İçeriğe atla

Nefes-i Rahmânî kavramı, lugat anlamından farklı olarak tasavvufta nasıl tanımlanır?

Kavram TanımıTemel düzey4 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Nefes-i Rahmânî, tasavvuf mâverâsında Hakk-ı Mutlak Teâlâ'nın kâinatı halk etme ve sürekli yenileme işleyişini ifade eden derin bir terimdir. Lugat anlamındaki "soluk"tan farklı olarak, Hak'ın "kün" demesiyle varlıkların zuhur etmesini ve sürekli tecellîlerle tazelenmesini simgeler. Bu kavram, hadîs-i şerîfteki "Rabbinizin nefesini Yemen tarafından alıyorum" (Ahmed) ifadesiyle mesned bulur ve Şîsiyye Fassı'nın "Nefthiyye" hikmetiyle doğrudan ilişkilidir. İbn Arabî'ye göre, Hak'ın nefes alıp vermesiyle kâinat sürekli fenâ ve vücud ritmi içinde tazelenir; bu, Rahmân Sûresi 29. ayetindeki "her gün yeni bir tasarrufta" oluşun somut tezahürüdür.

Detaylı cevap

Nefes-i Rahmânî, tasavvufta varlıkların zuhurunun kaynağı olan ilâhî soluk olarak tanımlanır¹. Bu, Hak'ın zâtının birliğinde potansiyel olarak mevcut ve gizli olan bütün isimlerini Rahmânî nefesiyle açığa çıkarmasıdır². Cenâb-ı Hakk'ın eşyayı halk etmeye yönelik iradesi yöneldiğinde, ahadiyyet-i zâtiyyesinde bilkuvve mevcut olan esmâsını bu nefesle tenfîs eder².

Bu nefes, sonsuz fezaya küllî olarak nefh edildikten sonra, zaman içinde "a'dem" ve "zulmet"ten mertebe mertebe zuhura çıkışın sonunda birey varlıklara "nefis" ismini verir³. Genel manada "nefes-i Rahmânî", bireyde ise "nefis-i beşerî" olarak insan ve diğer varlıklar zuhura çıkar³. Latif olan Rahmânî nefes, kesif olan fıtrat mertebesinde bâtın kalır ve kesif fıtrat onun zâhiri olur².

Nefes-i Rahmânî, daima yönelmede ve akıştadır; kesintisi olmaz⁴. Ezelde bir defa "Hûû" deyip alemlerin halk olması ve sonra nefesin kesilmesi gibi bir durum söz konusu değildir; aksine her an alemlere yeni hayat vermektedir⁴. Eğer bu nefes kesilse, bütün alem yokluğa gider⁴. Bu ilâhî tecellî, esmâ-i ilâhiyyenin sonsuz fezaya "Hû" diye salınmasıyla gerçekleşir ve esmâ suretleri ilâhî hazrette peyda olup birbirinden farklılaşır⁵.

Rahmânî nefes, ilimdeki suretler olan sabit hakikatler üzerine tecellî ettiğinde, onların suretleri olan halkın yüzünü açığa çıkarır⁶. Bu, Hak'ın Rahmânî nefesi ve Hakkânî varlığı ile onlara eşit şekilde tecellî etmesiyle gayb perdesinin kalkması ve yüzlerinin açılması demektir⁶. Nefes-i Rahmânî'nin fıtrî şekillerde ve fıtrî şekillerin de Rahmânî nefeste ortaya çıkması sebebiyle, Rahmânî nefesin fıtrî şekillerin "ayn"ı olduğu sâlike münkeşif olursa, ona ilâhî küllî hikmet açılır⁷. Bu nefes, Hakikat-i Muhammediye'ye nakledilerek ilmî suretler haline dönüşür ve oradan "Hûû" sesiyle bütün aleme yayılır; bu nefesten parlak bulutlar ve galaksiler oluşur⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Nefes-i Rahmani
  2. 2Kelime-i Muhammediyye · s.377Teâlâ hazretlerinin, halk-ı eşyâya irâdesi teveccüh etmekle, ahadiyyet-i zâtiyyesinde bilkuvve mevcûd ve mahfî olan bilcümle esmâsını nefes-i Rahmânîsi ile tenfOku
  3. 3Enbiyâ Sûresi · s.252Rahmâniyyet : Sıfat mertebesinde “nefes-i Rahmâni”, sonsuz fezaya külli olarak nefesini, nefh ettikten sonra, zaman içinde “a’dem” “zûlmet” ten mertebe, mertebeOku
  4. 4TB. Kelime-i Îseviyye · s.240Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.) Fütûhât-ı Mekkiyyelerinin yüz doksan sekizinci babının on birinci faslında buyururlar ki: "Nefes-i rahmânî, dâima yönelmededir. YaniOku
  5. 5TB. Kelime-i Hûdiyye · s.25Vaktaki rahmet-i rahmanı olan nefes-i rahmanî ile tecelli-i ilâhî vâki’ oldu; yani bütün bu esma-i ilahiyye zıt isimler Allah’ın varlığında cami idiler müstemi Oku
  6. 6Kelime-i İshâkiyye · s.120Ve bu şerefli beyitteki "sâfir" kelimesi "zâhir" (görünen) anlamına alınmayıp da "kâşif" (açığa çıkaran) anlamına alınırsa, beytin anlamı şöyle olur: "Vâhid-i ROku
  7. 7Kelime-i İlyâsiyye · s.211Şimdi, Rahmânî nefesin tabiî şekillerde ve tabiî şekillerin de Rahmânî nefeste ortaya çıkması sebebiyle, Rahmânî nefesin tabiî şekillerin tekil hakikati olduğu Oku
  8. 8Sohbet Arası Sohbetler (23) · s.73İşte bunları ilmî olarak Hakikat-i Muhammediye ye naklediyor ve orda da ilmî sûretler haline dönüşüyor ve ordanda Nefes-i Rahmânî ile bütün bu âleme; “Hûû” diyeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.