Nâsût kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?
Nâsût kavramı, tasavvufta vücud mertebelerinin en alt halkası olup, maddî ve cismânî insan mahallini ifade eder. Zuhûr ettiği mahaller, Hakk'ın isim ve sıfatlarının bu mertebede nasıl belirdiğini gösterir. Nâsût, Hazerât-ı Hamse içinde cisim, hareket ve fiilin zuhûr ettiği mertebedir. Aynı zamanda ruhun varlığını muhafaza eden, onu kendisinde barındıran ve ilahi ruhun kesafet ile taşındığı madde âlemidir¹. Bu mertebede bütün mevcudat elle tutulur, gözle görülür hale gelmiş ve insan yeryüzünde faaliyetlerine başlamıştır². Nâsût, lâhût ile melekût arasındaki şeriat tavrının da bir parçasıdır³.
Detaylı cevap
Nâsût, tasavvufî vücud bahsinde dört veya beş mertebeli iniş yapısının en alt halkasıdır ve "insanlık âlemi, beşeriyet mertebesi" anlamına gelir. Bu mertebe, Hakk'ın "vücûd-u mutlak"ının her mertebede "vücûd-u mevcud" olarak zâhir ismiyle zuhûr edişinden ibarettir². Nâsûtun zuhûr ettiği mahaller, Hakk'ın tecellîlerinin bu maddî âlemde nasıl göründüğünü açıklar.
Hazerât-ı Hamse içinde nâsût, cisim, hareket ve fiilin zuhûr ettiği mertebedir. Bu, ruhun kâim bulunduğu ve taalluk eylediği, ruhu kendisinde barındıran mahaldir¹. Bütün âlemde mevcut olan ruh-u küllî ilâhî ruhun lâhûtu iken, bunu görüntüye getiren ve kesafet ile taşıyan da nâsût âlemidir, yani madde âlemidir, mükevvenat âlemidir¹. Bu mertebede varlıklar; maden, nebat, hayvan, insan sûretinde kesif, cin ve melekler ise latîf varlıklar halinde faaliyetlerine başlamışlardır².
Nâsût, aynı zamanda ilâhî zuhurların müşâhede edildiği bir mahaldir. Âlemde görülen her şeyin Allah'ın zuhurları olarak tefekkür edilmesi gerekir³. Cisim olmazsa ne ilim, ne ruh, ne de nur ortaya çıkamaz; hepsi bâtında kalır. Ruh, melik mahiyetinde olup tedbir edendir, ancak eserleri cisim vasıtasıyla zâhir olur⁴. Bu bağlamda, Hakk'ın manalarının yükleneceği mahaller olarak mevcut varlıklar, tıpkı harf ve kelime suretlerinin manaları zuhura getirmesi gibi işlev görür⁵. Nâsût, lâhût ile melekût arasındaki şeriat tavrını temsil ederken, melekût ile ceberût arasındaki tarikatı, ceberût ile lâhût arasındaki ise hakîkati ifade eder³. Bu mahaller, Hakk'ın zâtının zuhûr etmesi içindir ve ancak irfan ehli kâmiller tarafından idrâk edilebilir⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1TB. Kelime-i Îseviyye · s.49“His ile bakışta, erkek suretinde olmakla, İsevi sureti onun mahall-i ruhu olup, "nâsût" isimlendirilmesi lâzım gelen bu görülen cisme mecazen "rûh" denildi. Ama”Oku
- 2Enbiyâ Sûresi · s.263“Nasût” “Vücûd’u mutlak” ın her mertebede, “vücûd’u mevcud” olarak zahir ismiyle zuhur edişinden ibarettir. Burada bütün mevcudat elle tutulur gözle görülür hale”Oku
- 3Risâle-i Gavsiyye · s.2“Bütün varlıkta Allah’ın zuhurlarını müşâhede ettiğimizde her müşâhede ettiğimiz esmâ ve sıfat zuhurlarından zuhur olarak Allah’ı idrâk ettiğimiz için Allah, All”Oku
- 4TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye · s.46“Yani cisim olmazsa oradaki ne ilim ne ruh ne nur ortaya çıkamaz. Hepsi batında kalırlar. Melik mahiyetinde olan ruhtur, tedbir eden ruhtur velakin, ancak şu kad”Oku
- 5TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.145“Yani bu kitabın üstünde bu suretler olmasa harf suretleri ve kelime suretleri ve cümle suretleri olmasa manalar neyle zuhura gelecekti. İşte bu alemde mevcut ol”Oku
- 6Fussilet Sûresi · s.80“İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zu”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.