Nefs-i Emmâre kavramının zâhir-bâtın mertebeleri nelerdir?
Nefs-i Emmâre, tasavvufta yedi nefs mertebesinin en alt basamağı olup, "kötülüğü emredici nefs" anlamına gelir ve Yûsuf Sûresi 53. ayetindeki "innen-nefse le-emmâretün bi's-sû" ifadesine dayanır. Bu nefs mertebesi, sâlikin henüz gaflet perdesini aralamadığı, kötülüğü kötülük olarak görmediği ve nefsinin emirlerini kendi seçimi sandığı bir hâli ifade eder. Zâhirî mertebede şehvet, gazap, kibir, hırs, haset, riyâ ve tama' gibi süflî lezzetlerin hâkim olduğu bu mertebe, bâtınî mertebede ise kişinin vücut şehrindeki ilahî yönelişlere hücum eden ve onları nefsanî arzularına alet etmek isteyen kuvveleri temsil eder¹. Nefs-i Emmâre'nin eğitilmesi ve terbiye edilmesi, sülûkun başlangıcı ve diğer nefs mertebelerine geçişin temel şartıdır².
Detaylı cevap
Nefs-i Emmâre, tasavvufî sülûkun başlangıç noktasıdır ve yedi nefs mertebesinin ilkidir³. Zâhirî olarak bu mertebedeki kişi, Hak'tan habersizdir; namaz, oruç, zikir gibi farz ibadetleri ya yapmaz ya da manasını bilmeden alışkanlıkla yapar. Dünyevî arzuların peşinde koşar, mal, makam, şöhret ve lezzet için yaşar, ahireti hatırlamaz veya çok uzak sanır. Günah işlediğinde pişmanlık duymaz veya çok geçici pişmanlıklar yaşar, hatalarından dolayı başkalarını suçlar. Süflî lezzetler, yani yemek, içmek, cinsel ilişkiler ve oyun gibi bedensel hazlar kalbinin merkezindedir.
Bâtınî mertebede ise Nefs-i Emmâre, kişinin vücut şehrinde Lût kavmi gibi tasvir edilen, ilahî ve nuranî varidatlara hücum eden ve bunları kendi şehvet ve arzularına alet etmek isteyen kuvveleri ifade eder¹. Bu mertebede insan, çift kutuplu varoluşun içinde, nefs-i emmare ile ilahî yöneliş arasında bir terkip hâlindedir⁴. Nefs-i Emmâre, kişiyi kölelik tarafında tutarak kendi emirleri altında yaşatır ve bu durum, hakikat-ı ilahiyeye sahip bir varlığa yakışmaz⁵.
Nefs-i Emmâre'nin aşılması için tevbe-i nasûh ve mürşid-i kâmile teslimiyet zorunludur. Nefs-i Emmâre'nin ölmesi söz konusu değildir; aksine eğitilmesi gerekir². Eğitildiğinde, kişiye en büyük faydayı sağlayan bir yardımcıya dönüşebilir². Bu eğitim süreci, nefs-i emmarenin kendi menfaatine olan işleri anlamasıyla başlar ve böylece emmarelikten sıyrılıp sâlike yardımcı olur⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Hicr Sûresi, s. 127“------------------- Âyetlerin zâhir ma’nâları açıktır. Biz bunları enfüsî yönden inceleyelim. “ Lût kavmi ” kişinin vücûd şehrinde, nefs-i emmâre ve onun kontro”Oku
- 2Sohbet Arası Sohbetler CD 14 (2003), s. 53“Neydi? Karga, güvercin, tavus kuşu, horoz. Bunların hepsi nefs-i emmare. Bunları parçala diyor evvela, paramparça. Ama baştan alıştır onları diyor, eğit. Nefs-i”Oku
- 3Nahl Sûresi, s. 165““Yere göğe sığmam mü’min kulumun gönlüne sığarım” ifadesiyle hadis-i kudsîde belirtilen ise, insan gönlü olan bâtın gökyüzüdür. Zâhir gökyüzü yedi kat (tabaka) ”Oku
- 4Ra'd Sûresi, s. 75“Buradaki iki eş: Nefs ile beden Nefs-i emmare ile ilahi yöneliş Akıl ile kalp Zahir ile batin gibi birbirine zıt görünen ama birlikte yoğruldukça kemale eren un”Oku
- 5Sohbet Arası Sohbetler CD 1 (2000), s. 254“Yani herkesin bir kölelik bir sultanlık tarafı vardır, bir başka tabirle, ama biz kölelik tarafımızda kalır da nefs-i emarenin emri altında yaşarsak biz ebedi o”Oku
- 6İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000), s. 183“Şimdi nefs-i emmareyi böyle eğittikten sonra yapılan işlerin de nefs-i emarenin lehine olduğunu nefs-i emmare de anladıktan sonra senin en büyük yardımcın nefs-”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.