İçeriğe atla

Nübüvvet niçin Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Nübüvvet, tasavvufî idrakte, özellikle Muhammediyye Fassı'nda Hakîkat-i Muhammediyye'nin bir tezahürü olarak anlaşılır. Bu fass, nübüvvetin sadece bir haber alma ve tebliğ etme makamı olmaktan öte, peygamberlerin velâyet yönleriyle Hakikat-i Muhammediyye'den feyiz alarak ilâhî ve kevnî mertebeleri müşâhede ettikleri bir kemâl mertebesi olduğunu açıklar¹. Nübüvvetin bâtını velâyettir ve her peygamberin velâyeti nübüvvetinden üstündür; zira velâyet Hakk'a, nübüvvet ise halka ilişkindir². Bu bağlamda, nübüvvetin Hakîkat-i Muhammediyye'nin merkezî konumu sayesinde diğer tüm ilâhî ve kevnî mertebelerle olan irtibatı ve onlara feyiz sağlaması mümkün olur.

Detaylı cevap

Nübüvvet, akâidde Hak'tan kuluna özel haber verme ve vahy iletilme makamı olarak tanımlanırken, tasavvufta daha derin bir anlam kazanır. Muhammediyye Fassı, nübüvveti Hakîkat-i Muhammediyye'nin bir yansıması olarak ele alır. Hakîkat-i Muhammediyye, tasavvuf metafiziğinin en yüksek kavramı ve İslâm kâinat nizamının merkez taşıdır³. Bu hakikat mertebesinde, nübüvvet, risâlet, velâyet ve hilâfet gibi tüm ilâhî ve kevnî mertebeler belirginleşir ve bu mertebeden feyiz ve yardım sağlanır¹.

Peygamberler, ilâhî ilmi ancak hâtem-i evliyâ mişkâtından, yani velâyet-i hâssa-i Muhammediyye ve makām-ı mahmûd'dan görürler. Bu ilmi cihet-i velâyetleriyle alırlar, cihet-i nübüvvetleriyle değil. Hatta her peygamber nübüvvetini ve şerîatının ahkâmını bile velâyetiyle alır⁴. Bu durum, nübüvvetin velâyetin zâhiri, velâyetin ise nübüvvetin bâtını olduğu anlayışını pekiştirir⁵.

Nübüvvetin bu şekilde Hakîkat-i Muhammediyye ile ilişkilendirilmesi, peygamberlerin Hak'tan aldıkları bilginin sadece tebliğ edilecek bir mesaj olmaktan öte, derin bir ma'rifet ve hakikat ilmi olduğunu gösterir. Peygamberler, risâlet ilminden ümmetlerinin isti'dâdı kadar alırken, hakikat ilmine velâyet yönleriyle muttali olurlar⁶. Bu, nübüvvetin sadece dışa dönük bir tebliğ görevi değil, aynı zamanda peygamberin içsel kemâlâtını ve Hak ile olan özel bağını ifade eden bir makam olduğunu vurgular. Muhammediyye Fassı'nın "ferdiyyet" bahsi, nübüvvetin bu özel ve merkezi konumunu tahkik eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Şîsiyye · s.226Hakikat-i Muhammediyye mertebesinde belirginleştiği için "nübüvvet", "risâlet", "velâyet" ve "hilâfet" mertebelerini ve diğer ilâhî ve kevnî mertebeleri gözlemlOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.2942Beyt-i şerifte "sırr-ı enbiyâ" denilmeyip "sırr-ı evliyâ" buyurulması ile, nübüvvetin bâtınına işaret buyurulur. Çünkü nübüvvetin bâtını velayettir ve her nebinOku
  3. 3Hakîkat-i Muhammediyye
  4. 4Kelime-i Şîsiyye · s.175Bu îzâhât anlaşıldıktan sonra metnin şerhi böyle olur: Peygamberler zikrolunan ilmi her ne vakit görseler, ancak hâtem-i evliyâ mişkâtından görürler; ve mişkât-Oku
  5. 5Kelime-i Hârûniyye · s.77Cevap: Üzeyr Fassı'nda da geçtiği üzere, nübüvvet (peygamberlik) velayetin (evliyalığın) görünen yüzü, velayet ise nübüvvetin iç yüzüdür. Ve bir peygambere risaOku
  6. 6Kelime-i Hârûniyye · s.7824/12 &10024; Cevap: Üzeyr Fassı'nda da geçtiği üzere, nübüvvet (peygamberlik) velâyetin (evliyalığın) zâhiridir (görünen yüzüdür), velâyet ise nübüvvetin bâtınOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.