Samediyyet kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?
Samediyyet kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dilde ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde "samed", "ihtiyaç görmezlik" veya "her şeyin kendisine yöneldiği mahal" anlamlarına gelir; bu, kelimenin etimolojik kökenine ve sözlük mânâsına işaret eder. Akâid dilinde samediyyet, İhlâs Sûresi'ndeki "Allâhu's-samed" (Allah samed'dir) ayeti bağlamında, Allah'ın kimseye muhtaç olmaması, ancak her şeyin O'na muhtaç olması vechesini ifade eder. Mârifet dilinde ise samediyyet, sâlikin Hakk'a olan mutlak ihtiyacını idrak etmesi ve Hakk'ın hiçbir şeye muhtaç olmadığı şuuruna ermesi şeklinde bir tahkik ve zevk hâlidir; bu, tasavvufî sülûkun temel bir vechesidir.
Detaylı cevap
Tasavvufî kavramların anlaşılmasında kullanılan bu üç dil, bir kavramın zâhirî mânâsından bâtınî hakikatine doğru bir tahkik sürecini ifade eder. Samediyyet kavramı da bu mertebeli anlayış içinde ele alınır.
Lugat Dili: "Samed" kelimesinin lugat mânâsı, "ihtiyaç görmezlik" veya "mutlak bağımsızlık"tır¹. Arapça "samede" (kasd etti, yöneldi) kökünden türeyen "samed", "her şeyin kendisine yöneldiği mahal" anlamına gelir. Bu, kelimenin sözlük anlamı olup, herkesin paylaştığı zâhirî mânâyı temsil eder². Müfessirler dahi ayetlere öncelikle lugat mânâsıyla bakarlar³·⁴.
Akâid Dili: Akâid dilinde samediyyet, İslâmî ilimlerdeki teknik anlamıyla ele alınır. İhlâs Sûresi'nin ikinci ayeti olan "Allâhu's-samed" (Allah samed'dir) bu kavramın asıl menşeidir. Bu bağlamda samediyyet, Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmaması, ancak bütün mahlûkatın O'na muhtaç olması vechesini ifade eder. Bu, Allah'ın birliği (ahadiyyet) ve eşsizliği (küfüv olmaması) ile birlikte, O'nun mutlak bağımsızlığını ve her şeyin kendisine yöneldiği tek merci oluşunu vurgular.
Mârifet Dili: Mârifet, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati ifade eder. Samediyyetin mârifet dili, sâlikin kendi acziyetini ve mutlak fakirliğini idrak ederek, bütün ihtiyaçlarında yalnızca Allah'a yönelmesi ve O'nun mutlak samediyyetini zevkle bilmesidir. Bu, sâlikin sülûkunda, Hakk'a muhtaç olduğu şuurunun tahkiki ve Hakk'ın hiçbir kimseye muhtaç olmadığı hakikatinin müşâhedesiyle gerçekleşir. Hâlidiyye Fassı'nın "samediyyet" bahsi, bu mârifet mertebesini doğrudan ele alır. İbnü'l-Arabî'ye göre mârifet, Allah'ın tecellîleri ve kulların kabiliyetleri arasındaki farklılıklarla da ilişkilidir⁵.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Samediyyet
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377“Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.”Oku
- 3Necm (Yıldız) Sûresi · s.52“Müfessirler belirtilen Âyetlere değişik mertebelerden az farklı ifadelerle mânâ vermişlerdir. Âyete lûgat mânâsı ile baktığımızda;”Oku
- 4Terzi Baba (Cilt 1) · s.297“Müfessirler belirtilen âyetlere değişik mertebelerden az farklı ifade-lerle mânâ vermişlerdir. Âyete lûgat mânâsı ile baktığımızda; “zü” sahip “mirre” kuvvet, A”Oku
- 5Sâd Sûresi · s.82“Mârifet Mülkü İbnü’l-Arabî’ye göre Hz. Süleyman’a verilen bu mülk mârifet mülküdür ve ondan sonra hiç kimseye dünyada aynı şekilde verilmemiştir. Çünkü Allah’ın”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.