Vemâ uberri-u nefsî(c) inne-nnefse leemmâratun bi-ssû-i illâ mâ rahime rabbî(c) inne rabbî ġafûrun rahîm(un)
"Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir" dedi.
Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yarlığadığı müstesna. Muhakkak ki, Rabbim bağışlayıcı ve merhametlidir.
Bu ayet, insan nefsinin doğasındaki kötülüğe meyilli yapıyı ve bu durumdan ancak ilahi rahmetle kurtulabileceğini vurgular. Anahtar kavramlar, nefsin emredici yönünü, kötülüğü ve Allah'ın bağışlayıcı ve merhametli sıfatlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): برأ kelimesi, bir şeyden uzaklaşmak, ondan arınmak anlamına gelir. 'Berra'tühu min keza' (onu şundan temize çıkardım) ifadesi, onun o şeyden uzak olduğunu, suçsuz olduğunu beyan etmektir. Ayetteki 'mâ uberri'u nefsî' ifadesi, Yusuf'un kendi nefsini günah ve hatadan tamamen arındırmadığını, onun da beşerî zaaflara sahip olabileceğini itiraf etmesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu fiil, 'bir şeyi bir şeyden ayırmak, uzaklaştırmak' anlamında mecazi olarak kullanılır. Ayetteki kullanımı, kişinin kendi nefsini kusurlardan ve günahlardan uzak tuttuğunu iddia etmemesi, yani kendini aklamamasıdır. Bu, nefsin doğasındaki eksikliği kabul etmektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nefs kelimesi, Kur'an'da farklı anlamlarda kullanılır. Bazen ruh, bazen beden, bazen de bir şeyin özü ve hakikati anlamına gelir. Bu ayette 'nefsî' (benim nefsim) ve 'inne'n-nefse' (şüphesiz nefs) ifadeleri, insanın içsel benliğini, irade ve arzuların kaynağını ifade eder. Yusuf (a.s.) kendi içsel benliğinin de hataya meyilli olabileceğini kabul etmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nefs' kavramının Kur'an'da hem bireysel varoluşu hem de insanın içsel benliğini, arzularını ve eğilimlerini ifade ettiğini belirtir. 'Nefs-i emmâre' (kötülüğü emreden nefs) tabiri, nefsin olumsuz, bencil ve günaha meyilli yönünü vurgular. Ayetteki 'nefsî' ve 'enne'n-nefse' kullanımları, bu içsel benliğin ilahi rahmet olmaksızın kötülüğe yönelme potansiyeline işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Nefs, canlı varlıklarda hayatın ve idrakin kaynağıdır. İnsan için ise, hem ruhsal hem de bedensel yönleri kapsayan bir bütünlüktür. Ayetteki 'inne'n-nefse le-emmâretun bi's-sûi' ifadesi, nefsin, insanı kötü fiillere sevk eden, sürekli kötülüğü telkin eden bir güce sahip olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Emr kelimesi, bir şeyi istemek, buyurmak anlamına gelir. 'Emmâra' ise mübalağa sigası olup, bir şeyi çokça ve ısrarla emreden demektir. 'Nefs-i emmâre', insanı sürekli olarak kötü fiillere, şehvetlere ve günahlara sevk eden, onlara zorlayan nefis demektir. Bu, nefsin kontrol edilmesi gereken, olumsuz bir yönünü ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Bu kelime, 'emr' kökünden türemiş bir mübalağa ism-i failidir. Nefsin, kötülüğü sadece bir kez değil, sürekli ve ısrarlı bir şekilde emretme eğiliminde olduğunu gösterir. Ayetteki kullanımı, nefsin doğasında var olan bu güçlü ve baskın kötüye yönelme potansiyelini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sû' kelimesi, her türlü çirkin, kötü ve zararlı şeyi ifade eder. Bu, hem ahlaki kötülükleri hem de maddi zararları kapsar. Ayetteki 'bi's-sûi' ifadesi, nefsin insanı günahlara, ahlaksızlığa ve Allah'ın hoşnut olmadığı her türlü fiile yönlendirdiğini belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Sû', bir şeyin zıddı olan hayrın karşıtıdır. Hem fiillerdeki çirkinliği hem de sonuçlardaki zararı ifade eder. Nefsin 'emmâra bi's-sûi' olması, onun insanı sürekli olarak kötü akıbetlere yol açacak fiillere teşvik ettiğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sû'' kelimesinin Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, günah, musibet, zarar, çirkinlik gibi farklı bağlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayette, nefsin insanı ahlaki ve dini açıdan yanlış olan her şeye yönlendirme eğilimini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet, kalpteki incelik ve şefkatten kaynaklanan bir iyilik ve ihsan etme arzusudur. Allah'a nispet edildiğinde ise, O'nun kullarına lütuf ve ihsanıdır. Ayetteki 'illâ mâ rahime Rabbî' ifadesi, nefsin kötülükten ancak Allah'ın merhameti ve koruması sayesinde kurtulabileceğini, aksi takdirde kötülüğe meyilli olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rahmet' kavramının Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olduğunu ve O'nun yaratılmışlara karşı gösterdiği lütuf, şefkat ve bağışlayıcılığı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, nefsin kötülükten ancak ilahi rahmetin bir sonucu olarak korunabileceği fikri, Allah'ın merhametinin insan hayatındaki merkezi rolünü gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğufrân, bir şeyi örterek onu korumak demektir. Allah'ın 'Ğafûr' olması, kullarının günahlarını örten, onları bağışlayan ve cezalandırmayan anlamına gelir. Bu ayette, nefsin zaafına rağmen Allah'ın bağışlayıcılığının, tövbe eden kullar için bir umut kapısı olduğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Ğafûr, günahları çokça bağışlayan demektir. Bu sıfat, Allah'ın kullarına karşı olan engin affediciliğini ve merhametini gösterir. Ayetteki 'İnne Rabbî Ğafûrun Rahîm' ifadesi, Yusuf'un (a.s.) Allah'ın bu yüce sıfatlarına olan inancını ve güvenini yansıtır.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/53. “Ve nefsimi temize çıkarmıyorum. Şüphe yok ki: Nefis kötülüğü pek fazla emredicidir. Rab'bimin esirgemiş olduğu müstesnâ. Muhakkak ki: Rab'bim çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.” Yani nefsi emmâre kendini kayırır. Bunların arasında kayırmayanlar da vardır.