Sâlik için Sıfât-ı Subûtiyye ne anlama gelir?
Sâlik için Sıfât-ı Subûtiyye, Hakk'ın ezelî ve zâtına ait olan, ispatla bildirilen olumlu sıfatlarının kendi beşerî varlığında tecellî etmesi ve bu sıfatlarla tahakkuk etmesidir. Bu durum, sâlikin seyr-i sülûk yolunda nefsini temizleyerek, Hakk'tan gelen ma'nâları idrak etmesi ve beşerî sıfatlarından soyunarak İlâhî sıfatlarla donanması anlamına gelir¹. Sıfât-ı Subûtiyye, Hak'ın bizzat var olduğu kabul edilen hayât, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm ve halk etme (Mâtürîdî mezhebi) gibi sıfatlardır. Sâlik, başlangıçta bu sıfatları kendi beşeriyeti ve nefsi yönünden kullanırken, sülûk ilerledikçe bu sıfatların İlâhî kökenini idrak etmeye başlar².
Detaylı cevap
Sâlik, seyr-i sülûk yolunda ilerlerken, "Sıfât-ı Subûtiyye" olarak bilinen Hakk'ın ezelî sıfatlarının kendi varlığında nasıl tezahür ettiğini idrak eder. Bu sıfatlar, Hakk'ın bizzat var olduğu kabul edilen ve ispatla bildirilen olumlu sıfatlardır. Klasik akâid tasnifinde sekiz adet sayılır: hayât (yaşam), ilim (bilgi), irâde (dilek), kudret (güç), sem' (işitme), basar (görme), kelâm (söz) ve tekvîn (halk etme). Sâlik, bu sıfatları başlangıçta kendi beşerî yönüyle, yani nefs olarak kullanır¹. Ancak sülûk ilerledikçe, nefsini temizleyerek ve Hakk'tan gelen ma'nâları idrak ederek beşerî sıfatlarından soyunmaya başlar¹. Bu süreçte, İlâhî sıfatlarla tahakkuk etme mertebesine ulaşır¹.
Sâlik için bu durum, tüm isimlerin kökenlerinin Allah'ın sıfatlarına, özellikle de Sıfât-ı Subûtiyye'ye dayandığını ve her şeyin aslında bu sıfatlardan kaynaklandığını anlamaya başlamasıyla gerçekleşir². Bu idrak, sâlikin kendi varlığındaki hayât, ilim, irâde, kudret, kelâm, sem' ve basar gibi sıfatların İlâhî kökenini keşfetmesidir³. Sâlik, namaz kıldıktan sonra "sa'yin turuna safadan" başlar ve "Sıfat-ı subutiyye çıkar bağrından"⁴. Bu, Hakk'ın tecelliyât-ı esmâiyye, sıfâtıyye ve zâtıyyesi ile sâlike tecellî etmesiyle, sâlikin beşerî sıfatlarının fânî olup yok olması ve yerine İlâhî sıfatların kâim olması anlamına gelir⁵. Sıfât-ı Subûtiyye, Rahmâniyyet mertebesinde zuhura çıkar ve Rahmân tecellisi içerisinde faaliyete geçer⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Tasavvuf Izâhları, s. 89“.) ------------------- KULU, RAHMÂN'IN SEVMESİ : Sâlik, seyr-i sülûk yolunda, nefsini temizleyerek, Hakk'tan gelen ma’nâları idrak ederek, beşeri sıfatlarından ”Oku
- 2Kelime-i Tevhîd, s. 356“Bu defa isimlerin dahi kökenlerinin Allah'ın sıfatlarına "Sıfat-ı Sübûtiyye" (Allah'ın zâtına ait olan ve ezelî olan sıfatları) yani hayat, ilim, irade, kudret,”Oku
- 3Er-Rahmân, s. 10““sıfat-ı subutiyye” yi yani 7 sıfatını Hayat, İlim, İrade, Kudret, Kelam, Semi, Basar ve 8’ incisi “mükevvenat”ı, yani bu alemleri meydana getirmiş olmaktadır. ”Oku
- 4Tüm Şiirlerim, s. 173“Sâlik geçer bu menzilleri. Her şavtta bir mertebe aşılır. Yedi şavtta sona varılır. Hakikatte, Sıfat-ı subûtiyye.”Oku
- 5Kelime-i İshâkiyye, s. 117“Mesnevi: Tercüme: " Dergâh-ı Huda'yı taleb eden böyledir. Vaktaki Huda gelir, tâlib "lâ" olur. " Ya'nî tâlib-i Hak olan sâliklerin hâli de böyledir. Vaktaki Hak”Oku
- 6Sohbet Arası Sohbetlerden Seçmeler (31), s. 47“Rahmâniyyeti de, sıfâtı subûtiyyesiyle hayât, ilim, irade, kudret, kelâm, semi', basar sıfâtlarının burada zuhura çıkmasıdır. Ahadiyyette 2 özelliği vardı. Ulûh”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.