İçeriğe atla

Süleymâniyye Fassı ile anlatılmak istenen temel hakîkat nedir?

Fass İçeriği0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Süleymâniyye Fassı ile anlatılmak istenen temel hakîkat, yeryüzünde ayrı ayrı semavî dinler olmadığı, sadece İslam dininin var olduğudur. Diğer dinler olarak adlandırılanlar, İslam dininin Hz. Adem (a.s) ile başlayan seyrinin o peygamber dönemindeki mertebeleridir. Bu hakîkat, "Hakikat-i Süleymaniyye"nin "Hakikat-i Muhammediyye"ye bağlı olduğunu idrak etmekle anlaşılır¹·². Dolayısıyla, Süleymâniyye Fassı, dinlerin özünde birliğini ve Hakikat-i Muhammediyye'nin küllîliğini vurgular.

Detaylı cevap

Süleymâniyye Fassı, tasavvufî idrakte dinlerin zahirî farklılıklarının ötesindeki birliğe işaret eder. Bu fassın temel vurgusu, "Hakikat-i Süleymaniyye"nin "Hakikat-i Muhammediyye"ye olan bağlılığıdır¹·². Bu bağlılık, yeryüzünde müstakil semavî dinler bulunmadığı, aksine tek bir İslam dininin var olduğu hakikatini ortaya koyar. Diğer dinler olarak bilinenler, aslında İslam dininin farklı peygamberler dönemlerindeki tezahürleri ve mertebeleridir¹. Bu anlayış, dinlerin özünde bir ve aynı kaynaktan beslendiğini, farklı peygamberler aracılığıyla farklı zamanlarda insanlığa sunulan hakikatlerin, Hakikat-i Muhammediyye'nin geniş kapsamı içinde yer aldığını gösterir. Bu bağlamda, Süleymâniyye Fassı, sâlikin dinler üstü bir idrake ulaşmasını, zahirî ayrılıkların ötesindeki vahdeti müşâhede etmesini hedefler. Bu, aynı zamanda, "İnsân-ı Kâmil"in kendi nefsinin cahili olup beşeriyetinden sıyrılması ve Hakk'a arif olmasıyla da ilişkilendirilebilir; zira hakikatlere sadece zahirî anlamlarıyla bakmak, özü ve hakikati idrak etmeyi zorlaştırır³. Mürşid-i Kâmil elinden aşk badesi içip fenâfillah hâsıl olmayan bir sâlikin, "Hu" dediğinde dahi kendi zannı ve tasavvuru üzere Hakk'ı tahayyül etmesi gibi, dinlerin zahirine takılıp kalmak da hakikatin bütüncül idrakini engeller⁴·⁵. Süleymâniyye Fassı, bu engelleri aşarak Hakikat-i Muhammediyye'nin küllî birliğini ve tüm dinlerin bu birliğin farklı mertebeleri olduğunu idrak etmeyi amaçlar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Er-Rahmân · s.125Böylece “Hakikat-i Süleymaniyye” nin “Hakikat-i Muhammediyye” ye bağlı olduğunu kolayca anlayabiliriz. Esasen, yer yüzünde ayrı ayrı semavi dinler yoktur, sadecOku
  2. 2Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.127Böylece “Hakikat-i Süleymaniyye” nin “Hakikat-i Muhammediyye” ye bağlı olduğunu kolayca anlayabiliriz. Esasen, yer yüzünde ayrı ayrı semavi dinler yoktur, sadecOku
  3. 3İsrâ Sûresi · s.70Zâlim ve câhil olan insân’a yüklenen bu hakikatlerde, bu ifadeler yerme gibi gözüküyorsa da aslı itibarıyla iltifattır. İnsân-ı Kâmil câhildir, kendi nefsinin cOku
  4. 4Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.288Anlatılmak istenen mânâ hasıl olduktan sonra KUL adı altında ister HU desin ister BEN desin ister BİZ desin ister ONLAR desin mânâ hep aynıdır. Murat onun zatıdOku
  5. 5Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi · s.25Muhyiddini A’rabı hazretleri şöyle buyurur: “Anlatılmak istenen bu ma’nâya bir çok arifler işaret bile etmemişlerdir; çünkü böyle icab etmiştir.” Akla gelen şudOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.