İçeriğe atla

Muhyiddin İbn Arabî Muhabbet hakkında ne der?

Kişi-KonuOrta düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Muhyiddin İbn Arabî'nin muhabbet anlayışı, Hakk'ın kuluna ve kulun Hakk'a duyduğu karşılıklı sevgi ekseninde şekillenir. Muhabbet, sülûkun itici gücü ve mücâhedenin tatlandırıcısı olarak tasavvufî yolculukta merkezi bir yere sahiptir. İbn Arabî, bu karşılıklı sevgiyi Kur'ân-ı Kerîm'deki "Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler" (Mâide 54) ayetiyle temellendirir. Onun eserlerinde muhabbet, sadece bir duygu değil, aynı zamanda ilahî bir tecellî ve mânevî bir hâl olarak ele alınır. Özellikle Fütûhât-ı Mekkiyye ve Fusûsu'l-Hikem gibi eserlerinde bu konuya geniş yer verdiği kaynaklarda belirtilmektedir¹·².

Detaylı cevap

Muhyiddin İbn Arabî'ye göre muhabbet, tasavvufî yolculuğun temelini oluşturan, hâllerin en yumuşak ama en güçlü olanıdır; zira hiçbir mücâhede onsuz tahammül edilemez. Bu muhabbet, iki yönlü bir ilişkiyi ifade eder: Muhabbet-i Hak (Hakk'ın kuluna sevgisi) ve Muhabbet-i kul (kulun Hakk'a sevgisi). Hakk'ın kuluna olan sevgisi zâtî olup, Hakk'tan kula doğru akan bir rahmet iken; kulun Hakk'a olan sevgisi kazanılan bir sevgidir ve sâlikin amelleriyle Hakk'tan mukâbele olarak gelir. İbn Arabî, bu karşılıklı sevgiye Kur'ân'dan deliller getirir; Mâide Sûresi'nin 54. ayetindeki "Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler" ifadesi, muhabbetin bu iki yönlü yapısını açıkça ortaya koyar. Ayrıca Bakara Sûresi'nin 165. ayetindeki "mü'minler Allah'ı daha şiddetli severler" ifadesi, muhabbetin derinleşmiş hâline işaret eder. İbn Arabî'nin bu konudaki görüşleri, özellikle Fütûhât-ı Mekkiyye ve Fusûsu'l-Hikem gibi temel eserlerinde genişçe işlenmiştir¹·². Bu eserler, onun tasavvuf mâverâsının ansiklopedik kaynakları olup, muhabbet kavramını ilahî isimler, tecellîler ve velâyet mertebeleri bağlamında ele alır. İbn Arabî'nin "mahbûbiyyet" bahsi, muhabbetin bu derin mertebelerini ve Hakk'ın sevdiği kulların mertebesini açıklar. Onun anlayışında muhabbet, akıl ve irade ile birlikte işleyen kontrollü bir sevgi iken, aşk ise akıl ve iradeyi geri çeken mahvedici bir sevgi olarak ayrılır. İbn Arabî'nin kendi lisanından Hakk'ın kelamını inşâd ettiği şiirlerinde de cemâl-i bâ-kemâle duyulan iştiyak, muhabbetin en yüce tezahürlerinden biri olarak ifade edilir³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Fâtır Sûresi · s.123Muhyiddin İbn-i Arabi Hz., Fütûhât’ı Mekkiye ↑ Muhyiddin İbni Arabi Hz., Fusûsül Hikem ↑ Muhyiddin İbni Arabi Hz., Fütûhât-ı Mekkiyye ↑ Necdet ARDIÇ – Gönülden Oku
  2. 2Şu'arâ Sûresi · s.158Muhyiddin İbn-i Arabi hz. ↑ Hicr Suresi 15/16-17-18 ↑ Necdet Ardıç – Gönülden Esintiler – İrfan mektebi Hakk yolu- – Tasavvuf Serisi 14 – Sayfa 63… ↑ Muhyiddin Oku
  3. 3TB. Kelime-i Muhammediyye · s.165Şeyh (r.a.) bu şiiri Hak tarafından inşâd ile buyururlar ki yani Hakk lisanından İbnu’l Arabi hazretleri söylüyor ama Hakk lisanından söylüyor, kendinden değil,Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.