İçeriğe atla

Vech-i Hak ile Vech-i halk aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?

Çaprazlama23 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî idrâkte Vech-i Hak ile Vech-i halk, ahadiyyet mertebesinde kesret ve kesâfetten münezzeh olan Hakk'ın, vâhidiyyet mertebesinde a'yân-ı sâbite (sâbit hakikatler) aynalarında zuhuruyla birleşir. Bu buluşma, Hakk'ın nefes-i rahmânîsi ve vücûd-ı hakkânîsi ile halkın yüzlerini (vecihlerini) açması, yani gayb perdesini kaldırmasıyla gerçekleşir. İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'inde vech-i Hak, Hakk'ın hüviyyet ve zâtına işaret ederken, vech-i halk, Hakk'ın ilminde sâbit olan eşyanın suretleridir. Bu iki vechin buluşması, Hakk'ın halkta, halkın da Hakk'ta müşâhede edilmesiyle, yani kesretin aynasında vahdetin idrâk edilmesiyle tahakkuk eder¹·².

Detaylı cevap

Vech-i Hak ve Vech-i halk kavramları, tasavvufta varlığın birliği (vahdet-i vücud) anlayışının temelini oluşturur. Hakk'ın latîf vücudu, ahadiyyet mertebesinde kesret ve kesâfetten münezzehtir¹. Ancak vâhidiyyet mertebesinde, ilâhî esmâ ve sıfatların tafsîl bulduğu bu kademede, a'yân-ı sâbite (eşyanın ezelî mâhiyetleri) Hakk'ın ilminde sâbit olur. Bu a'yân-ı sâbite, Hakk'ın zuhur ettiği aynalar gibidir. Hakk'ın nefes-i rahmânîsi ve vücûd-ı hakkânîsi, bu ilmî suretler üzerine tecellî ettiğinde, halkın vechini, yani yüzünü açar, gayb perdesini kaldırır². Bu durumda, "halk" olarak adlandırdığımız çok sayıdaki suretler, aslında Hakk'ın o aynalardaki zuhurudur ve hepsi Hak'tır¹.

Bu buluşma, arifin idrâkinde gerçekleşir. Ârif, kendi nefsinden zararın ref'i hakkında Hakk'ın hüviyyetinden suâl etse de, esbabın tamamının özel bir haysiyetle Hakk'ın aynı olmasından mahcûb olmaz³. Yani, halkın fiilleri ve varlığı, Hakk'ın fiillerinin ve varlığının bir tecellîsi olarak görülür. Bu makamda, sâlikin kendi fiillerinin müstakil olmadığını, fâilin Hak olduğunu görmesi (fenâ-yı ef'âl) gibi, varlığın da Hak'tan ibaret olduğunu idrâk etmesi (fenâ fillâh) söz konusudur. Bu idrâk, Hakk'ın halkta, halkın da Hakk'ta müşâhede edildiği bir ma'rifet makamıdır⁴. Dolayısıyla, "kevn" (var edilmişler) hakkında hem "halktır" hem de "Hak'tır" denilebilir; hatta "Hak olan halktır" da denilebilir⁵. Bu, Hakk'ın her vecihten halk olmadığı gibi, her vecihten de Hak olmadığı, ancak belirli bir vecihten halk, belirli bir vecihten Hak olduğunun idrâkidir¹·⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i İdrîsiyye, Bölüm 168“Paragraf: İmdi Hak, bu vech ile halktır. İbret alınız! O vech ile de halk değildir. Tezekkür edin! (14) ----------------- Yani ayan-ı sabitelerinde aynı vahide ”Oku
  2. 2Kelime-i İshâkiyye, s. 87“"Vücûd-i Vâhid-i Rahmân'ın hükmü bir mertebede başka ve diğer mertebede başka değildir. yani kendinde başka zuhur yerinde başka değildir. Velâkin nefes-i rah­ma”Oku
  3. 3Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları, Bölüm 301“Ve "gayr" ile muradım, vücûhullahdan bir vech-i hâstır; ve muhakkak Hak Teâlâ vücûhullahdan bir vech-i hâssı ta'yîn eyledi; ve o dahi "vech-i hüviyyet”le müsemm”Oku
  4. 4Kelime-i İbrâhîmiyye, s. 128“İmdi ma’rifet-i vücûdda, meşârib ve ezvâk bu makām-ı ma’lûm iktizâsınca muhtelif olup ba’zısı, Hak için vücûd isbât ederek, halkı Hak’ta müşâhede ettiği; ve ba’”Oku
  5. 5Kelime-i Hûdiyye, s. 97“Ve Hak, abd için bir vech ile vikaye (perde) oldukda; ve abd dahi, bir vech ile Hak için vikaye (perde) oldukda, sen kevn hakkında ne istersen de! Eğer istersen”Oku
  6. 6Kelime-i İdrîsiyye, s. 112“Paragraf: İmdi Hak, bu vech ile halktır. İbret alınız! O vech ile de halk değildir. Tezekkür edin! (14) ----------------- Yani ayan-ı sabitelerinde aynı vahide ”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.