Mîrâc kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?
Mîrâc kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) gece yolculuğunu (İsrâ 1) biricik ve bedensel bir olay olarak kabul etmenin ötesinde, sâlikin manevî yükselişini ve Hak'la vuslatını ifade eden tahkîk edilebilir bir makam olarak ayrılır. Akâidde mîrâc, Hz. Peygamber'in Mescid-i Aksâ'dan göklere çıkıp Kâbe Kavseyni Ev Ednâ makamına ulaştığı tarihî ve fizikî bir hadise iken, irfânî bakış açısı, namazın mü'minin mîrâcı olduğu hadîs-i şerîfi ve her an zâhir ve bâtın olan irfan ehlinin her an mîrâc ehli olduğunu¹ vurgulayarak, mîrâcı manevî bir tecrübe ve Hak'ka ulaşma yolculuğu olarak genişletir. Bu irfânî mîrâc, sâlikin kendi nefsini tanıyarak Rabb'ini tanıması ve Hak varlığına dönüşmesiyle² gerçekleşen bir mârifet hâlidir.
Detaylı cevap
Akâidî tanımda mîrâc, Hz. Peygamber'e mahsus, beden ve ruhla gerçekleşen, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya (İsrâ) ve oradan Sidretü'l-Müntehâ'ya, nihayetinde Kâbe Kavseyni Ev Ednâ makamına (Necm 9) yapılan biricik gece yolculuğudur. Bu, zâhirî ve bâtınî yönleri olan, tarihsel bir mucize olarak kabul edilir. İrfânî tanım ise, bu nebevî mîrâcı "Mîrâc-ı Kübrâ" (büyük mîrâc) olarak kabul etmekle birlikte, sâlikin kendi manevî yolculuğunu "Mîrâc-ı Sugrâ" (küçük mîrâc) olarak adlandırır. Bu irfânî mîrâc, sâlikin sülûkunda yaşadığı manevî yükselişleri, özellikle namazda, zikirde ve halvette kalbinin Hak'ın huzuruna ulaşmasını ifade eder. Hadîs-i şerîfteki "es-salâtu mi'râcü'l-mü'min" (namaz mü'minin mîrâcıdır) ifadesi, bu irfânî anlayışın temelini oluşturur. İrfan ehli için mîrâc, her an yaşanan bir hâldir¹. Bu, Hz. Âdem (a.s.) ile başlayan ve Hz. Muhammed (s.a.v.) ile kemale eren ilahî tefekkür ve yükselişin bir devamıdır³. İrfânî mîrâc, kulun bedensel varlığının Hak varlığına dönüşmesi ve kulun bu mertebede Hak sıfatlarıyla ortaya çıkmasıyla gerçekleşir². Bu, nefsi tanıma ve kendi sınırını bilerek sözlere sığmayan Hakk'a erişme⁴ yolculuğudur. İrfan sahibi kişiler, bu mîrâcın meyveli ağaçlarıdır⁵.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Hac Sûresi, s. 95“Hakk tan, halk’a ulaşan kün sözü ile tekrar halk’tan Hakk’a ulaşmak için mir’ac gereklşidir. Mir’ac da efendimiz s.av. in tarif etmesi ile mü’minin miracı namaz”Oku
- 2Mesnevî Cilt 7 · Beyit 555 (s. 174)“Yere ait olanın miracı gibi aya kadar değil, aksine bir kamışın şekere kadar olan miracı gibidir. &10024; 555. Yere ait olanın miracı gibi aya kadar değil, aksi”Oku
- 3Sohbet Arası Sohbetler CD 18, s. 92“Yani Adem (as) ile başlayan İlahi tefekkür, yani Rabbını anlama bilme tanıma hususiyeti diğer gelen peygamberlerin her gelen peygamber kendi mertebesinde bunu b”Oku
- 4Mesnevî Cilt 9 · Beyit 642 (s. 229)“Ne zaman ki sebeplerine başvurup kendi sınırını ve nefsinin tanımını bildin, artık bu sabit hakikatlerin ve arazın sınırından ve tanımından kaç! Çünkü bu sabit ”Oku
- 5Mesnevî Cilt 4 · Beyit 2571 (s. 204)“"Meyveli olan ağaç"tan kasıt, irfan sahibi kişilerdir. "İblis'in terbiyesi"nden kasıt, onun gösterdiği sapkınlık yoludur. Nitekim Hz. Lokman'a "Terbiyeyi ve ede”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.