Sîr-ı ilallâh ile Sîr-ı fillâh arasındaki sıra nasıldır?
Sîr-i ilallâh ve Sîr-i fillâh, tasavvufî sülûkun temel mertebeleridir ve sâlikin Hakk'a doğru ilerleyişindeki sıralı aşamaları ifade eder. Öncelikle sâlik, "seyr-i ilallâh" ile Allah'a doğru bir yolculuğa çıkar; bu, nefis mertebelerini aşarak ilâhî isim ve sıfatlara yönelişle gerçekleşir ve Musa (a.s.)'ın makamıyla ilişkilendirilir¹·². Bu yolculuk, "fenâ fillâh" makamına ulaşmanın ilk adımıdır ve sülûkun nihayetine ermiş olanın "seyr-i fillâh"a yöneldiği bir geçiş noktasıdır³. "Seyr-i fillâh" ise Allah'ta seyir, yani Hakk'ın varlığında Hakk'ın varlığını idrak ederek hayatı sürdürme hâlidir ve enbiyanın dâima terakkide olduğu, nihayeti olmayan bir makamdır⁴. Bu iki seyir, sâlikin Hakk'a ulaşma ve Hakk'ta var olma sürecindeki ardışık ve derinleşen tecrübelerini gösterir.
Detaylı cevap
Tasavvufî sülûkta sâlikin mânevî yolculuğu, çeşitli seyir mertebeleriyle ifade edilir. Bu mertebelerden ikisi, "seyr-i ilallâh" ve "seyr-i fillâh"tır. Sıralama açısından "seyr-i ilallâh" önce gelir ve sâlikin Allah'a doğru yaptığı yolculuğu temsil eder⁵·⁶. Bu seyir, nefis mertebelerinin aşılmasıyla başlar ve tevhid-i ef'al ile tevhid-i esmâ seyirlerini kapsar⁷·⁸. "Seyr-i ilallâh", sâlikin kendi varlığından sıyrılarak Hakk'a yönelmesi, yani "fenâ fillâh"a doğru ilerlemesidir³. Bu makam, Musa (a.s.)'ın makamıyla özdeşleştirilir ve "Fefirrü ilallah!" (Zâriyât, 51/50) emrinin lezzetini idrak eden kâmil insanın hâlidir¹·⁹.
"Seyr-i ilallâh"ın tamamlanmasının ardından "seyr-i fillâh" makamına geçilir³. "Seyr-i fillâh", Allah'ta seyir anlamına gelir ve sâlikin Hakk'ın varlığında Hakk'ın varlığını idrak ederek yaşamasıdır⁴. Bu seyir, tevhid-i sıfat ve tevhid-i zât seyirlerini içerir⁷·⁸. "Fenâ fillâh" makamına ulaşan sâlik için "bekâ billâh" hâsıl olur ve bu makamda "seyr-i fillâh" ile iki âlemde seyerân salâhiyeti kazanılır¹⁰. Enbiyanın dâima terakkide olduğu bu seyir, nihayeti olmayan bir makam olarak kabul edilir⁴. Dolayısıyla, sâlik önce Hakk'a doğru yol alır ("seyr-i ilallâh"), ardından Hakk'ta varlığını idrak eder ve Hakk'la seyreder ("seyr-i fillâh").
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i Tevhîd · s.350“Seyri: "Seyr ilallah" Allah'a seyirdir. &10024; Seyri: "Seyr ilallah" Allah'a doğru yolculuktur. İdrakı: Kur'an-ı Kerim'in Bakara Suresi 2/115 ayetinde: ”Oku
- 2İnci Tezgâhı (2) · s.138“. --------- Sefer yolculuk (isr) sınırları (90) Km. (9) Museviyyettir, orada (isr) yolculuk, sefer vardır ve orası “sey-ri ilâllah” Allah’a doğru’dur. (10) İsev”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.368“Bâyezid o insân-ı kâmilin irşâdından, ma'rifette ziyâdelik tahsil etti. Sülükünde müntehi olan o Hz. Bâyezid, başka müntehâya erişti. İkinci mısrâ'daki “âhar”, ”Oku
- 4TB. Kelime-i İshâkiyye · s.68“Zîrâ enbiyâ "seyr-i fıllâh"da dâima terakkidedir; yani Allah’ta seyirde Allah’ın varlığında seyir, hani “Tin” suresinde فِۤى اَحْسَنِ تَقْوِيمٍ “güzellik içinde”Oku
- 5Sohbet Arası Sohbetler (25) · s.115“Buna " seyr-i fillah " denmekte, Allah da seyr. Evvela, " seyr-i ilallah " Allah’a doğru gidiş, " seyr-i meallah " Allahla birlikte seyir, " seyr-i anillah" All”Oku
- 6İnci Tezgâhı (2) · s.139““Seyr-i Fillâh” Allah ta seyr’dir. (12) Hakikat-i Muhammediyye dir. “Seyr-i billâh-anillâh” Allahtan, Allah ile seyr’dir. 184 Bu sefer ise hicret Haktan halkadı”Oku
- 7DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.145“Ayrıca seyrü sülûk yöntemine göre nefsânî tarikatlardan 244 sayılan Halvetîliğin Uşşâkîlik şubesinin şeyhlerinden olan Necdet Ardıç Efendi, beş hazret mertebele”Oku
- 8Aşk ve İrfân Yolunda · s.145“Ayrıca seyrü sülûk yöntemine göre nefsânî tarikatlardan 244 sayılan Halvetîliğin Uşşâkîlik şubesinin şeyhlerinden olan Necdet Ardıç Efendi, beş hazret mertebele”Oku
- 9Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1270““Ey benim “Fefirrü ilallah!” (Zâriyât, 51/50) emrimin lezzetini görmüş ve benim bu emrime ittibâ' için vefâ göstermek husüsunda canını benim irâde- me teslim et”Oku
- 10Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.630““Sır-feşan”da “sır” “meyil ve arzû” ma'nâsına olmak münâsib olur. Ya'ni “Hakîkî bir sûrette Hak'ta fâni olursan, bu fenâ-fillâhtan sonra bekâ-billâh makamı hâsı”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.