İçeriğe atla

Muhabbet kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Muhabbet kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dilde ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde muhabbet, sözlük anlamıyla "sevgi" veya "dostluk" demektir¹. Akâid dilinde ise muhabbet, müminlerin Allah'a duyduğu şiddetli sevgiye işaret eder ve bu sevgi, Allah'ın da kullarına duyduğu karşılıklı bir sevgidir. Mârifet dilinde ise muhabbet, Hakk'ın varlığında ilâhî muhabbet içinde sürüp giden, gönül âlemindeki zâtî konuşmalar ve Hakk'ın yarattığı her şeyin yerli yerinde olduğu bir idrak hâlidir²·³. Bu üç dil, kavramın zâhirî mânâsından bâtınî hakikatine doğru bir derinleşme sunar.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısı gereği, muhabbet de lugat, akâid ve mârifet olmak üzere üç farklı dilde incelenir. Bu diller, kavramın anlaşılmasında bir mertebeleşme sağlar.

Lugat dili, muhabbetin sözlük anlamını ifade eder. Bu dilde muhabbet, "sevgi" veya "dostluk" olarak tanımlanır⁴. "Vedûd" esmâ-i hüsnâdan olup, lugat mânâsı "muhabbet edici" demektir⁵. Bu, kelimenin herkes tarafından paylaşılan zâhirî mânâsıdır ve tasavvufî anlamlandırmanın temelini oluşturur.

Akâid dili, muhabbetin İslâmî ilimlerdeki, özellikle fıkıh ve kelâm ilmindeki tanımını kapsar. Bu dilde muhabbet, sâlikin Allah'a, Allah'ın da sâlike duyduğu karşılıklı sevginin adıdır. Kur'an-ı Kerim'de Mâide 54'teki "yuhibbuhum ve yuhibbûnehû" (Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler) ayeti, bu iki yönlü sevginin mesnedidir. Bakara 165'teki "ve'llezîne âmenû eşeddu hubben lillâh" (mü'minler Allah'ı daha şiddetli severler) ayeti ise muhabbetin derinleşmiş hâline işaret eder. Bu, ehl-i sünnet itikadında kavramın yerini belirler.

Mârifet dili ise muhabbetin irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikatini, ehl-i Hakk'ın zevkle bildiği yönünü ifade eder. Bu mertebede muhabbet, gönül âleminde Hakk'ın varlığında ilâhî muhabbet içinde sürüp giden "münademe" olarak tanımlanır². Muhabbetin nedeni, niçini, sebebi yoktur; aslı Cenâb-ı Hakk'ın gönle ilka etmesidir⁶. Mârifet dilinde, Hakk'ın yarattığı her şeyin yerli yerinde olduğu, olayların zevk olarak yaşandığı bir idrak söz konusudur³. Bu, akâidi nakzetmeyen ancak onu aşan bir idrak seviyesidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-247, K2-T8,-Muhabbet
  2. 2İnsân-ı Kâmil (Cilt 4) · s.101Konuşma, böylece sürüp gitti… “Münademe” Lügatta, “Sohbet arkadaşı, meclis arkadaşı, tatlı konuşma,” olarak bildirilmiştir. Zâti muhabbet konuşmaları gönül âlemOku
  3. 3Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.183Görünümleri farklıdır. Açılımlarının aslı aynıdır. Maddeden manaya geçince kişi muhabbetteyse olaylar zevktir. Allah’ın katında doğru yanlış olmadığından hepsi Oku
  4. 4K1-247,-Muhabbet
  5. 5Bürûc Sûresi · s.81Cildinde Hazreti Bilal’in dilinden Vedûd’u şöyle tarif etmektedir. 965. Cisim cühûdun dikenlerinin yarası önündedir, benim cânım o Vedûd'un mesti ve harabıdır. Oku
  6. 6Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.187Bu muhabbetin nedeni, niçini, sebebi yoktur! Niye eşimizi sevdik? Bilmiyoruz… Aslı C.Hakkın gönlümüze ilka etmesidir. Çünkü her nefis bütünlenmek ister. EksiğinOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.