İçeriğe atla
Tâhâ 14Cüz 16 · Sayfa 313

Tâhâ Sûresi 14. Âyet

طه

Sohbete sor

İnnenî ena(A)llâhu lâ ilâhe illâ enâ fa'budnî veekimi-ssalâte liżikrî

"Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl."

Tâ-Hâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Yukarıda Cenâb-ı Hakk (c.c) “Ben senin Rabb’inim” diye hitâb etmişti, işte kişiye rûbubiyyet hükümlerini idrâk ettikten sonra Ulûhiyyet hükümlerini dinle ve Ulûhiyyeti idrâk etmeye çalış, demektedir.

Bu Âyet-i Kerîme ile Efendimiz (s.a.v)’in yolu açılmak tadır. Ulûhiyyet mertebesi Efendimiz (s.a.v) ait bir mertebedir ve şu an bahsettiğimiz mertebeler olmaz ise Efendi-

miz (s.a.v) yol bulamayız. Ve Cenâb-ı Hakk (c.c) Mûsevîyyet mertebesinde bulunan kişiyi terbiye etmek açısından burada Ulûhiyyet mertebesinden hitâp etmektedir.

Bu Âyet-i Kerîmeler Kûr’ân-ı Kerîm’de olmasına rağmen Tevrâtî Âyetlerdendir.

Cenâb-ı Hakk (c.c) doğrudan doğruya hakîkâti Muhammedî hükmüyle Zâtından “Bana ibâdet et” diyor.

“Ve gerçek olan Ulûhiyyet makamımı idrâk etmen için dosdoğru namaz kıl!” Burada bahsedilen namaz şartlanmalarımız doğrultusunda bildiğimiz namaz değildir, fiziken yapılan ibâdetlerin yanı sıra burada namazın hakîkâtleri idrâk edilmektedir ve hayaldeki bir Allah’a değil gerçek Allah’a yönelme olmaktadır.

Mûsâ (a.s.)’ın bu hitâbı tek bir yönden değil bütün yönlerden duyduğu belirtilmektedir. Her ne kadar ağaç olarak belirtiliyor ise de, bu ağaç özümüzde olan gerçek varlığımızın ifâdesidir.

Baş taraflardaki Âyeti kerîme’ler de, Ahadiyyet Ulûhiyet-i tanıtmıştı, burada ise Ulûhiyyet Ben Allah'ım” diyerek kendini tanıtmaktadır. Bu hususlara dikkat etmemiz hakk’ı tanımamızda bizlere daha çok geniş ufuklar açacaktır.

Mûsâ (a.s.) Daha sonraları bu ve benzeri Âyeti kerîmede bildirilen “namazı ikâme et” hükmünü kavmine tebliğ ettikten sonra, kavim bunu alıyor fakat bir türlü başlarını secdeye koymuyorlar ve Cenâb-ı Hakk (c.c) Cebrâil (a.s.)’a Tûr dağını kavmin üzerine kaldırmasını emrediyor. Cebrâil (a.s.) anında kanatlarını altına sokarak Tûr dağını kavmin üstüne getiriyor, Mûsâ (a.s.) “ya secdeye kapanırsınız ya da Tûr dağını üzerinize düşecek” dedikten sonra secdeye varıyorlar ancak acaba Tûr dağı üzerimize düşecek mi, düşmeyecek mi diye merak ederek bir taraftan da yukarıya bakmayı ihmâl etmiyorlar.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(7)