İçeriğe atla

Riyazat kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Riyazat kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dilde ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde riyazat, "nefsi terbiye etme, idmana çekme, tezkiye usûlü" anlamlarına gelirken, akâid dilinde bu kavram, hadîs-i şerîfteki "mücâhede en büyük cihâddır" ilkesine dayanan, nefsi dünyevî alışkanlıklardan arındırma ve Hak'ın sıfatlarına alıştırma yöntemlerinin tümünü ifade eden bir sülûk programıdır. Mârifet dilinde ise riyazat, sâlikin varlık ve benlik iddiasından geçerek her şeyi Hakk bilmesi, mürşide teslimiyetle nefsi terbiye etmesi ve ilâhî mârifetleri öğrenerek nefsin hilelerine karşı durması¹·² şeklinde bâtınî bir hakikati temsil eder.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısı gereği, riyazat da lugat, akâid ve mârifet dillerinde farklı derinliklerde anlaşılır. Bu üç dil arasındaki tertip, lugattan mârifete doğru bir tahkik ve derinleşme sürecini ifade eder.

Lugat dilinde riyazat, kelimenin Arapça köküne ve sözlük anlamına odaklanır. Bu dilde riyazat, "nefsi terbiye etme, idmana çekme, tezkiye usûlü" olarak tanımlanır. Aynı zamanda "nefsî perhizler" ve "nefisle mücadeleler"³ anlamlarını da içerir. Bu, kelimenin herkes tarafından paylaşılan zâhirî mânâsıdır ve tasavvufî anlamın temelini oluşturur.

Akâid dilinde riyazat, İslâmî ilimlerdeki teknik anlamıyla ele alınır. Bu mertebede riyazat, sâlikin nefsini Hak'ın sıfatlarına alıştırma ve dünyevî alışkanlıklarından arındırma yöntemlerinin bütünüdür. Hadîs-i şerîfteki "mücâhede en büyük cihâddır" ifadesi, riyazatın temel dayanağıdır. Riyazat, az yeme (kalîlü't-taâm), az uyuma (kalîlü'l-menâm), az konuşma (kalîlü'l-kelâm) ve halktan az karışma (kalîlü'l-ihtilâf bi'n-nâs) gibi uygulamaları içeren bir sülûk programıdır. Bu uygulamalar, nefsin hevasını öldürerek Allah'ın kişiyi hakikatiyle diriltmesini sağlar⁴.

Mârifet dilinde ise riyazat, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati ifade eder. Bu mertebede riyazat, "mürşîde teslîmiyet ve riyâzât ile nefsi terbiye etmek" ve "varlık ve benlik iddiasından geçmek, her şeyi Hakk bilmek"¹ olarak açıklanır. Sâlik, "riyâzât ve mücâhedât bıçaklarıyla" nefsin hırsız elini kesmeyi istemeli ve ilâhî mârifetleri öğrenerek nefsin hilelerini tanımalı, arzularına karşı durmalıdır². Bu, mârifet yoluyla nefsin arzularına ve hevâsına karşı durma halidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Hicr Sûresi · s.138Bu ifâdenin her mertebede farklı îzâhları vardır. Şerîat mertebesinde, insânların kusurlarını affetmek, onlara güzellikle muâmele etmektir. Tarîkat mertebesindeOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.878Yani, nefsin hırsız elini riyâzât ve mücâhedât bıçaklarıyla kesmeyi iste ve kabul et! Eğer riyâzât ve mücâhedâtta kudretin yoksa, ilâhî mârifetleri oku ve öğrenOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1104Ey Hakk Yolcusu, nefsine ve yoğun bedenine özgü olan bu dünyadaki pay ve nasibden biraz eksilt ve riyâzât (nefsî perhizler) ve mücâhedât (nefisle mücadeleler) yOku
  4. 4Bakara Dosyası · s.285Kim ki nefsinin hevasını, riyazatın çeşitleriyle öldürürse, Allah onu hakikati ile diriltir. Sığırın diliyle kesilmiş olan (Sığırın dili ile) maktule vurulduğu Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.