İçeriğe atla

Salât-ı Dâim kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme10 kaynak
Kısa cevap

Salât-ı Dâim, sâlikin bütün hayatını namaza dönüştürerek her anını Hakk'ın huzurunda geçirme bilinciyle yaşadığı manevî bir makamdır. Bu makam, beş vakit namazın ötesinde, kâinatın sürekli tesbihine eşlik etme ve Hakk'ın "kün" emriyle her an tecellî eden varlığın idrâkiyle gerçekleşir. Salât-ı Dâim, namazın kemâl mertebesi olup, sâlikin sadece belirli fiillerle değil, tüm varlığıyla Hakk'a yöneldiği, O'nun zâtının zuhur ettiği bir mahaldir¹·². Bu hâl, Meâric Sûresi'ndeki "ellezîne hum alâ salâtihim dâimûn" (namazlarına devamlı olanlar) ayetinde işaret edilen sürekli ibadet ve müşâhede hâlidir³·⁴.

Detaylı cevap

Salât-ı Dâim, tasavvufta namazın en yüksek mertebesi olarak kabul edilir ve sâlikin Hakk ile kesintisiz bir irtibat hâlinde olmasını ifade eder⁵. Bu makam, beş vakit farz namazın ötesinde, sâlikin her nefeste Hakk ile bağ kurduğu bir hâldir⁵. Şems-i Tebrîzî'nin ifadesiyle Salât, bütün anları içine alan tek bir "an" ve bütün hareketleri içine alan tek bir "hareket"tir¹·⁶.

Salât-ı Dâim'in zuhur ettiği mahaller, sâlikin idrâk ve müşâhede düzeyine göre farklılık gösterir. Öncelikle, ef'âl âleminde eda edilen beş vakit namaz, Salât-ı Dâim'e geçiş için bir basamak teşkil eder⁷·⁸. Bu fiziksel namaz, Salât-ı Dâim'e ulaşmanın bir gayesidir ve sâlik bu namazı terk etmez, aksine Salât-ı Dâim içinde de sürdürür¹.

İkinci olarak, esmâ âlemindeki zikir ve dua yönlü fiiller veya düşüncelerle kılınan Salât-ı Vustâ (orta namaz), sıfat âlemine geçiş için bir ara namazdır⁷·⁸. Bu mertebe, Salât-ı Dâim'e ulaşmadan önceki berzah yeri olarak tanımlanır⁸.

Salât-ı Dâim'in asıl zuhur ettiği mahal ise sıfat mertebesi ile ulûhiyet hakikatlerinin gerçek tevhid ile yaşandığı yerdir²·⁹. Bu makamda sâlik, bütün mahallerdeki varlığın, gücün ve kudretin tek bir kaynaktan geldiğini, tek bir gücün yönettiğini idrâk eder ve müşâhede eder¹. Salât, bu mertebede sahibinin zâtı ile zuhur ettiği mahaldir; isimleri, sıfatları veya fiilleriyle değil, doğrudan zâtıyla tecellî ettiği yerdir²·⁹. Bu hâl, irfan ehli kâmillerin idrâk edebileceği, Hakk'ın zâtî zuhurunun gerçekleştiği bir birliktelik hâlidir¹⁰.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Cilt 4 · s.224
  2. 2Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29) · s.329Yani sıfat mertebesi ile Uluhiyet hakikatlerinin gerçek tevhid ile yaşanması demektir “Salat” gerçek manada. Sadece belirli fiiller şekliyle değil, o insana görOku
  3. 3K1-4
  4. 4Cilt 2 · s.95
  5. 5Salât-ı Dâim,
  6. 6Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001) · s.349Hz Şems de bu hususta “Salat” nedir dendiğinde salat bir andır diyor, bakın ikisi de aynı şeyi bir başka şekilde izah ediyor. ama bütün anları içerisine alan “aOku
  7. 7Cilt 1 · s.358
  8. 8Cilt 4 · s.146
  9. 9Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (28) · s.153Yani sıfat mertebesi ile Uluhiyet hakikatlerinin gerçek tevhid ile yaşanması demektir “Salat” gerçek manada. Sadece belirli fiiller şekliyle değil, o insana görOku
  10. 10Fussilet Sûresi · s.80İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zuOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.