İçeriğe atla

Mu'cize kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey4 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Mu'cize kavramı, tasavvufî idrakte dış dünyaya yönelik bir ispat aracı olmaktan ziyade, peygamberin ulûhiyet mahallinin zorunlu bir tezahürüdür. Bu kavramın bozulması veya gizlenmesi, genellikle niyetin safiyetini yitirmesi, şer'î edebin terk edilmesi veya gaflet ve ülfet gibi manevî hallerle ilişkilidir. Özellikle riyâ, sum'a ve ucb gibi niyet bozuklukları, amelin ve hâlin tahakkuk etmemesine, dolayısıyla mu'cizevi tezahürlerin gizlenmesine yol açar. Ayrıca, şer'î ölçülere aykırı bir tatbikat, mu'cize gibi görünen bir hâli istidraca dönüştürebilir. İçsel olan ruhani hükümlerin üstün gelmesiyle nefsanî sıfatların gizlenmesi gibi, mu'cizevi haller de manevî bir terbiye ve kemalat süreci içinde farklı tezahürler gösterebilir¹.

Detaylı cevap

Mu'cize, tasavvufta peygamberlerin nübüvvet iddialarını ispatlayan, âdet dışı ve taklit edilemeyen olağanüstü haller olarak tanımlanır. Ancak bu kavramın idrak ve tezahüründe bozulmalar veya gizlenmeler meydana gelebilir. Bu durumların başında niyet bozulması gelir. Sâlikin niyetine riyâ (amelini halka gösterme), sum'a (amelinin duyulmasını isteme) veya ucb (kendi amelini beğenme) gibi afetler karıştığında, amel ve hâl bozulur, hatta gizlenir. Bu durum, "Ameller niyetlere göredir" hadisiyle (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1) tasavvufun temel bir ilkesi olarak vurgulanır. Niyetin safiyetini yitirmesi, mu'cizevi bir hâlin gerçek mahiyetini kaybetmesine neden olabilir.

İkinci olarak, şer'î edebin terki, mu'cize kavramının bozulmasına yol açar. Bir hâl ne kadar olağanüstü görünse de, şer'î ölçülere uygun olmadığı sürece istidraca dönüşebilir; yani Hak'tan değil, nefisten veya şeytandan kaynaklanan bir aldatmaca olabilir. İbn Arabî'nin de belirttiği gibi, "Şer'a muvâfık olmayan keşf, keşf değil, hayâldir." Bu durum, mu'cizevi tezahürlerin Hak'tan gelip gelmediğini ayırt etmede şer'î ölçülerin önemini gösterir.

Üçüncü olarak, gaflet ve ülfet halleri, mu'cizenin gizlenmesine sebep olabilir. Sâlikin hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olması, hâlin gizlenmesine yol açar. Bu durum, "Onlar Allah'ı unuttular, Allah da onları unutturdu" (Haşr 59/19) ayetiyle açıklanır. Bazen bu gizlenme (kabz), sâlikin bekâ-i tâm öncesinde temkine hazırlanması için ilahî bir lütuf olarak da tecelli edebilir. Ayrıca, yüce Hakk'ın batın âlemlerinde, fena yoluyla kulun kulluğu gizlenir ve Hakk ismi öne çıkar². Bu, mu'cizevi hallerin de daha derin manevî mertebelerde farklı bir gizlenme ve zuhur döngüsü içinde olduğunu gösterir. Nitekim, içsel olan ruhani hükümler üstün geldiğinde, nefsanî sıfatlar gizlenir¹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1158İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir. Aynı şekilde, insan varlığında ruhanî hükümler üstün geldiği zaman, nefsanî sıfatlar gizlenir. "NasOku
  2. 2İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.191Yüce Hakk'ın batın âlemlerinde; fena yolu ile gizlenir… Yani kulun kulluğu gizlenir, oradan kul ismi düşer yerinde Hakk ismi kalır.Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.