan alnOku
  3. 3Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2) · s.88Ama hiçliktir ve ( 0 ) (قَابَ قَوْسَيْنِ) Kâb-ı Kavseyn dâiresidir. “1” ise Ahadiyyet mertebesi ve tüm mertebelerin içinde bulunan mertebedir.Oku
  4. 4Bendeki Terzi Babam (Cilt 1) · s.51Sonda ki kalan sıfır ise ( 0 ) daha önce belirtildiği gibi kâb-ı kavseyn dâiresidir. Ku’ran-ı Kerim’in zâhir ve bâtın yönlerini belirtir.Oku
  5. 5Bendeki Terzi Babam (Cilt 1) · s.128Ahadiyyet mertebesi, ( 0 ) Hiçlik ve bir yönü hadîs bir yönü kadîm olan Kâb-ı Kavseyn dâiresidir.Oku
  6. 6Hz. Peygamber'i Rüyada Görmek · s.35İşte “kavseyn-î”, tuttuğu “kab” ve tutma da mertebeleri itibariyle kendine aittir. Yâni iki kavs’den biri (ilm-i İlâh-î) diğeri, ilm-i hakikat-i Muhammed-î, tutOku
  7. 7Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.65İşte “kavseyn-î”, tuttuğu “kab” ve tutma da mertebeleri itibariyle kendine aittir. Yâni iki kavs’den biri (ilm-i İlâh-î) diğeri, ilm-i hakikat-i Muhammed-î, tutOku
  8. 8TB. Kelime-i Nûhiyye · s.96Hani “Kab-ı Kavseyn” buyuruyor ya orada “kab” tutma yeri buradaki “ahz” tutma anlamındadır. Yani zahirini ve batınını birlikte tutarsan yani ikisinin hakkını veOku
  9. 9Aşk ve Muhabbet Yolu · s.173Evet, şâyet sultân-ı aşk bir gönül kâbesinden ezan okursa, o vücûdun her mesâmesi ve her tüyü ve cevâhiri “ALLAHU EKBER” diyerek, huzûru ikrâr eder ve bir anda Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.