İçeriğe atla

Mükâşefe kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?

Kavram-Fass Eşleşmesi0 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Mükâşefe kavramı, tasavvufta sâlikin gayb âleminden veya Hak'tan kalbine inen doğrudan idrâklere verilen isim olup, İdrîsiyye Fassı'nın 'ruhâniyet' bahsiyle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca, Fusûsu'l-Hikem'de Fass-ı Uzeyrî, Fass-ı İsmâîlî, Fass-ı Hûdî ve Fass-ı Ya'kûbî gibi farklı fasslarda da mükâşefe ile ilgili esrâr ve hakâyıkın tafsilatının bulunduğu belirtilmiştir¹·²·³·⁴. Mükâşefe, perdenin kalkması ve keşfin meydana gelmesi anlamına gelir; Hakk'ın sâlike zât, sıfat veya fiiller yönünden tecellîsidir⁵. Bu, mücâhedenin bir meyvesi olarak sâlik tezkiyeyi kemâle erdirdiğinde Hak tarafından perdelerin kaldırılmasıyla gerçekleşir.

Detaylı cevap

Mükâşefe, tasavvufî sülûkun önemli bir aşaması olup, sâlikin Hak'tan veya gayb âleminden kalbine inen doğrudan idrâkleri ifade eder. Bu durum, hadîs-i şerîfteki "kulum bana nâfilelerle yaklaşmaya devam eder, ben de onu severim; sevdiğim zaman onun gören gözü, işiten kulağı olurum..." ifadesiyle desteklenir ve mücâhedenin bir neticesidir. Sâlik nefs mertebelerini aşarak tezkiyeyi kemâle erdirdiğinde, Hak ona perdeleri kaldırır ve mükâşefe hâli zuhur eder.

Mükâşefe, dört ana türde tezahür eder: Birinci tür sûrî mükâşefedir ki, sâlikin gayb âlemine ait sûretleri (melekler, vefat etmiş velîler, gelecek olayların temsilleri) âlem-i misâlde uyanıkken görmesidir. İkinci tür mânevî mükâşefedir; burada sûret değil, mânâ idrâk edilir ve sâlik bir hakikati kalbine inmiş gibi bilir, bu ilm-i ledünnînin mahalli olarak kabul edilir. Üçüncü tür zâtî mükâşefedir; Hak'ın esmâ ve sıfatlarının doğrudan tecellîsidir ve sâlik bu durumda 'gören' değil 'görülen' konumundadır. Dördüncü tür ise mükâşefe-i sırdır; sâlikin kendi sırrını, ezelî hakikatini ve Hak ile ilişkisinin ezelî mahiyetini idrâk etmesidir.

Mükâşefe ile keşf arasında bir fark bulunur; klasik kullanımda keşf daha genel bir anlam taşırken, mükâşefe ondan daha 'açılmış' ve doğrudan idrâk içeren bir hâldir. "Keşf-i mücerred" rüyada meydana gelirken, "mükâşefe" uyanıklık hâlinde gerçekleşir⁶. Sadreddin Konevî'ye göre mükâşefe ve müşâhede ehli, isim ve sıfatı aynı manaya gelen iki ayrı lafız olarak değerlendirmişlerdir⁷. Mükâşefe mertebesi, perdenin kalkmasıyla görülen, müşâhede ve rüyet mertebesidir ve nuru beyazdır; sâlike bu mertebede "hâl-i vuslat" zuhur eder⁸. Ayrıca, vahdet-i ef'al, vahdet-i esmâ ve vahdet-i sıfat mertebelerinin mükâşefesi, vahdet-i vücudun muayenesine ulaşmak için gereklidir⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.606Bu konudaki esrâr ve hakâyık, Fusûsu'l-Hikem'de Fass-ı Uzeyrî, Fass-ı İsmâîlî, Fass-ı Hûdî ve Fass-ı Ya'kûbî'dedir.Oku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1774Bu konudaki esrâr ve hakâyık, Fusûsu'l-Hikem'de Fass-ı Uzeyrî, Fass-ı İsmâîlî, Fass-ı Hûdî ve Fass-ı Ya'kûbî'dedir.Oku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1294Bu bahislerin tafsili Fusüsu'-Hikem'de Fass-ı Ya'kübi'de ve Fass-ı Hüdi'de ve Fass-ı İsmâili'de mezkürdur.Oku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.2319Bu bahislerin tafsili Fusüsu'-Hikem'de Fass-ı Ya'kübi'de ve Fass-ı Hüdi'de ve Fass-ı İsmâili'de mezkürdur.Oku
  5. 5Mükâşefe
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1 · s.141"Keşf-i mücerred" ile "mükâşefe" arasındaki fark şudur: "Keşf-i mücerred" rüyâda meydana gelir; "mükâşefe" ise uyanıklık hâlinde olur. "Keşf-i muhayyel" şudur: Oku
  7. 7Dur Rabbın Namazda (Cilt 1) · s.274Sadreddin Konevi’ye göre; Mükaşefe ve müşahede ehli; isim ve sıfatı aynı manaya gelen iki ayrı lafız olarak değerlendirmişlerdir. Bu makamların bilinmesi çok büOku
  8. 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1140Dördüncü tavır: Mükaşefe (perdenin kalkmasıyla görülen), müşahede (gözlem) ve rüyet (görme) mertebesidir; ve onun nuru beyazdır. Sâlike bu mertebede zuhur eden Oku
  9. 9Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.67Ondan sonra evvela vahdet-i ef'al-i → mükaşefe lazımdır. Sonra vahdet-i esmayı → mükaşefe lazımdır, sonra vahdet-i sıfat-ı →müşahede lazımdır, sonra vahdet-i vüOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.