Tasavvufta Ârif kavramının tanımı nedir?
Tasavvufta ârif, Hak'ı tanıma makamına erişmiş, mârifet sahibi kişidir. Lugatte 'tanıyan, bilen, irfân sahibi' anlamına gelen ârif, tasavvufî sülûkun kemâl noktası olan mârifet mertebesine ulaşmış sâliktir¹. Ârif, ilim sahibi âlimden farklı olarak, bilgiyi sadece öğrenmekle kalmayıp, onu müşâhede ve yaşantı yoluyla idrâk eden, Hakk'ı bilfiil tanıyan kimsedir¹. Hadîs-i şerîfteki "men arefe nefsehû fa-kad arefe rabbeh" (kim nefsini tanırsa Rabb'ini tanır) düsturu, ârifliğin temelini oluşturur ve mârifetin nefsini tanımakla başladığını gösterir. Ârif, Kur'an gibi tevhide ve vahdete davet eder².
Detaylı cevap
Ârif, tasavvufta sâlikin mârifet makamına ulaşmış hâlidir. Bu makam, sülûkun dört kademeli sıralamasının (şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet) kemâli olarak kabul edilir. Ârif ile âlim arasında önemli bir fark vardır: Âlim bilgi sahibidir, ârif ise mârifet sahibidir; bilgi öğrenilirken, mârifet müşâhede ile elde edilir¹. Klasik tasavvufî ifadeyle, "el-âlim ya'rifu, el-ârif yeshhedu" yani âlim bilir, ârif şâhid olur. Ârifin bilgisine mârifet denir ve bu, Allah'a dair bilginin yanı sıra bütün varlık ve olayların mahiyeti hakkındaki bilgiyi de kapsar¹.
Mârifetin kademeleri, ârifin makamlarını belirler: İlme'l-yakîn (bilgi seviyesindeki yakîn), Ayne'l-yakîn (gözle gören seviyedeki yakîn) ve Hakk'el-yakîn (yaşayarak idrâk eden seviyedeki yakîn). Kâmil ârif, Hakk'el-yakîn mertebesindedir; yani Hak'ı bilfiil yaşayarak idrâk eder. Ârif, bu âlemde her an kendinden zâhir olan ahkâma nâzır olup, o zâhir ve mahsûs ahkâmın manalarına intikal eder³. Bu sayede kendi istidadını bildiği gibi, başkalarının istidadına da vâkıf olur³.
Ârif, öyle bir fenâ (yok oluş) ile şereflenmiştir ki, kendisinin bütün vasıfları yokluk diyarına gitmiş, kendiliğinden ad ve nişan kalmamıştır⁴·⁵. Ondan her ne meydana gelirse, ona ait değildir⁴·⁵. Bu durum, ârifin himmet sahibi olmaması gerektiği düşüncesiyle de ilişkilendirilir; çünkü ârifin kendiliğinden bir iradesi kalmamıştır⁴·⁵. Ârif, Kur'an gibi tevhide ve vahdete davet eder ve onlardan bahseder². Tasavvuf ehli, ârifleri "veli, evliya, Hakk aşığı, hikmet ehli" gibi isimlerle de ifade etmişlerdir⁶·⁷.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Ramazan ve Oruç · s.151“İşte böylece “Regaib” gecesi ifadesiyle başlayan hakikat yolculuğu “Arif-i billah” hükmü ve yaşantısı ile neticeye ermiş oluyor. 37 Kurban bayramı öncesi Hacca ”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.1750“Arif Kur'an gibi tevhide (Allah'ın birliğine) ve vahdete (birliğe) davet eder ve onlardan bahseder. Bu kitaplar ise, mecazi varlık âlemi olan kevnî işlerden (ya”Oku
- 3Kelime-i Süleymâniyye · s.458“Binâenaleyh ârif, bu âlemde her ânda kendinden zâhir olan ahkâma nâzır olup, o ahkâm-ı zâhire ve mahsûsenin ma’nâlarına intikāl eder. Ve bundan kendi isti’dâdın”Oku
- 4Kelime-i Lûtiyye · s.93“Mirza Babür, tasavvuf ehli ile sohbet edermiş. Bir gün eski Semerkand'ın hisarı üzerine yan üstü yatıp "Ârifte himmet olmaz, ârifte himmet olmaz!" diye bağırdık”Oku
- 5Reşahât — Aynü'l-Hayât · s.261““Duydum ki, Mirza Babür tasavvuftan anlamak iddiasında imiş. Meclisinde tasavvufa dair musâhabeler olurmuş. Kendisi bu taifeye itikât hâlinde imiş. Böyleyken ”Oku
- 6Dur Rabbın Namazda (Cilt 1) · s.184“. ---------- Felsefe nefsin işi, tasavvuf Hakk’ın işidir. T.B. ---------- Evvelki nesiller, akl-ı selim insanlara bilge diyorlardı.T.B. ---------- İslâmın tasav”Oku
- 7Lokmân Sûresi · s.34“İz--T-B- ---------- Felsefe nefsin işi, tasavvuf Hakk’ın işidir. T.B. ---------- Evvelki nesiller, akl-ı selim insanlara bilge diyorlardı.T.B. ---------- İslâmı”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.