İçeriğe atla

Kibir hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey2 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Kibir hâli, kişinin kendini başkalarından üstün görmesi ve büyüklenmesiyle başlar; bu durum, nefsin bir hüner veya bilgiye mağrur olmasıyla tetiklenir. Başlangıçta ilim, mal, nefs, soy veya cemâl gibi sebeplerle ortaya çıkan bu hâl, zamanla kişinin üstatlardan uzaklaşmasına, Hakk'a ait olan isimleri kendine mal etmesine ve dolayısıyla benliğinin güçlenmesine yol açarak yerleşir. İblis'in "ben ondan hayırlıyım" (A'râf 12) sözüyle tezahür eden kibir, nefsin hâli olup, kibriyâ ise Hakk'ın hâlidir; bu ayrımı idrak edememek kibrin kökleşmesine sebep olur¹·².

Detaylı cevap

Kibir, tasavvufta kalbin en büyük hastalığı ve sülûkun en büyük engeli olarak kabul edilir. Bu hâlin başlangıcı, genellikle kişinin sahip olduğu bir niteliği (ilim, mal, nefs, soy, güzellik gibi) kendine ait zannederek büyüklenmesiyle ortaya çıkar. Örneğin, bir kimse muhakkiklerin eserlerinden okuduğu veya işittiği mârifetlerden (Allah bilgisi) ve hakikatlerden mağrur olabilir ve "Bu meseleyi ben de okudum ve anladım. Benim gibi bir insanın huzuruna gidip baş eğmeye ne ihtiyacım var?" diyerek üstatlardan yüz çevirebilir³. Bu durum, kibrin ilim kaynaklı bir başlangıcıdır.

Kibrin yerleşmesi ise, bu başlangıçtaki benlik duygusunun zamanla kökleşmesiyle gerçekleşir. Kişi, yaptıkları ibadetlerle kibirlenmez hâle gelmesi gerekirken, kendinde var olan isimleri kendine ait zannetmeye devam ederse kibir hâli yerleşir. Oysa bu isimlerin hepsi Hakk'a aittir ve bu idrak eksikliği benliğin kalıcı olmasına yol açar¹. Kibir, nefsin hâli iken, kibriyâ Hakk'ın hâlidir; bu ayrımı göz ardı etmek, kişinin ulûhiyyet kibir ve gururuna kapılmasına neden olur¹·⁴. Kibir ve gurur, kişiyi benliğe götürür ve yanlış tatbikatlara sevk eder; yola doğru olarak çıkmış olsa bile, kendini kullanamayınca benlik ile yaşamaya başlar⁴. Ayrıca, kibir hâli hasetle de yakından ilişkilidir; kimde kibir varsa, onda mutlaka haset de vardır, zira haset kibrin gayrimeşru çocuğudur⁵. Bu durum, İblis'in kibri sebebiyle Âdem'e boyun eğmekten utanması ve onun Allah katındaki yüceliğine haset etmesiyle örneklendirilir⁵. Kibir ve nefis sahipleri, "Halk bize ne derler?" düşüncesiyle sema' halinden kaçınarak, hayali ve çürük bir namusa tutunurlar, bu da kibrin yerleşmiş bir tezahürüdür⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Tesbih ve Zikir · s.28Yaptıkları ibâdetleri ile kibirlenmezler, çünkü daha evvelce kendilerinde var olan isimleri kendilerine ait olduklarını zan ederlerken daha sonra anladılar ki bOku
  2. 2K1-47
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.149O bir hünerden o kadar mağrur oldu ki, kibirden dolayı üstatlardan uzaklaştı! Muhakkıkların eserlerinde okuduğu veya onlardan işittiği marifetlerden (Allah bilgOku
  4. 4Reşahât — Aynü'l-Hayât · s.221İşte kemâl olan dünya yaşantısı, her iki hâli de yaşamak sûretiyle mümkün, ancak bu da en dengeli yaşam hâlidir. Ne kişiyi abdiyyet şartlarında bırakır, yâni maOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.4945Bu sebeple kimde kibir varsa, onda mutlaka haset de vardır. Nasıl ki İblis, kibri sebebiyle Âdem'e boyun eğmekten ve secde etmekten utandı ve onun Allah katındaOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.237“Kibir ve nefis sahipleri ne zaman şahın layığı olur? Bizim o şahımızın izzetinden yüz kibir hali sema' (vecde gelme) içindedir.” Bu şerefli beyit, kibir ve azaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.