İçeriğe atla

Mu'cize kaç kademede ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Mu'cize, tasavvufta peygamberlerin nübüvvet iddialarını ispatlayan, âdet dışı ve taklit edilemez olağanüstü haller olarak tanımlanır. Lugatta 'âciz bırakan, karşı konulamaz' anlamına gelir. Tasavvufî idrakte mu'cize, dış dünyaya yönelik bir ispat aracı olmaktan ziyade, peygamberin ulûhiyet mahallinin zorunlu bir tezahürüdür. Bu tezahür, dört temel kademede ele alınır: peygamberlerin zâtî mu'cizeleri, Kur'ân-ı Kerîm'in kendisinin mu'cize oluşu (i'câzü'l-Kur'ân), velâyet sahiplerinin kerâmetleri ve irfânî mu'cize tasavvuru. Hz. Mûsâ'nın asâsı, Hz. Îsâ'nın ölü diriltmesi ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ay yarması gibi örnekler, Hak'ın peygamber mahallinde doğrudan tasarrufunun adıdır¹·².

Detaylı cevap

Mu'cize, tasavvufta dört farklı kademede incelenir ve her kademe farklı bir veçheyi temsil eder.

Birinci kademe, peygamberlerin bizzat zâtî mu'cizeleridir. Bu mu'cizeler, âdetin yasalarını askıya alan harikulâde olaylardır. Örneğin, Hz. Mûsâ'nın asâsının yılana dönüşmesi¹, Hz. Îsâ'nın ölüleri diriltmesi ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ay yarması² bu kademeye dâhildir. Bu tür mu'cizeler, his gözüyle görülen cemâd vâsıtasıyla ruh-ı insaniyeye tesir ederek mü'minlerin ruhunu imân tarafına çeker³.

İkinci kademe, Kur'ân-ı Kerîm'in kendisinin mu'cize olmasıdır (i'câzü'l-Kur'ân). Bu mu'cize, belâgatı, gayb haberleri ve ahlakı tashih etme gibi veçheleriyle dâimîdir ve kıyamete kadar geçerliliğini korur⁴. Resûl-i Zîşân Efendimiz Kur'ân-ı Kerîm hakkında "mu'cize-i kâime" buyurmuştur⁴.

Üçüncü kademe, velâyet sahiplerinin kerâmetleridir. Mu'cize ile kerâmet arasındaki temel fark, peygamber mu'cizesinin nübüvvet iddiasıyla bağlantılı bir meydan okuma olması, velî kerâmetinin ise iddiasız, sahibinin mahremiyetinde ve çoğu kez kendisinin bile haberi olmadan zuhur etmesidir.

Dördüncü kademe, irfânî mu'cize tasavvurudur. Bu, peygamber mahallinin kendisinin mu'cize oluşudur. İbn Arabî, bu kademeyi Mûseviyye Fassı'nda işler. Bu anlayışa göre, Hz. Mûsâ'nın asâsı yılana dönüştüğünde dış dünyada bir cisim gerçekten dönüşmemiştir; bu, vücudun bir tecellisidir. Peygamberlerin mu'cize ikamesinden kaçınmaları, kavimlerine şefkatlerinden dolayıdır; zira mu'cizeler hüccettir ve kavmin dalalette kalması helaklerine sebep olabilir⁵·⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1530Eğer o mu'cize his gözüyle görülen cemâd vâsıtası olmaksızın, rüh-ı insâniye te'sir ederse, elbet mu'cize sâhibi ile rüh-ı sâfi arasında, his gözüyle görülemeyeOku
  2. 2Kamer Sûresi · s.81Bu mu'cize hakkındaki rivâyete göre ay, Mekke-i Mükerreme'deki Hirâ Dağı’nın arkasından henüz doğmakta idi. Kureyş'den ba’zıları Resûl-i Ekrem Efendimiz'den mu'Oku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1531O eserler ancak sâhib-i mu'cize tarafından his gözüyle görülemeyen rühları Hak ve hakikat tarafına celb için, his gözlerine göstermek içindir; ve bu mu'cize sebOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.993“Kitâb”tan murâd Kur'ân-ı Kerîm'dir ve “mu'cize”den murâd, yine Kur'ân-ı Kerîm'dir. Zirâ Resûl-i zîşân Efendimiz Kur'ân-ı Kerîm hakkında “mu'cize-i kâime” buyurOku
  5. 5Kelime-i Lûtiyye · s.183Ve peygamberin zâhirde tasarrufu taleb etmeyip mu’cize ikāmesinden tevakkî etmesi kavmine şefkatinden dolayıdır. Zîrâ mu’cizât hüccettir. Binâenaleyh onların üzOku
  6. 6TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye · s.55Paragraf: Ve tahkikatı resul kezâlik bildi ki, muhakkak emr-i mu'ciz bir cemaata zahir oldukda, onlardan ba'zıları onun nezdinde mü'min olur; ve onlardan, onu bOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.