İçeriğe atla

Özün Özü ve Sırrın Sırrı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey27 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

"Özün Özü ve Sırrın Sırrı" tasavvufî terminolojide, varlığın ve hakikatin en derin, en mahrem ve en gizli katmanını ifade eden bir kavramdır. Bu ifade, Cenâb-ı Hakk'ın insandaki tecellîsinin en üst mertebesini, yani insanın hakikatinin ilâhî sırla olan ayrılmaz bağını vurgular. Hadîs-i Kudsî'de geçen "İnsânın sırrı, sırrımdır ve sırrımın sırrıdır" ifadesiyle bu derinlik açıklanır; insanın özünün, Allah'ın özüyle bir ve ayrılmaz olduğu, değişmez bir hakikat olduğu belirtilir¹·². Bu kavram, sâlikin kendi ezelî hakikatini, a'yân-ı sâbitedeki yerini ve Hak ile olan ilişkisinin mahiyetini idrâk ettiği "mükâşefe-i sır" mertebesiyle de ilişkilidir.

Detaylı cevap

"Özün Özü ve Sırrın Sırrı" (Lübbü'l-Lübb ve Sırrü's-Sır) ifadesi, Terzibaba Necdet Ardıç Hazretleri'nin eserlerinde ve sohbetlerinde merkezi bir yer tutar³·⁴·⁵·⁶·⁷. Bu kavram, tasavvufî sülûkun nihai gayelerinden biri olan fenâfillah makamına ulaşan sâlikin idrâk ettiği en derin hakikati temsil eder. İnsanın sırrı, Cenâb-ı Hakk'ın sırrı olarak nitelendirilir ve bu sırrın sırrı, insanın hakikatinin o kadar özde, o kadar gizli ve o kadar değerli olduğunu gösterir¹.

Bu derinlik, tasavvuftaki letâif nazariyesinde "sır" mertebesinde tecellî eden vahdet, hüvviyet ve A'maiyyet gibi hâllerle bağlantılıdır. Cüneyd Bağdâdî'nin "Sır, Hak ile abd arasındaki mahremdir" sözü, en derin tecellînin sırda olduğunu vurgular. "Sırr-ı kader" kavramı da bu bağlamda ele alınır; a'yân-ı sâbite adı verilen her bir "ayn"ın varlıktaki zâtî ve sıfatî kâbiliyetinin, yani özsel yatkınlıklarının miktarı kadar bir keyfiyetten ibaret olduğu belirtilir⁸. Sırr-ı kaderin sırrı ise, a'yân-ı sâbitenin zât-ı ulûhiyyet dışındaki işlerden olmadığıdır⁸.

"Özün Özü ve Sırrın Sırrı" aynı zamanda mükâşefe-i sır ile de ilişkilidir. Bu, sâlikin kendi sırrını açması, ezelî hakikatini, a'yân-ı sâbitedeki yerini ve Hak ile ilişkisinin ezelî mahiyetini idrâk etmesi anlamına gelir. Bu idrâk, "Kulillâhi sümme zerhüm" (Allah de, gerisini bırak) emriyle ifade edilen tevhidin özüne ve fenâfillah makamının sırrına ulaşmayı gerektirir⁹. Bu makamda sâlik, fânî olanın meşguliyetinden arınarak Hakk-ı Mutlak'e erer ve kendi özünün, Allah'ın özüyle ayrılmaz bir bütün olduğunu müşâhede eder².

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Terzi Baba (Cilt 1), s. 330“Hadis-i Küdsîde, “İnsânın sırrı, sırrımdır ve sırrımın sırrıdır,” buyruldu. Cenâb-ı Hakk insânın sırrının, kendi sırrı olduğunu ifade ediyor. Devam ediyor, “Sır”Oku
  2. 2İnsân-ı Kâmil (Cilt 3), s. 74“Bu öyle bir özdür ki, Allah'ın özü onunla; Olmuştur, ayrılmaz ve imkânı yok değişmenin. Buna en güzel misal o gizlilik gibidir ki; Bir taş misalidir özünü sakla”Oku
  3. 3Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4), s. 79“Ve gene işaretleriyle bu risaleye “LÜBB-ÜL LÜB” ve “SIRR-ÜS SIR” yani “ÖZÜN ÖZÜ” ve “SIRRIN SIRRI” adı verildi. Bu arada hata ve eksikliklerimin af ve hoşgörüyl”Oku
  4. 4Lübbü'l-Lübb (Özün Özü), s. 2“Ve gene işaretleriyle bu risaleye “LÜBB-ÜL LÜB” ve “SIRR-ÜS SIR” yani “ÖZÜN ÖZÜ” ve “SIRRIN SIRRI” adı verildi. Bu arada hata ve eksikliklerinim af ve hoşgörüyl”Oku
  5. 5Fâtiha Sûresi, s. 34““ÖZÜN ÖZÜ” VE “SIRRIN SIRRI””Oku
  6. 6Sohbet Arası Sohbetler CD 1 (2000), s. 36“Bu akşam 3/06/2000 Cumartesi günü İzmirdeyiz sohbetimizin mevzuu bir Hadis-i Şerif Muhiddin-i Arabi Hz lerinden alınmış “Özün Özü” Sırrın sırrı, Lübb-ül Lüb isi”Oku
  7. 7Sohbet Arası Sohbetler CD 4 (2000), s. 36“Bu akşam 3/06/2000 Cumartesi günü İzmirdeyiz sohbetimizin mevzuu bir Hadis-i Şerif Muhiddin-i Arabi Hz lerinden alınmış “Özün Özü” Sırrın sırrı, Lübb-ül Lüb isi”Oku
  8. 8Mesnevî Cilt 10 · Beyit 2727 (s. 203)“Bilin ki, cebrin hakîkati sırr-ı kaderden meydana gelir; ve sırr-ı kader, a'yân-ı sâbite adı verilen her bir “ayn”ın varlıkta, zâtî ve sıfatî olarak, ancak kâbi”Oku
  9. 9Kulillâhi Sümme Zerhüm

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.