Mülk 1 ayeti Süleymâniyye Fassı'nda nasıl okunur?
Mülk Sûresi'nin ilk âyeti olan "Tebârekellezî bi yedihil mülkü ve hüve alâ külli şey'in kadîr" (Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter) tasavvufta, özellikle Süleymâniyye Fassı'nda, Allah'ın mutlak mülkiyetini ve kudretini vurgulayan temel bir hakikat olarak okunur. Bu âyet, tüm mülkün Cenâb-ı Hakk'a ait olduğunu ve O'nun her şeye kâdir olduğunu beyan eder¹. Sâlikin kendi varlığını ve sahip olduğu her şeyi Allah'ın bir emaneti olarak görmesi, bu mülkiyet idrâkinin bir sonucudur. Süleyman aleyhisselam'ın zahir ve bâtın mülkü Allah adına kullanması, bu hakikatin peygamberî bir örneğidir².
Detaylı cevap
Mülk Sûresi'nin ilk âyeti, tasavvufî idrâkte Allah'ın mutlak mülkiyetini ve kudretini merkeze alır. Bu âyet, "mülk benim ve benim için" diyen Cenâb-ı Hakk'ın, tüm varoluşun yegâne sahibi olduğunu açıkça ifade eder¹. Bu idrâk, sâlikin kendi varlığına ve sahip olduğu her şeye bakış açısını kökten değiştirir.
Süleymâniyye Fassı'nda bu âyet, özellikle Hz. Süleyman'ın mülküne atıfla derinleşir. Hz. Süleyman, kendisine bahşedilen zahirî ve bâtınî mülkü, Malikel Mülk olan Allah adına ve O'nun için kullanmıştır². Bu durum, sâliklere mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu ve kendilerinin sadece birer emanetçi olduğunu hatırlatır. "Limenil mülkül yevm lillâhil vâhidil kahhâr" (Bugün için bu mülk kimindir? Vahid ve Kahhar olan Allah'ındır) âyeti de bu hakikati pekiştirir².
Sâlikin bu mülkiyet idrâki, fakr makamıyla da yakından ilişkilidir. Kendi varlığını ve sahip olduğu her şeyi Allah'ın emaneti olarak gören sâlik, Hak karşısında mutlak ihtiyaç sahibi olduğunu idrâk eder. Bu, malın azlığı değil, kalbin Hak'tan başkasına muhtaç olmaması hâlidir (Fakr, K1-129). Eğer sâlik, mülkü kendine ait görürse, müşriklerden olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bu nedenle, esmâ-i ilâhiyyeyi aslına uygun olarak, esmâ-i nefsiyyelere dönüştürmeden kullanmak esastır².
Muhammedîler her ne kadar mülkte halife kılınmış olsalar da, mülk asıl itibarıyla Allah içindir. Ancak Allah, Nûhîlerin vekili olduğunda, mülk onlar için olmuş olur; fakat bu, hakiki bir temlik (mülk edinme) değildir³. Bu, sâlikin Allah'a tam bir teslimiyetle yönelmesi ve O'nu vekil edinmesiyle mülk üzerinde tasarruf yetkisi kazanması anlamına gelir, ancak bu tasarruf Allah adına ve O'nun izniyledir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba · s.37“Bunun bir araba camında görülmesi ile Esmâ-i İlâhiyyeden, Efâl-i ilâhiyye ye yansıyarak oluşan bu hayâli mülkün Allah’ın ve Allah için olduğu ifâdesi anlaşılmak”Oku
- 2Sebe' Sûresi · s.50“Süleyman as kendisine bahşedilen zahir ve bâtın mülkü sahibi adına malikel mülk olan Allah c.c adına onun için kullanıyordu. Limenil mülkül yevm lillâhil vâhidi”Oku
- 3Kelime-i Nûhiyye · s.296“(İsrâ, 17/2) ayet-i kerimesinin anlamı gereğince, o mülk onların mülküdür; fakat onda tasarruf etmeye memur değillerdir. Çünkü ayet-i kerimenin anlamı şudur: Mü”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.