İçeriğe atla

Rubûbiyyet kaç kademede ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta rubûbiyyet, Hakk'ın terbiye edicilik sıfatının tezahürü olup, genel ve özel olmak üzere iki ana kademede ele alınır. Rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak rubûbiyyet, Hakk'ın âlemler üzerindeki sınırsız terbiye ediciliğini ifade ederken¹, rubûbiyyet-i hâssa ve mukayyede ise her bir mevcudun kendi kabiliyet ve istidadına uygun olarak mazhar olduğu özel ve kayıtlı terbiye ediciliği belirtir². Bu iki kademe, ulûhiyyet mertebesinden alınan hisse ve nasip ile ilişkilidir; her mevcud, rubûbiyyetini esmânın tümünü kapsayan ulûhiyyet mertebesinden alır.

Detaylı cevap

Rubûbiyyet, tasavvufta Hakk'ın "er-Rabb" isminin kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaç gideren vechesidir. Bu terbiye edicilik, iki temel kademede tezahür eder:

İlk kademe, rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak rubûbiyyettir. Bu, Hakk'ın âlemler üzerindeki sınırsız ve genel terbiye ediciliğini ifade eder¹·³. Bu mertebede, Hakk'ın terbiye ediciliği hiçbir kayıt ve sınırlama olmaksızın tüm varlık âlemini kuşatır.

İkinci kademe ise rubûbiyyet-i hâssa ve mukayyededir. Bu, her bir mevcudun, ulûhiyyet mertebesinden aldığı hisse ve nasip doğrultusunda, kendi özel Rabb'i olan bir isim aracılığıyla mazhar olduğu kayıtlı ve özel terbiye ediciliktir¹·². Yani, her varlık kendi kabiliyet ve istidadına uygun olarak, Hakk'ın belirli bir isminin tecellisiyle terbiye edilir. Bu özel rubûbiyyet, o varlığın mazhar olduğu ism-i hâssa mahsus bulunur².

Rubûbiyyet mertebesi, aynı zamanda "esmâ mertebesi" olarak da adlandırılır; çünkü bütün varlıklara verilen isimlerin zuhur ettiği yerdir⁴·⁵. Bu mertebede, her bir isim kendisi için olması gereken bir şeyi talep eder. Örneğin, "Mürîd" ismi murad olunan bir şeyi talep eder⁵. Rubûbiyyet, Rahmâniyyet'in altında, Melikiyyet'in ise üstündedir⁶·⁷. Bu mertebe, "nûr"un zuhur mertebesi olup, "nefs-i kül" ve "kürsi" ile ilişkilendirilir⁸·⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180) · s.128O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak rububiyetidir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ancOku
  2. 2A'yân-ı Sâbite · s.322O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak bir rububiyettir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, Oku
  3. 3A'lâ ve Gâşiye Sûreleri · s.32O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak bir rububiyettir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, Oku
  4. 4Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.108Rububiyyet. Rububiyyet : (Esma Mertebesi) Rûbubiyyet; bütün varlıklara verilen isimlerin zuhur ettiği mertebenin ismidir. Rûbubiyyet isminin içinde bulunan isimOku
  5. 5Fâtır Sûresi · s.68Rububiyyet : (Esma Mertebesi) Rûbubiyyet; bütün varlıklara verilen isimlerin zuhur ettiği mertebenin ismidir. Rûbubiyyet isminin içinde bulunan isimlerin herbirOku
  6. 6Vahiy ve Cebrâîl · s.47a) Melikiyyet, “Rûbubiyyet” in altındadır. b) Rûbubiyyet , “Rahmâniyyet” in altındadır. c) Rahmâniyyet , “Ulûhiyyet” in altındadır. Bu mertebede “Rûbubiyyet” arOku
  7. 7Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.30a) Melikiyyet, “Rûbubiyyet” in altındadır. b) Rûbubiyyet , “Rahmâniyyet” in altındadır. c) Rahmâniyyet , “Ulûhiyyet” in altındadır. Bu mertebede “Rûbubiyyet” arOku
  8. 8Vahiy ve Cebrâîl · s.35Durum anlatıldığı gibi olunca “Rûbubiyyet” bir “arş” olur. Bu mertebe icabıdır ki, kulları ile Allah arasın-daki bağlantı sağlanmış oldu. (12) Hadis-i Şerif’de;Oku
  9. 9Fâtır Sûresi · s.69Rûbubiyyet mertebesi, “Nûr” un zuhur mertebesidir. Rahmâniyyet, “akl-ı kül” ; Rûbubiyyet, “nefs-i kül” ; Rahmâniyyet, “arş” ; Rûbubiyyet, “kürsi” dir. Yukarıda Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.