İçeriğe atla

Rubûbiyyet kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Rubûbiyyet kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dil veya mertebede ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde 'rabblık, rabb olma sıfatı, terbiye edicilik' anlamlarına gelirken, akâid dilinde Allah'ın 'er-Rabb' isminin kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaç gideren vechesi olarak tanımlanır. Mârifet dilinde ise rubûbiyyet, Hakk'ın tüm vücud mertebelerine uzanan terbiye ediciliği ve "Rabb-i Hâss" ile "Rabbü'l-erbâb" arasındaki ilişki gibi bâtınî hakikatleri ifade eder¹. Bu üç dil, bir kavramın zâhirî anlamından bâtınî idrakine doğru katmanlı bir tahkîk sunar.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısı gereği, rubûbiyyet de lugat, akâid ve mârifet dillerinde farklı derinliklerde incelenir. Bu üç dil, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakikatine doğru bir yükselişi temsil eder.

Lugat Dili: Rubûbiyyet kelimesinin sözlük anlamı, 'rabblık, rabb olma sıfatı, terbiye edicilik'tir. Bu dil, kelimenin etimolojik kökenine ve herkesin paylaştığı zâhirî mânâsına odaklanır. Örneğin, müfessirler ayetlere lügat mânâsı ile bakarak "zü mirre" gibi kelimeleri "kuvvet, akıl, sağlamlık" veya "halk, hasen, güzellik" olarak anlamlandırabilirler²·³. Bu, kelimenin mecâzi olmayan gerçek anlamını ifade eder⁴.

Akâid Dili: Bu dilde rubûbiyyet, kelâm ve fıkıh ilmindeki tanımıyla, Allah'ın 'er-Rabb' isminin tezâhürü olarak kabul edilir. Bu, kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaçları gideren vechesidir. Fâtiha Sûresi'ndeki "el-hamdu lillâhi rabbi'l-âlemîn" (hamd âlemlerin Rabb'i Allah'ındır) ayeti, rubûbiyyetin temel mesnedidir. 'Rabb' kelimesi, 'terbiye eden tek varlık'ı ifade eder ve 'Allah' ulûhiyyet ismini, 'Rabb' ise rubûbiyyet ismini, yani terbiye eden ve yetiştiren veçhesini belirtir. Tevhîd-i rubûbiyyet, "Allah benim Rabb'imdir, beni terbiye eden yegâne" kabulünü içerir.

Mârifet Dili: İrfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati ifade eden mârifet dilinde rubûbiyyet, akâidi aşan bir idrakle ele alınır. Bu mertebede, rubûbiyyetin kayıtsız ve mutlak olduğu, aynı zamanda "Rabb-i Hâss" ve "Rabbü'l-erbâb" kavramlarıyla derinleştiği görülür¹. Her varlığın a'yân-ı sâbitesinde hangi isimle terbiye edileceği ezelde takdir edilmiştir ve o isim, o varlığın Rabb-i Hâss'ıdır¹. Bu Rabb-i Hâss'lar farklı olsa da hepsi Rabbü'l-erbâb'a bağlıdır ve Allah'ın rubûbiyyet mertebesindeki muhtelif tecellîleridir¹. "Nefsini bilen Rabb'ini bilir" hükmüyle, kendi nefislerinde bulunan rubûbiyyet hakikatleri ile Rabbü'l-erbâb'ı idrak etmek, mârifet dilinin bir veçhesidir⁵·⁶·⁷. Bu, Allah ism-i câmisini olabildiğince her mertebesi itibarıyla, en geniş mânâda idrak etmeyi sağlar⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Zümer Sûresi · s.29Bu, kayıtsız ve mutlak Rubûbiyyettir. İkincisi, "Rabb-i Hâss"tır. Her varlığın a'yân-ı sâbitesinde hangi isim ile terbiye edileceği ezelde takdîr edilmiştir; işOku
  2. 2Terzi Baba (Cilt 1) · s.297Müfessirler belirtilen âyetlere değişik mertebelerden az farklı ifade-lerle mânâ vermişlerdir. Âyete lûgat mânâsı ile baktığımızda; “zü” sahip “mirre” kuvvet, AOku
  3. 3Necm (Yıldız) Sûresi · s.52Müfessirler belirtilen Âyetlere değişik mertebelerden az farklı ifadelerle mânâ vermişlerdir. Âyete lûgat mânâsı ile baktığımızda;Oku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.Oku
  5. 5Vahiy ve Cebrâîl · s.14“Nefsini bilen rabbını bilir” hükmüyle en geniş mâ-nâda kendi nefislerinde bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisiOku
  6. 6Tesbih ve Zikir · s.69“Nefsini bilen rabbını bilir” hükmüyle en geniş mâ-nâda kendi nefislerinde bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisiOku
  7. 7A'lâ ve Gâşiye Sûreleri · s.57“Nefsini bilen rabbını bilir” hükmüyle en geniş mâ-nâda kendi nefislerinde bulunan rûbubiyyet hakikatleri ile “rabb-ül erbabı” idrak ederek “Allah” ism-i câmisiOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.