İçeriğe atla

Sîr-ı ilallâh ile Sîr-ı fillâh aynı kaynaktan mı doğar?

Kavram FarkıOrta düzey25 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Sîr-i ilallâh ve Sîr-i fillâh kavramları, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerini ifade etmeleri sebebiyle aynı kaynaktan doğmazlar; aksine, birbirini takip eden ve kemâle doğru ilerleyen bir yolculuğun aşamalarıdır. Sîr-i ilallâh, sâlikin Allah'a doğru yaptığı yolculuktur ve nefs mertebelerinin aşılmasıyla gerçekleşir. Sîr-i fillâh ise, sâlikin Allah'ın varlığında seyretmesi, O'nunla birlikte olması ve fenâ makâmına ulaşmasıdır ki bu, sülûkun zirve makâmıdır ve nihayeti yoktur. Peygamberler dâima sîr-i fillâh'ta terakkidedirler ve halkı sîr-i ilallâh'a davet ederler¹.

Detaylı cevap

Tasavvufî yolculukta sâlikin mânevî ilerleyişi, farklı seyir mertebeleriyle ifade edilir. Bu mertebelerden ilki sîr-i ilallâh'tır. Bu seyir, sâlikin Allah'a doğru yönelmesi, O'na ulaşma gayesiyle çıktığı bir yolculuktur¹. Necdet Ardıç Efendi'nin ilâhî seyirle ilişkilendirdiği beş hazret mertebelerinden Tevhid-i ef'al ve Tevhid-i esmâ seyirleri, sîr-i ilallâh olarak açıklanır². Bu, nefs-i emmareden başlayarak nefs mertebelerinin aşılmasıyla mümkün olan nazari bir süreçtir³. Sîr-i ilallâh, sülûkun başlangıç ve orta aşamalarını kapsar; sâlikin kendi benliğinden sıyrılarak Hakk'a yönelmesidir.

Sîr-i fillâh ise, sîr-i ilallâh'ın tamamlanmasından sonra başlayan ve nihayeti olmayan bir makâmdır⁴. Bu, sâlikin Allah'ın varlığında seyretmesi, O'nunla birlikte olması ve O'nun varlığını idrak ederek hayatını sürdürmesidir¹. Fenâ fillâh makâmı, sîr-i fillâh'ın bir tezahürüdür; sâlikin kendi vücud iddiasından soyunup Hak'la kâim olduğu hâldir. Tevhid-i sıfat seyri, sîr-i fillâh olarak belirtilirken, Tevhid-i zât seyri ise sîr-i maallah (Allah'la birlikte seyir) olarak ifade edilir². Hz. Bâyezid-i Bistâmî gibi kâmil insanların makâmı, sîr-i ilallâh'ın nihayeti olup, oradan sîr-i fillâh'a kadem basmışlardır⁴. Peygamberler dâima sîr-i fillâh'ta terakkidedirler ve halkı sîr-i ilallâh'a davet ederler¹. Bu durum, sîr-i ilallâh'ın sâlikin Hakk'a doğru yolculuğu, sîr-i fillâh'ın ise Hakk'ın varlığında gerçekleşen bir seyir olduğunu açıkça ortaya koyar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i İshâkiyye, s. 68“Zîrâ enbiyâ "seyr-i fıllâh"da dâima terakkidedir; yani Allah’ta seyirde Allah’ın varlığında seyir, hani “Tin” suresinde فِۤى اَحْسَنِ تَقْوِيمٍ “güzellik içinde”Oku
  2. 2Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Ayrıca seyrü sülûk yöntemine göre nefsânî tarikatlardan 244 sayılan Halvetîliğin Uşşâkîlik şubesinin şeyhlerinden olan Necdet Ardıç Efendi, beş hazret mertebele”Oku
  3. 3Sohbet Arası Sohbetler (25), s. 115“Buna " seyr-i fillah " denmekte, Allah da seyr. Evvela, " seyr-i ilallah " Allah’a doğru gidiş, " seyr-i meallah " Allahla birlikte seyir, " seyr-i anillah" All”Oku
  4. 4Mesnevî Cilt 4 · Beyit 2170 (s. 101)“Bâyezid o insân-ı kâmilin irşâdından, ma'rifette ziyâdelik tahsil etti. Sülükünde müntehi olan o Hz. Bâyezid, başka müntehâya erişti. İkinci mısrâ'daki “âhar”, ”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.