İçeriğe atla

Samediyyet kalpte mi rûhta mı sırda mı tecellî eder?

Kavram MekanizmasıOrta düzey20 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Samediyyet, doğrudan kalpte veya rûhta tecellî eden bir hâl veya hakikat olarak değil, daha ziyade idrâk ve tahakkuk mertebesinde sâlikin kendi varlığında ilâhî hakikatleri idrâk etmesiyle zuhur eden bir durumdur. Bu idrâk, kişinin kendi kendine yeten, hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah'ın samediyet sıfatını anlaması ve bu anlayışla başka bir varlığa ihtiyacı kalmadığını fark etmesiyle gerçekleşir¹. Samediyyet, Allah'ın kimseye muhtaç olmama ve her şeyin O'na muhtaç olma vechesidir. Bu idrâk, sâlikin sülûkunda Allah'a muhtaç olduğunu, Allah'ın ise hiçbir şeye muhtaç olmadığını tahkik etmesiyle derinleşir.

Detaylı cevap

Samediyyet, Allah'ın mutlak bağımsızlık ve ihtiyaçsızlık sıfatıdır². İhlâs Sûresi'nde "Allâhu's-samed" (Allah samed'dir) ayetiyle ifade edilen bu hakikat, tasavvufta geniş bir kavramsal çerçeveye sahiptir. Samed kelimesi, her şeyin kendisine yöneldiği, bütün ihtiyaçların tek mercii olduğu anlamını taşır. Sâlik, kendi varlığında ilâhî hakikatleri idrâk ettiğinde, samediyyet hakikatini de idrâk eder ve bu idrâk neticesinde başka bir varlığa ihtiyacı kalmadığını anlar¹. Bu durum, samediyyetin sâlikin iç dünyasında bir tahakkuk ve idrâk olarak tezahür ettiğini gösterir.

Tasavvufî letâifler bağlamında, samediyyetin doğrudan bir tecellî mahalli olarak kalp, rûh veya sırda belirtilmemesi, onun daha çok bir sıfatın idrâki ve bu idrâkin getirdiği bir hâl olmasından kaynaklanır. Kalp, esmâ tecellîlerinin aynası ve Hakk'ın arşı olarak merkezi bir öneme sahiptir³. Rûh ise nûr, hayât ve ilm-i ledün ile ilişkilidir. Sır ise vahdet, hüvviyet ve A'maiyyet gibi en derin tecellîlerin mahalli olarak kabul edilir. Samediyyet, bu letâiflerde belirli bir hâl olarak değil, sâlikin tüm varlığında Allah'ın mutlak ihtiyaçsızlığını ve kendi mutlak muhtaçlığını kavramasıyla ortaya çıkan bir şuur ve idrâk olarak yer alır. Bu idrâk, sâlikin kalbinde tevhidin yaşanmasıyla⁴ ve nefsin arınmasıyla⁴ kemâle erer. Samediyyetin idrâki, kişinin kendi varlığının sınırlılığını ve Allah'ın sonsuzluğunu kavramasıyla gerçekleşen bir mertebedir⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Ramazan ve Oruç, s. 50“Bunları yapa yapa samediyyet hakikatini idrak eder. Hani dersimizin sonlarında var ya Vahid, Ahad, Samed, Allah… Peki “Samed” neydi? Samediyyet hakikati neydi? ”Oku
  2. 2Samediyyet
  3. 3Ra'd Sûresi, s. 289“Kalp, bütün esmânın tecelli alanıdır; orada hem Mudill hem Hâdî birlikte görünür. Eğer abd kalbini arındırırsa, o kalpte bütün isimler yerli yerinde tecelli ede”Oku
  4. 4Ra'd Sûresi, s. 270“Hakiki tevhid, dilde değil, kalpte ve yaşantıda tecelli eder. • Tasavvufta bu yüzden tevhid-i hâl (hâlin birliği) ve tezkiye-i nefs (nefsin arınması) esastır. •”Oku
  5. 5Karagün Dostuyum (Cilt 2), s. 7“Ruhların âleminden sonra ehadiyyet ve samediyyet âlemlerindeki lâtif, nûrâni ve tek âlemi görmek tabii kabil değildir. O, lâtif ve nûrani âlem bizi görür. Gönlü”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.