İçeriğe atla

Kehf 60-82 ayetindeki Hızır kıssası kavramı tasavvufta neye işaret eder?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Kehf Suresi'nin 60-82. ayetlerinde anlatılan Hızır kıssası, tasavvufta Hz. Musa'nın zâhirî ilmi ile Hızır'ın bâtınî, ledünnî ilmi arasındaki farka ve bu ilmin ancak zevk ve keşif yoluyla elde edilebileceğine işaret eder. Bu kıssa, sâlikin seyr ü sülûkunda karşılaştığı, akıl ve zâhirî şeriat ölçüleriyle açıklanamayan olayların ardındaki ilâhî hikmeti ve hakikati idrak etme mertebesini temsil eder. Hızır, burada "sûret ve mana denizlerinin birleşme yeri olan insân-ı kâmil" olarak kabul edilir ve onunla sohbet etmek, zamanın mana sultanıyla hemhal olmak anlamına gelir¹. Kıssa, aynı zamanda ilâhî emirle gerçekleşen fiillerin zâhirdeki çelişkili görünümüne rağmen, bâtında bir hikmet taşıdığını ve bu hikmetin ancak Hızır gibi ledünnî ilme sahip olanlarca bilinebileceğini vurgular².

Detaylı cevap

Kehf Suresi'ndeki Hızır kıssası, tasavvufta üç temel mertebede ele alınır. Birinci mertebe, zâhirî ilim ile bâtınî ilim arasındaki farkı gösterir. Hz. Musa'nın şeriat hükümlerine göre hareket etmesi ve Hızır'ın fiillerine itiraz etmesi³, zâhirî bilginin sınırlılığını ortaya koyar. Hızır'ın "Sen ilminle ihata etmediğin şeye nasıl sabır edersin?" (Kehf, 18/68) sözü, ledünnî ilmin zâhirî akıl yürütmeyle kavranamayacağını, bu ilmin zevk yoluyla elde edildiğini ifade eder⁴.

İkinci mertebe, Hızır'ın şahsında temsil edilen "insân-ı kâmil" ve "mana sultanı" kavramıdır. Hz. Musa'nın "iki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar" (Kehf, 18/60) yolculuk etme arzusu, sûret ve mana denizlerinin birleştiği yer olan insân-ı kâmile, yani Hızır'a ulaşma gayesini simgeler¹. Bu, sâlikin mânevî yolculuğunda, zâhirî ve bâtınî hakikatleri cem eden bir mürşid-i kâmile erişme arayışını ifade eder. Hızır'ın fiilleri (çocuğu öldürmesi, gemiyi delmesi, duvarı onarması), zâhirde olumsuz gibi görünen olayların ardındaki ilâhî hikmetleri ve kaderin sırlarını temsil eder³. Hızır'ın "Ben bunları kendi emrimden yapmadım!" (Kehf, 18/82) ifadesi, tüm fiillerin ilâhî irade ve emirle gerçekleştiğini, Hızır'ın sadece bu emrin bir vasıtası olduğunu gösterir⁵·².

Üçüncü mertebe, sâlikin mânevî imtihanları ve sabır makamıdır. Hz. Musa'nın Hızır'ın fiillerine karşı sabredememesi, sâlikin mânevî yolculukta karşılaştığı zorluklar karşısında gösterdiği sabrın önemine dikkat çeker. Hızır'ın fiillerinin sebebini açıklaması, sâlikin ancak belirli bir mânevî mertebeye ulaştığında, zâhirde anlamsız görünen olayların bâtınî hikmetini idrak edebileceğini vurgular. Bu kıssa, tasavvufta velâyet ve nübüvvet arasındaki ilişkiye de değinir; velâyet Hakk'a, nübüvvet ise halka ilişkindir⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1608kadar giderim, tâ ki zamânın sultânının mahbûbu olayım.” ( وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحُ حَتَّىٰٓ أَبْلُغَ مَجْمَعَ ٱلْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِىَ Oku
  2. 2Kelime-i Mûseviyye · s.400Böyle olunca Hızır (a.s.), onun inkâr ve itirazına cevap olarak: "Ben bunu kendi emrimle yapmadım" (Kehf, 18/82) dedi. Ve bu söz ile onun o cinayetteki mertebesOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.1204Bilindiği üzere, Kehf Suresi'nde kıssası beyan buyurulduğu gibi, Musa (a.s.) ilahi emirle Hızır'a kavuştu. Ve Hızır (a.s.) bir çocuğu öldürdü ve yıkılmaya yüz tOku
  4. 4TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye · s.140Hani Bakara 286 ayetinde de geçiyor ya لا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا اِلا وُسْعَهَا “Ya rabbi unuttuklarımızdan dolayı bizleri sorguya çekme” gibi. Hızır (a.s.) Oku
  5. 5Tâ-Hâ Sûresi · s.50Bu Âyeti kerîmede belirtilen haller üzerine Muhyiddîni Arabî hazretlerinin Fususul Hikem’de yazdıkları şöyledir: Ve onu Allah Teâlâ'nın mübtelâ kıldığı şey üzerOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1607Çünkü velâyet Hak'ka ve nübüvvet halka ilişkindir. ... kadar giderim, tâ ki zamanın sultanının sevgilisi olayım.” ( وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.