İçeriğe atla

Muhyiddin İbn Arabî Kün Feyekün hakkında ne der?

Kişi-KonuOrta düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Muhyiddin İbn Arabî'ye göre "Kün Feyekün" (Ol, o da olur) ilahî bir emir olup, halkın temel hakikatini ifade eder. Bu emir, Allah'ın bir şeyi murad ettiğinde ona "ol" demesiyle o şeyin hemen varlık bulmasını sağlayan tekvinî bir sözdür. İbn Arabî, bu emrin tasavvufî halk etme anlayışının mihveri olduğunu ve özellikle Fusûsu'l-Hikem adlı eserinin Sâlihiyye Fassı'nda bu konuyu derinlemesine işlediğini belirtir. O'na göre "Kün" emri, sadece bir söz değil, Hakk'ın varlığı dış âleme indiren ezelî bir tecellisidir.

Detaylı cevap

Muhyiddin İbn Arabî, "Kün Feyekün" ifadesini halkın özü olarak ele alır. Bu ifade, Yâsîn Sûresi'ndeki "innemâ emruhû izâ erâde şey'en en yekûle lehu kün fe-yekûn" (bir şeyi murâd ettiğinde ona 'ol' der, o da olur) ayetinden neşet eder. İbn Arabî, bu ilahî emrin sadece akâidî bir halk etme ilkesi olmadığını, aynı zamanda vücudî bir hakikat taşıdığını vurgular. Ona göre "Kün" emri, Allah'ın bir şeyi var etme iradesinin doğrudan bir tezahürüdür ve bu emirle halk edilen şey anında vücut bulur; yani sebep-sonuç zincirine tâbi olmaksızın, doğrudan emirden varlığa geçer. Bu durum, Bakara 117 ve Âl-i İmrân 47 gibi ayetlerde de aynı sırrı taşır.

İbn Arabî, "Kün Feyekün" hakikatini Fusûsu'l-Hikem adlı eserinin Sâlihiyye Fassı'nda detaylıca açıklamıştır¹·². Bu fass, "kün" emrinin tasavvufî halk etme anlayışının merkezinde yer aldığını gösterir. O, "Kün" emrinin sıradan bir söz olmadığını, aksine Hakk'ın "emr-i tekvînî"si olduğunu ifade eder. Bu emir ezelîdir ve vakit içinde değildir; yani Allah'ın "ol" demesi, lafzî bir yapım değil, varlığın dış âleme inişidir. Bu iniş, Şah Veliyyullâh ed-Dehlevî'nin "tenezzül-i emr" olarak adlandırdığı gibi, emrin mertebeden mertebeye inerek eşyanın vücuda gelmesini sağlar. İbn Arabî, "Kün Feyekün"ün zuhuratının ve müşahadesinin Cenâb-ı Hakk'a hamd ve senâ vesilesi olduğunu da belirtir³·⁴. Ayrıca, "Kün" emrinin her hangi bir şeyin oluşumu için değil, çevresindekilerin dualarına "Kün" demek mahiyetinde de olabileceğini, ancak kâinat bazındaki genel "Kün Feyekün" ile karıştırılmaması gerektiğini ifade eder⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Târık Sûresi · s.140Bu söz ( كُن فَيَكُونُ ) “Kün Fe Yekün” yani ol der ve oluverir. “Zât-İrade-Kavl”, Ferd-i selase denilen üçlü ferdiyettir. Bu açılımı Muhyiddin Arabi HazretleriOku
  2. 2Nahl Sûresi · s.69“İnnemâ kavlunâ lişey-in izâ eradnâhu en nekûle lehu kun feyekûn(u)” Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen oOku
  3. 3Nahl Sûresi · s.83Kitâbımız da yazdığımız (كُنْ فَيَكُونُ) “Kün Feyekün” Ol der ve Oluverir hakîkatının zuhûrâtı ve müşâhadesi için, Cenâb-ı Hakk (c.c)’a Hamd-ü senâ ederiz. (MurOku
  4. 4Bendeki Terzi Babam (Cilt 2) · s.36Kitâbımız da yazdığımız (كُنْ فَيَكُونُ) “Kün Feyekün” Ol der ve Oluverir hakîkatının zuhûrâtı ve müşâhadesi için, Cenâb-ı Hakk (c.c)’a Hamd-ü senâ ederiz. (كُنOku
  5. 5Bendeki Terzi Babam (Cilt 1) · s.219. ↑ Bu “Ol” da, her hangi bir şeyin oluşumu için değil, çevresindekilerin dualarına “Kün” demek mâhiyetindedir. ↑ (كُنْ) “ Kün” ile Efendi Babam arasında ki hakOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.