İçeriğe atla

Sâlik, Yahyâviyye Fassı'nın hikmetini hangi amelle pekiştirir?

Sâlik AmelOrta düzey1 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Yahyâviyye Fassı'nın hikmeti, sâlikin amellerini kendi kesbine değil, Hakk'ın lütuf ve keremine nispet etmesiyle pekişir. Bu hikmet, amellerin çokluğunu biriktirmek yerine Hakk'ın mârifetine ermeyi ve O'nda fenâ bulmayı hedefleyen bir idrâk ile tahakkuk eder. Zira nefs kusurlu olduğundan, ameller de noksan ve kusurludur; bu sebeple sâlik, yaptığı ibadetleri kendisine nispet etmekten haya eder ve amellerinin Hakk'ın tevfîki sayesinde gerçekleştiğini bilir¹. Yahyâviyye Fassı'nın hikmeti, esmâda hikmet-i evveliyye olarak kabul edilir ve Yahyâ (a.s.)'ın ismiyle diri olma mânâsını taşır².

Detaylı cevap

Sâlikin Yahyâviyye Fassı'nın hikmetini pekiştirmesi, ihlâsın hakikatini kavramasıyla mümkündür. Bu hakikat, sâlikin amellerini kendi çabasına değil, tamamen Hakk'ın lütuf ve keremine bağlamasıdır¹. Bu idrâk sayesinde sâlik, yaptığı amellere herhangi bir mükemmellik atfetmez. Çünkü nefs, amelin mahallidir ve nefs kusurlu olduğundan, amel de noksan ve kusurludur¹. Bu nedenle sâlik, bütün gayret ve çabasına rağmen yaptığı ibadetleri kendisine nispet etmekten haya eder; zira o bir kuldur ve kullukla emrolunmuştur, efendisinin emirlerini yerine getirmek onun asli vazifesidir¹. Bu şuurla sâlik, hakiki hedefin amellerin çokluğunu biriktirmek değil, Hakk'ın mârifetine ermek ve O'nda fenâ bulmak olduğunu idrak eder. Amellerini beğenmesi veya onlarla oyalanması, onu asıl gayesinden, yani Allah'a vuslattan alıkoyacaktır¹. Sâlikin bu hikmeti pekiştirmesi, aynı zamanda şeriatın zahirini ihmal etmesine yol açabilecek müşâhededen sakınması ve bütün amellerinin Hakk'ın tevfîki sayesinde gerçekleştiğini bilmesiyle de ilgilidir. Zira sûfîlere göre sâlik, müşâhede hâlinde iki yanılgıya düşebilir: İlki, amelini kendisine değil Hakk'a nispet ettiği için onu kusursuz ve mükemmel görmesi; ikincisi ise, kulluk görevlerini yerine getirmede gayret göstermemesidir¹. Yahyâviyye Fassı'nın hikmeti, esmâda hikmet-i evveliyye olarak kabul edilir ve Yahyâ (a.s.)'ın ismiyle diri olma mânâsını taşır; kendisinden evvel bu isimle müsemmâ olan kimse olmaması, bu hikmetin özgünlüğünü vurgular².

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Sâd Sûresi · s.178Bu şuurla sâlik, aslında hakikî hedefin amellerin çokluğunu biriktirmek değil, Hakk’ın mârifetine ermek ve O’nda fenâ bulmak olduğunu idrak eder. Çünkü amelleriOku
  2. 2Kelime-i Yahyâviyye · s.7Ya’ni bu hikmet-i Yahyâviyye esmâda hikmet-i evveliyyedir. Çünkü Allah Teâlâ Yahyâ (a.s.)ı “Yahyâ” ismiyle tesmiye etti ki, Zekeriyyâ (a.s.)ın ismi Yahyâ (a.s.)Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.