Nefs kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?
Nefs kavramı, tasavvufta sâlikin süflî yapısını ve dünyaya yönelen vechesini ifade etmesinin yanı sıra, farklı mertebelerde ve ilahî zuhur bağlamlarında çeşitli mahallerde zuhur eder. Lugat anlamıyla "kendi, can, soluk, ben, kişilik" demektir. Tasavvufî sülûkta nefsin yedi mertebesi (Emmâre'den Sâfiye'ye kadar) tezkiye mahalli iken, daha geniş bir perspektifle, "Rubûbiyyet hükümlerinin tecelli ettiği yer" olarak da tanımlanır¹·². Cenâb-ı Hakk'ın tecellî-i Ef'al mertebesindeki zuhuru ve Nefes-i Rahmânî'nin âlemlere üflenmesiyle ortaya çıkan her varlık, o yerin hususiyetine göre aldığı bir "nefs" hükmündedir³·⁴·⁵. Bu bağlamda, Akl-ı Küll'ün zuhur ettiği varlıklar ve maddeler de Nefs-i Küll olarak adlandırılır ve âlemlerin zuhuruna vesile olur⁶·⁷.
Detaylı cevap
Nefs, tasavvufî disiplinde sâlikin süflî yapısını temsil eden ve mücâhede mahalli olan temel bir kavramdır. Bu süflî yapı, Yûsuf Sûresi 53. ayetinde belirtildiği üzere "kötülüğü emredici" (nefs-i emmâre) olarak nitelendirilir ve tezkiye edilmesi gereken bir vechedir. Sülûkun gayesi, nefsin bu yedi mertebeli silsilede (Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râdıye, Mardiyye, Sâfiye) tezkiye edilmesidir (K1-126; K2-T3). Her bir nefs mertebesi, sâlikin farklı hâller yaşadığı ve belirli zulmetleri aştığı bir zuhur mahallidir. Örneğin, nefs-i emmâre şehvet, gazab, kibir gibi özelliklerin hâkim olduğu bir mahal iken, nefs-i levvâme vicdanın uyandığı, tevbe ve mücâhedenin zuhur ettiği bir mahaldir. Nefs-i mülhime ise ilhamın ilk kez açılmaya başladığı üçüncü basamaktır⁸. En son mertebe olan nefs-i sâfiye ise nefsin kemâle erdiği, bütün gayri-Hak temayüllerden temizlendiği ve sâlikin insân-ı kâmil olduğu bir makamdır⁹·¹⁰.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, nefs kavramı ilahî zuhurun bir mahalli olarak da karşımıza çıkar. "Rubûbiyyet hükümlerinin tecelli ettiği yer" olarak tanımlanan nefs¹·², Cenâb-ı Hakk'ın Rubûbiyyet hükümlerini kendi ismi altında zuhura çıkardığı bir mahaldir¹. Bu bağlamda, Hakk'ın varlığından ve zuhurundan başka bir şey olmayan "sen" ve "ben" kelimelerinin ifade ettiği mana da nefsin idrakidir¹¹. Ayrıca, Akl-ı Küll'ün zuhur ettiği varlıklar ve maddeler de "Nefs-i Küll" olarak adlandırılır ve ilahî manada Akl-ı Küll ile Nefs-i Küll'ün izdivacından âlemler zuhur eder⁶·³·⁷. Görünen bütün varlıklar, Nefes-i Rahmânî'nin zuhur ve tecelli ettiği her yerde o yerin hususiyetine göre aldığı "nefs"lerdir⁴·⁵. Bu durum, her varlığın bir nefs hükmünde olduğunu ve Cenâb-ı Hakk'ın bütün mahallerde mevcut olduğunu gösterir¹².
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kâf Sûresi · s.161“Biz de kendimizi insân olarak değil nefs diye tanıtıyoruz farkında olmadan. pekî bu nüfus kağıdına insân kâğıdı niye demiyoruz. İnsân’ın insân kâğıdı, bak, nefi”Oku
- 2Neml Sûresi · s.31“Hakk 283 yerde-daha sonraki araştırmalarda 294 yerde nefs olarak insan-ı ifade ediyor. İnsân-ı nefs olarak tanıtıyor. Biz de kendimizi insân olarak değil nefs d”Oku
- 3Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003) · s.105“Bu Akl-ı Kül’ün zuhur olduğu mahaller vardır, bu varlıklar maddeler Akl-ı Kül’ün zuhura geldiği yerler bunlara da Nefs-i Kül deniyor, yani üretici işte bu İlahi”Oku
- 4Feth Sûresi · s.10“Vahidiyyet-in zuhur mahalli Ulûhiyyet, Ulûhiyyet-in zuhur mahalli ise aynı zamanda Ceberût mertebesi olan, Hakikat-i Muhammed-î ve İnsân-ı kâmil mertebesidir. İ”Oku
- 5Saff Sûresi · s.158“Vahidiyyet-in zuhur mahalli Ulûhiyyet, Ulûhiyyet-in zuhur mahalli ise aynı zamanda Ceberût mertebesi olan, Hakikat-i Muhammed-î ve İnsân-ı kâmil mertebesidir. İ”Oku
- 6Sohbet Arası Sohbetler CD 14 (2003) · s.120“Bu akl-ı küllün zuhur olduğu mahaller var. İşte varlıklar, maddeler, akl-ı küllün zuhura geldiği yerler. Bunlara da nefs-i küll deniyor yani üretici. İşte bu il”Oku
- 7Terzi Baba (Cilt 1) · s.90“Say’ın nedir? Dediler. − − − − − → Zâtıma gelen yoldur, zaman tünelidir, dostu aramaktır, dedim. Safa’n nedir? Dediler. − − − − → Akl-ı küllün zuhurudur, dedim.”Oku
- 8Nefs-i Mülhime
- 9K1-122
- 10Nefs-i Safiye
- 11TB. Kelime-i Âdemiyye · s.79“Gerçek nefis; sende olan varlığın hakikatinin ne olduğunu idrak etmektir. Yani “sen”, “ben” kelimesinin ifade ettiği manayı idrak etmektir. O da Hakkın varlığın”Oku
- 12Mir'at-ül İrfân ve Şerhi · s.97“Buraya kadar hayli şeyler anlatıldı ve birçok muamma olan mânâlar da çözüldü, bütün bu anlatılanlardan anlaşılan odur ki; bir ârif kişinin nefsine karşı olan ir”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.