İçeriğe atla
Âl-i İmrân 18Cüz 3 · Sayfa 52

Âl-i İmrân Sûresi 18. Âyet

آل عمران

Sohbete sor

şehida(A)llâhu ennehu lâ ilâhe illâ huve velmelâ-iketu veulû-l'ilmi kâ-imen bilkist(i)(c) lâ ilâhe illâ huve-l'azîzu-lhakîm(u)

Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Âl-i İmrân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(18) (ŞehidAllahu enneHU la ilâhe illâ HUve, vel Melâiketü ve ülül ılmi kaimen Bil kıst* lâ ilâhe illâ HUvel Aziyz'ül Hakîm;)

“Allah Teâlâ, kendisinden başka bir ilâh bulunma-dığına adâletle kâim olarak şahitlik etmiştir.

Melekler de, ilim sâhipleri de - şahitlikte bulun-muşlardır.- O azîz, hakîmden başka asla bir İlâh yoktur.

Yukarıdan beri gelen Âyetlerin oluşturduğu, yani evvelâ imân eden, sonra dua eden, tövbe eden, ikilik üzere devam eden yaşantısında vahdeti amaçlıyor ise ve buna erişmek için gerekli herşeyi yaparak, kendi varlığını ortadan kaldırıyor ve ezelden ebede mevcut olan Allah teâlâ kalıyor ise, yani izâfi benlik kalkıyor İlâh-î benlik kalıyor ve imânı ikâna dönüşüyor ise, işte bu Âyet-i Kerîme orada tahakkuk ediyor demektir. Hakk kendi varlığıyla sâkin kendi varlığı üzere kalmış oluyor ve Ben’den başka kimse yok diyerek kendi kendine şahit oluyordur. Ve bunun böyle olduğuna meleklerde şahit olarak tasdik ediyorlar ve ilim sahipleride aynı şekilde şahitlerdir. Hakîm ismiyle hakkıyla hükmeder.

Allah kendi kendine şahittirki ondan başka İlâh yoktur.

Zât-î olan bu Âyet-i Kerîme, tevhid yolunda çok önemli bir aşamadır, kişi bu halin bünyesindeki hakikatini idrak ettiği zaman kendisinde var zannettiği nefsi benliği ortadan kalkar, ve Hakk onun ağzından kendi varlığını ortaya koymuş olur burası “ikân” yani teklik vadisidir. Hakikatini yaşayanlar bilir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(7)