İçeriğe atla

Nefs-i Küllî kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Nefs-i Küllî kavramının bozulması veya gizlenmesi, tasavvufî metinlerde doğrudan bir "bozulma" veya "gizlenme" olarak ifade edilmez; daha ziyade, bu küllî hakikatin cüz'î varlıklarda nasıl tecellî ettiği ve bu tecellînin idrâk edilmesindeki perdeler üzerinden açıklanır. Nefs-i Küllî, kâinatın aslî nefsi ve ruhu olarak Akl-ı Evvel'in eşi mertebesinde bulunur. İnsanî varlıkta ise, Cenâb-ı Hakk'ın "rûhumdan üfledim" (Hicr 29) buyruğuyla, her bir insanın rûhu, Rûh-i Küllî-i İlâhî'den bir cüz gibi olur¹·². Bu bağlamda, Nefs-i Küllî'nin hakikatinin idrâk edilmesindeki zorluklar, cüz'î nefsin süflî temayülleri ve dünyevî kayıtlar sebebiyle ortaya çıkar.

Detaylı cevap

Nefs-i Küllî, tasavvuf metafiziğinde kâinatın küllî tezâhürünü sağlayan bir kademedir ve Akl-ı Evvel'den sonra vâhidiyyet mertebesinde yer alır. O, var olan her kimsenin nakşına (yazgısına) bedene ilişmeden önce vâkıftır³. Bu küllî hakikatin insanî idrâkta nasıl "gizlendiği" veya "bozulduğu" ise, insanın cüz'î nefsiyle olan ilişkisi üzerinden açıklanır. Her ne kadar her insanın rûhu, Rûh-i Küllî-i İlâhî'den bir cüz gibi olsa da¹·², insanın süflî yapısı olan nefs, dünyevî hazlara yönelerek bu küllî hakikatin idrâkini perdelleyebilir.

Nefsin bu süflî yönü, "nefs-i emmâre" olarak kötülüğü emredici vasfıyla öne çıkar⁴·⁵. Sâlikin sülûku, rûhu güçlendirme ve nefsi tezkiye etme dengesi üzerine kuruludur. Nefsin yedi mertebesi içinde, nefs-i emmâre gibi alt mertebeler, Nefs-i Küllî'nin insanî varlıktaki yansımasının tam olarak idrâk edilmesini engeller. Nefs-i Küllî'nin hakikati, cüz'î nefsin süflî temayüllerinden arınması ve tezkiye edilmesiyle daha net bir şekilde ortaya çıkar. Örneğin, nefs-i mutmainne mertebesine ulaşan sâlik, kalbî sükûna ererek Hak'la huzur bulur, bu da küllî hakikate daha yakın bir idrâk sağlar. Dolayısıyla, Nefs-i Küllî'nin "gizlenmesi" veya "bozulması" durumu, insanın kendi cüz'î nefsinin kayıtları ve süflî eğilimleri sebebiyle bu küllî hakikati tam olarak müşâhede edememesi olarak anlaşılmalıdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i Muhammediyye · s.132وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِى 15/29 kavlinde içinde mevcut olan nefs-i emri ızhar buyurdu. Yani insanın varlığında Cenab-ı Hakk nefha-i ilahiyesini vermesi suretOku
  2. 2Ahzâb Sûresi · s.105Yani insanın varlığında Cenab-ı Hakk nefa-ı İlahiyesini vermesi suretiyle nefsul emrde yani o işte ortaya koydu ıshar etti. Ve bu kavilde bu sözde mündemiç olanOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.2054Küllî Nefs, kayıt altına alınmadan önce, var olan her kimsenin nakşına vâkıftır. 172. Nefs-i kül ayak bağlamazdan (cesede ilişmezden) evvel, var olan her kimsenOku
  4. 4K1-126
  5. 5Tevbe Sûresi · s.85Her ne kadar bunlar zahiren “nefs-i emmare” hükmünde iseler de, onlarda bulunan zati tecelli dolayısıyla zararları değil faydaları olmuştur. İşte sen de Rabb’ınOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.