İçeriğe atla

Nefs kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Nefs kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dilde ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dili, nefsin sözlük anlamını ve etimolojik kökenini ifade ederken¹, akâid dili kelâm ve fıkıh ilmindeki tanımını, mârifet dili ise irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikatini açıklar. Bu üç dil, sâlikin nefsi farklı katmanlarda idrak etmesini sağlar; zira mârifet dili akâidi nakzetmez ancak onu aşar. Nefs, tasavvufta sâlikin süflî yapısı, dünyaya ve hazlara yönelen vechesi olarak mücâhede mahallidir.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısı gereği, nefs de lugat, akâid ve mârifet dillerinde farklı veçheleriyle idrak edilir.

Lugat Dili: Nefs kelimesinin Arapça kökeni ve sözlük anlamıdır. "Kendi, can, soluk, ben, kişilik" gibi zâhirî mânâları kapsar. Örneğin, "kefere" kelimesinin lugat mânâsı "örten kimseler" olması gibi², nefs de bu dilde herkesin paylaştığı en geniş zemini oluşturur. "Müsil" kelimesinin "ulaştırıcı ve eriştirici" anlamı, Hak yolcusunun binek hayvanı olan nefse işaret etmesi gibi³, lugat dili, tasavvufî yorumlara zemin hazırlar. Ayrıca, "tezkiye" kelimesinin lugatta "tamam etmek, boğazlamak" gibi anlamları olması, nefsin arındırılması sürecine işaret eder⁴.

Akâid Dili: Kelâm ve fıkıh ilmindeki tanımıdır. Ehl-i sünnet itikâdında nefsin yeri bu dilde belirlenir. Bu dilde nefs, Yûsuf Sûresi 53. ayetindeki "innen-nefse le-emmâretün bi's-sû' illâ mâ rahime rabbî" (nefs kötülüğü emredicidir, ancak Rabbim'in rahmeti müstesnâ) ifadesiyle, kötülüğü emreden bir yapı olarak ele alınır. Bu, nefsin terbiye edilmesi gereken yönünü vurgular.

Mârifet Dili: İrfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikatidir. Ehl-i Hakk'ın zevkle bildiği, keşif ve müşâhede yoluyla idrak edilen anlamları içerir. Bu dilde nefs, sâlikin süflî yapısı ve dünyaya yönelen vechesi olarak mücâhede mahallidir. Nefsin yedi mertebeli silsilede tezkiye edilmesi (emmâreden sâfiyeye kadar) mârifet dilinin bir tezahürüdür. "Nefsini bilen Rabbini bilir" hükmü, mârifet dilinde nefsin ilâhî hakikatleri idrak etme potansiyelini gösterir⁵·⁶·⁷. Bu mertebede, nefs-i emmâreden başlayarak nefs-i mülhime (ilham alan nefs), nefs-i merdiyye (Allah'ın razı olduğu nefs) ve nefs-i sâfiye (arınmış nefs) gibi mertebelerle arınma ve kemâle erme süreci yaşanır (Nefs-i Mülhime, Nefs-i Merdiyye, Nefs-i Safiye). Bu, kalbin katılaşmış halden yumuşamasına ve ilim pınarlarının akmasına vesile olan bir süreçtir⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.Oku
  2. 2Hicr Sûresi · s.15. ------------------- Âyet, ef’âl mertebesindeki kâfirlerin âkıbetini kendi dillerinden bizlere bildirmektedir. Âyette “ keferû ” ve “ muslimîn ” olarak iki farOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.647Lügat anlamı "yumuşak, küfeki taşı" demektir. Burada kastedilen müminin rakik ve yumuşak olan kalbidir. "Müsil", aynı şekilde bilinen bir şehrin adı olup lügat Oku
  4. 4Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri · s.28Rahmân-î, melek-î, nefs-î ve şeytan-î, olmak üzere dörde ayırmışlardır.  (Kad efleha men zekkâhâ.) (91/9) “Kim onu (nefsini)Oku
  5. 5Vahiy ve Cebrâîl · s.14“Nefsini bilen rabbını bilir” hükmüyle en geniş mâ-nâda kendi nefislerinde bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisiOku
  6. 6Tesbih ve Zikir · s.69“Nefsini bilen rabbını bilir” hükmüyle en geniş mâ-nâda kendi nefislerinde bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisiOku
  7. 7A'lâ ve Gâşiye Sûreleri · s.57“Nefsini bilen rabbını bilir” hükmüyle en geniş mâ-nâda kendi nefislerinde bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisiOku
  8. 8Bakara Dosyası · s.1232/73 Âyet: İneğin nefsleri olduğunu anladılar, dilleri ile kalplerine vurarak tevhide geçtiler. ... Allah'ın tekliğine inanarak ölü nefslerini diriltmeye başladOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.