İçeriğe atla

Şîsiyye Fassı ile anlatılmak istenen temel hakîkat nedir?

Fass İçeriği1 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Şîsiyye Fassı ile anlatılmak istenen temel hakîkat, Hz. Âdem'in oğlu Hz. Şît (a.s.) üzerinden ilâhî atâ ve hibe kavramıdır. Bu fass, insanın kendi hiçliğini idrâk etmesiyle kesâfetini ortadan kaldırıp nûra dönüşmesini ve Hak'tan gelen ilâhî nefes/atâ ile saîd olmanın sırrına ermesini vurgular. Özellikle "Hikmet-i Nefsiyye" veya "Hikmet-i Nefthiyye" olarak adlandırılan bu hikmet, kişinin Rabb-ı hâs'ını idrâk etmesi ve teslimiyetle mârifet-i Rabbâniyye'ye ulaşmasıyla ilişkilidir¹.

Detaylı cevap

Şîsiyye Fassı, Fusûsu'l-Hikem'de Hz. Şît'e tahsis edilmiş olup, "Hikmet-i Nefsiyye" veya "Hikmet-i Nefthiyye" olarak anılır². Bu hikmet, ilâhî nefes ve atâ kavramlarını merkeze alır. Hz. Şît'in Hz. Âdem'in "hibe çocuk" olarak nitelendirilmesi, bu ilâhî atânın sembolüdür². Fassın temelinde, insanın kendi hiçliğini idrâk etmesi yatar. Bu idrâk, kişinin kesâfetini ortadan kaldırarak nûra dönüşmesini sağlar ve fakr halinin başlangıcıdır³. Bu durum, kişinin zâlim ve câhil gibi görünen beşerî vasıflarından sıyrılarak Hak'ka ârif olmasına, amaiyyet hakikatine ulaşmasına bir iltifattır⁴. Şîsiyye Fassı, aynı zamanda her kulun özel Rabbi olan Rabb-ı hâs kavramıyla da bağlantılıdır. Kişi, kendi Rabb-ı hâs'ını idrâk ederek mârifet-i Rabbâniyye'ye ulaşır ve teslimiyet ile rıza ekseninde saîd olmanın sırrını keşfeder⁵. Bu mertebede yapılan ameller, zâhiren şeriat mertebesinde olsa da, ikilik anlayışının terk edilmesiyle hakîkat ve ma'rifet mertebesinde icra edilir⁶. Nihayetinde, bu fass, Hak'ın Zâtı'nın idrâkine işaret eder; mana hasıl olduktan sonra "kul" adı altında ister "HU", ister "BEN", ister "biz" densin, murad hep O'nun Zâtı'dır⁷·⁸. Bu, beşeriyet aklının kabulleneceği bir "ben" değil, hakikati idrak etmek için büyük bir eğitime ihtiyaç duyulan bir "ben"dir⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Risâle-i Gavsiyye · s.47Amel-i salihi hakîkât ve ma’rifet mertebesinde yapanların ibâdetleri ancak bu şekilde olmaktadır. Zâhiren şeriat mertebesinde kılındığı şekilde yapıldığı şekildOku
  2. 2Hz. Şît a.s.
  3. 3Risâle-i Gavsiyye · s.42Birisi yapılan eksi fiillerden dolayı pişmanlık duyarak acziyetini anlamak diğeri ise kişinin kendi hiçliğini idrâk etmesidir ki burada anlatılmak istenen acz dOku
  4. 4İsrâ Sûresi · s.70Zâlim ve câhil olan insân’a yüklenen bu hakikatlerde, bu ifadeler yerme gibi gözüküyorsa da aslı itibarıyla iltifattır. İnsân-ı Kâmil câhildir, kendi nefsinin cOku
  5. 5İsmail Fassı
  6. 6Risâle-i Gavsiyye · s.47Amel-i salihi hakîkât ve ma’rifet mertebesinde yapanların ibâdetleri ancak bu şekilde olmaktadır. Zâhiren şeriat mertebesinde kılındığı şekilde yapıldığı şekildOku
  7. 7Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) · s.37Anlatılmak istenen mana hasıl olduktan sonra, “kul” adı altında, ister “HU” desin, ister “BEN” desin, ister “biz” desin, ister “onlar” desin mana hep aynıdır; mOku
  8. 8Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.37Anlatılmak istenen mana hasıl olduktan sonra, “kul” adı altında, ister “HU” desin, ister “BEN” desin, ister “biz” desin, ister “onlar” desin mana hep aynıdır; mOku
  9. 9İnsân-ı Kâmil (Cilt 1) · s.111Anlatılmak istenen özet mana şudur: - Zat olarak tavsif edilen SEN, bu kulluk vasıflarınla tayin edilen sen değil… Bir de: - BEN… Demiştim... Bu da, hakikatim oOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.