Sıfât-ı Subûtiyye niçin Hûdiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?
Sıfât-ı Subûtiyye, Muhyiddîn İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserindeki Hûdiyye Fassı'nda, özellikle "ahadiyyet-i rubûbiyye" (Rablık birliği) kavramı üzerinden anlaşılır kılınır. Bu fass, Hakk'ın bizzat var olduğu kabul edilen ve isbatla bildirilen hayat, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm ve tekvîn gibi sıfatların, Rablık birliği bağlamında nasıl tezahür ettiğini açıklar. İbn Arabî, Yûsuf Fassı'nda zât birliği (ahadiyyet-i zâtiyye) ve ilâhî isimler birliğini (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) ele aldıktan sonra, Hûdiyye Fassı'nda Rablık birliğini (ahadiyyet-i rubûbiyye) işleyerek sıfât-ı subûtiyye'nin bu birlik içindeki yerini ve işleyişini beyan eder¹. Bu, kulun beşerî sıfatlarından sıyrılarak ilâhî sıfatlarla tahakkuk etme sürecinde, sıfât-ı subûtiyye'nin idrak edilmesinin önemini vurgular².
Detaylı cevap
Sıfât-ı Subûtiyye, Hakk'ın ezelî ve sâbit olan olumlu sıfatlarıdır; nefyle değil, isbatla bildirilirler. Klasik akâid tasnifinde sekiz sıfat olarak sayılırlar: hayât, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm ve tekvîn. Bu sıfatlar, tasavvufî idrakte, sâlikin seyr-i sülûk yolunda nefsini temizleyerek ve Hakk'tan gelen ma'nâları idrak ederek beşerî sıfatlarından soyunup ilâhî sıfatlarla tahakkuk etmeye başladığı bir mertebede önem kazanır².
İbn Arabî, Fusûsu'l-Hikem'de her peygamberin temsil ettiği bir hikmeti işler. Hûdiyye Fassı, "ahadiyyet-i rubûbiyye"ye (Rablık birliğine) dayanır³. İbn Arabî, Yûsuf Fassı'nda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini) zikrettikten sonra, Hûdiyye Fassı'nda "ahadiyyet-i rubûbiyye"yi içeren "Hikmet-i Hûdiyye"yi açıklar¹. Bu bağlamda, sıfât-ı subûtiyye'nin tezahürü, Rablık birliği içinde ele alınır.
Sıfât-ı subûtiyye'nin ilk sıfatı olan hayât ile başlar⁴. Bu sıfatlar, kulun kendi beşeriyetinden sıyrılarak ilâhî hakikatlere yönelmesiyle idrak edilir. Örneğin, kulun üzerinde var olan sıfât-ı subûtiyye (hayat, ilim, irâde, kudret, kelâm gibi) başlangıçta beşerî yönden kullanılırken, sülûk ile ilâhî veçheleri açığa çıkar². Kelâm sıfatının yokluğunda diğer sıfât-ı subûtiyye'nin de gerçek anlamda var olamayacağı vurgulanır; bu da bu sıfatların bir bütünlük içinde Rablık birliğinde nasıl işlediğini gösterir⁵. Bu mertebe, sıfat mertebesidir ve Ulûhiyyet'in, yani Allahlık mertebesinin, sıfât-ı zâtiyye ve sıfât-ı subûtiyye ile teçhiz edilmiş olarak zuhura gelmesini ifade eder⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i Hûdiyye · s.9“Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "Zât birliği" (ahadiyyet-i zâtiyye) ile "ilâhî isimler birliği"ni (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) z”Oku
- 2Tasavvuf Izâhları · s.89“.) ------------------- KULU, RAHMÂN'IN SEVMESİ : Sâlik, seyr-i sülûk yolunda, nefsini temizleyerek, Hakk'tan gelen ma’nâları idrak ederek, beşeri sıfatlarından ”Oku
- 3Kelime-i Hûdiyye · s.10“Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)”Oku
- 4Tüm Şiirlerim · s.175“Sıfat-ı subutiyye başlar hayatla,”Oku
- 5Bürûc Sûresi · s.27“Kendileri de itiraf ediyorlar ki; onlarda gerçek mânâ da “kelâm” sıfâtı yoktur. Kelâm sıfatı olmayanda da “Sıfât-ı subûtiyye” den olan (Hayat, İlim, İrâde, Kudr”Oku
- 6Tasavvuf Izâhları · s.127“Burası sıfat mertebesidir. Ahadiyyet, Vahidiyyet Zât mertebesidir. Bazıları Vahidiyyetin de sıfat mertebesi olduğunu söylüyorlar, o da doğrudur. Vahidiyyetinden”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.