İçeriğe atla

Sıfât-ı Zâtiyye nedir?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Sıfât-ı Zâtiyye, Cenâb-ı Hakk'ın zâtına ait, O'nun varlığından ayrılmaz ve O'nunla kaim olan sıfatlardır. Bu sıfatlar, Hak'ın varlığını, başlangıçsızlığını, sonsuzluğunu, yaratılmışlara benzemeyişini, kendi kendine kaim oluşunu ve birliğini ifade eder¹. Tasavvufî idrakte bu sıfatlar, Hak'ın "şehâdet edilebilen" değil, "nefyle bilinen" yönlerini temsil eder; yani "yok değildir" (vücud) veya "sonradan değildir" (kıdem) gibi olumsuzlama yoluyla idrak edilir. İlim ve Hayat gibi bazı sıfatlar da zâtî sıfatlar arasında sayılır ve zâtın sırf mertebesinde zâtın aynısı olarak kabul edilir².

Detaylı cevap

Sıfât-ı Zâtiyye, kelâm ve tasavvuf geleneğinde Allah'ın zâtına özgü nitelikleri ifade eden temel bir kavramdır. Bu sıfatlar, Hak'ın varlığının zorunluluğunu, ezelîliğini ve ebedîliğini vurgular. Klasik akâidde altı temel sıfat-ı zâtiyye bulunur: Vücud (var olmak), Kıdem (başlangıcı olmamak), Bekâ (sonu olmamak), Muhâlefetün li'l-havâdis (yaratılmışlara benzememek), Kıyâm bi-nefsihî (kendi kendine var olmak) ve Vahdâniyyet (birlik)¹·³. Bu sıfatlar, Cenâb-ı Hakk'ın zâtından ayrılmaz ve O'nun varlığının temelini oluşturur. Tasavvufî perspektiften bakıldığında, sıfât-ı zâtiyye, Hak'ın "şehâdet edilebilen" değil, "nefyle bilinen" sıfatlarıdır. Yani, bu sıfatlar, Allah'ın ne olmadığını belirterek O'nun yüceliğini ve aşkınlığını idrak etme yolunu açar. Örneğin, "vücud" sıfatı "yok değildir" şeklinde, "kıdem" sıfatı ise "sonradan değildir" şeklinde anlaşılır. Bazı tasavvufî metinlerde, "ilim" ve "hayât" gibi sıfatlar da sıfât-ı zâtiyye-i ilâhiyye olarak kabul edilir ve zâtın sırf mertebesinde zâtın aynısı olarak görülür²·⁴. Bu durum, özellikle "Hayat" sıfatının diğer sübûtî sıfatların başında gelmesiyle açıklanır; zira hayat olmazsa diğer sıfatların varlığı düşünülemez⁴. Sıfât-ı zâtiyye, tasavvufî sülûkte, kişinin kendi varlığındaki ilâhî sıfatları idrak etmesi ve Hakk'a teslim olmasıyla da ilişkilendirilir⁵. Bu sıfatlar, lâhût âleminin zuhur mahalli olan en üst mertebelerde "saltanat yeri" olarak da ifade edilir⁶·⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4472Sıfat: Nitelik. Sıfât: Sıfatlar; nitelikler. Sıfât-ı ma'neviyye: Mânevi sıfatlar, mânâ sıfatları: Cenâb-ı Hakk'ın hayat ilim, irâde, kudret, kelâm, tekvin gibi Oku
  2. 2Kelime-i Îseviyye · s.205Ve "ilmiyye" ile nitelendirilmesinin sebebi de şudur ki, akıl mertebesinde "ilim", "hayat"tan sonra gelen İlahi sıfatların en şereflisidir; ve sabit hakikatler Oku
  3. 3K1-88
  4. 4TB. Kelime-i Îseviyye · s.137Ama insanın farkı, hayat-ı ilahiyenin içinde olduğunu bilmesi insanın en başta gelen hakikatlerinden birisi budur. Hayat olmazsa diğerleri hiç olmaz, bu nedenleOku
  5. 5Zekât ve İnfâk · s.178Burada verilen zekât tüm varlığında bulunan sıfât-ı subitiyelerin ve sıfat-ı zâtiyyelerin hakka teslim edilmesi ile sıfât-ı ilahiyyeye dönüşmesi ve Ef’âli İlâhiOku
  6. 6DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.204Yukarıdaki kat ve direkler ise sıfat-ı zâtiyye ve sıfat-ı subutiyyenin saltanat yeridir. Oranın da üst kısmı olan teras ise lâhût âleminin zuhur mahallidir.Oku
  7. 7Aşk ve İrfân Yolunda · s.204Yukarıdaki kat ve direkler ise sıfat-ı zâtiyye ve sıfat-ı subutiyyenin saltanat yeridir. Oranın da üst kısmı olan teras ise lâhût âleminin zuhur mahallidir.Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.