Sîr-ı ilallâh ile Sîr-ı fillâh aynı kaynaktan mı doğar?
Sîr-i ilallâh ve Sîr-i fillâh kavramları, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerini ifade etmeleri sebebiyle aynı kaynaktan doğmazlar; aksine, birbirini takip eden ve kemâle doğru ilerleyen bir yolculuğun aşamalarıdır. Sîr-i ilallâh, sâlikin Allah'a doğru yaptığı yolculuktur ve nefs mertebelerinin aşılmasıyla gerçekleşir. Sîr-i fillâh ise, sâlikin Allah'ın varlığında seyretmesi, O'nunla birlikte olması ve fenâ makâmına ulaşmasıdır ki bu, sülûkun zirve makâmıdır ve nihayeti yoktur. Peygamberler dâima sîr-i fillâh'ta terakkidedirler ve halkı sîr-i ilallâh'a davet ederler¹.
Detaylı cevap
Tasavvufî yolculukta sâlikin mânevî ilerleyişi, farklı seyir mertebeleriyle ifade edilir. Bu mertebelerden ilki sîr-i ilallâh'tır. Bu seyir, sâlikin Allah'a doğru yönelmesi, O'na ulaşma gayesiyle çıktığı bir yolculuktur¹. Necdet Ardıç Efendi'nin ilâhî seyirle ilişkilendirdiği beş hazret mertebelerinden Tevhid-i ef'al ve Tevhid-i esmâ seyirleri, sîr-i ilallâh olarak açıklanır²·³. Bu, nefs-i emmareden başlayarak nefs mertebelerinin aşılmasıyla mümkün olan nazari bir süreçtir⁴. Sîr-i ilallâh, sülûkun başlangıç ve orta aşamalarını kapsar; sâlikin kendi benliğinden sıyrılarak Hakk'a yönelmesidir.
Sîr-i fillâh ise, sîr-i ilallâh'ın tamamlanmasından sonra başlayan ve nihayeti olmayan bir makâmdır⁵. Bu, sâlikin Allah'ın varlığında seyretmesi, O'nunla birlikte olması ve O'nun varlığını idrak ederek hayatını sürdürmesidir¹. Fenâ fillâh makâmı, sîr-i fillâh'ın bir tezahürüdür; sâlikin kendi vücud iddiasından soyunup Hak'la kâim olduğu hâldir. Tevhid-i sıfat seyri, sîr-i fillâh olarak belirtilirken, Tevhid-i zât seyri ise sîr-i maallah (Allah'la birlikte seyir) olarak ifade edilir²·³. Hz. Bâyezid-i Bistâmî gibi kâmil insanların makâmı, sîr-i ilallâh'ın nihayeti olup, oradan sîr-i fillâh'a kadem basmışlardır⁵. Peygamberler dâima sîr-i fillâh'ta terakkidedirler ve halkı sîr-i ilallâh'a davet ederler¹. Bu durum, sîr-i ilallâh'ın sâlikin Hakk'a doğru yolculuğu, sîr-i fillâh'ın ise Hakk'ın varlığında gerçekleşen bir seyir olduğunu açıkça ortaya koyar.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1TB. Kelime-i İshâkiyye · s.68“Zîrâ enbiyâ "seyr-i fıllâh"da dâima terakkidedir; yani Allah’ta seyirde Allah’ın varlığında seyir, hani “Tin” suresinde فِۤى اَحْسَنِ تَقْوِيمٍ “güzellik içinde”Oku
- 2DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.145“Ayrıca seyrü sülûk yöntemine göre nefsânî tarikatlardan 244 sayılan Halvetîliğin Uşşâkîlik şubesinin şeyhlerinden olan Necdet Ardıç Efendi, beş hazret mertebele”Oku
- 3Aşk ve İrfân Yolunda · s.145“Ayrıca seyrü sülûk yöntemine göre nefsânî tarikatlardan 244 sayılan Halvetîliğin Uşşâkîlik şubesinin şeyhlerinden olan Necdet Ardıç Efendi, beş hazret mertebele”Oku
- 4Sohbet Arası Sohbetler (25) · s.115“Buna " seyr-i fillah " denmekte, Allah da seyr. Evvela, " seyr-i ilallah " Allah’a doğru gidiş, " seyr-i meallah " Allahla birlikte seyir, " seyr-i anillah" All”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.368“Bâyezid o insân-ı kâmilin irşâdından, ma'rifette ziyâdelik tahsil etti. Sülükünde müntehi olan o Hz. Bâyezid, başka müntehâya erişti. İkinci mısrâ'daki “âhar”, ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.